Unuttum

Bir okurumdan bir buçuk ay evvel gelen bir mektuba halâ cevap yazmadım. Benim çok vefalı okurum diyor ki: "Hemen haftada bir gün, kaleme sarılır, bir yazınıza karşı duyduğum sempatimi izhar ederim. Siz bir soruma bir aydır cevap vermediniz, bu ne vefasızlık?" Okuruma, gazetemdeki sütunumda cevap vermek isterim. Benden niçin vefa umuyor? Benim, neden hafızamı bu [...]

Ağlama, hıçkır!

Son gelen Fransız dergilerinin bir kaçında, bir taşın üstüne oturmuş ağlayan kırk beşlik bir Alman'ın fotoğrafı var. Meğer bu adam, II. Cihan Harbi'nde Ruslara esir olmuş ve on üç sene esarette kaldıktan sonra karısına kavuşmuş. On üç yıldır kimse ile evlenmeden bekleyen karısının gösterdiği sadakat ve vefa için ağlıyor. İşin ehemmiyet taşıyan ciheti şu: Adamın [...]

Ukalâlığa sitem

- Gir içeri basamaktan be çocuk!- Ukalâlık etme sen bakalım! İşte tramvayın basamağından, ihtiyar bir adamcağıza on dördünde bir çocuğun verdiği cevap. Bu hadisede, ihtiyar adam, hiç de ukalâlık yapmamış, bir ikazda bulunmuştu. Fakat bazı halde de gerçekten ukalâlığa tahammül edilmez. Ama ne zaman, hangi olayları, hangi hareketleri ukalâlık olarak vasıflandıracağız? İzahı tasvir ve fikri [...]

Hahambaşının ziyareti…

Hahambaşının İzmir ziyaretini benim gibi merakla takip ediyor musunuz? Munislikle yumuşamış ihtiyar bir gövdenin üstüne konan baş portresi ile, Kenan diyarının dinini temsil eden bu Rafael Efendi, cidden sempatik bir adam. Lâf mı bu, bütün Musevilerin yegâne din ulusu. İzmir'e geliyor, cemaatin onu toptan misafir etmek istemesine rağmen kadim bir dindaş ve arkadaşın evinde kalıyor. [...]

İş bıyıkta değil ki..

Dost Pakistan'dan da hoş, hatta tuhaf haberler gelmeye başladı. Her halde dün, gazetelerde okumuşsunuzdur. Erkeklerin bıyık burması yasak edilmiş. Çünkü onlar bu işi, bıyıklarına biçim vermek için değil, kadın ve kızlara takılmak, her rastgelen kuşun etini yemek maksadıyla yapıyorlarmış. Ne dersiniz okurlarım, bu haber, sizin için pek büyük bir sürpriz taşımıyor, değil mi? Çünkü bıyık [...]

O kadın okusun

- Dur canım, yavaş ol, ayağım gitti. - Görmedik a beyim! Ne yapalım?! Şu Güzelyalı tramvayında galiba artık seyahat imkânı kalmadı. Hele akşamları tıkış tıkış! Önümde duran hatun ise terbiye sınırından geçmiş değil. Tramvayın ne meşin halkalarını tutmuş, ne de başka bir yere istinat ediyor. Arabanın her sarsıntısında, bir iki yaylanıp üzerime çullanıyor. Ayağımın nasırında canım [...]

Aşkın posası

Kafası kızdı diye karısını doğrayan, boğazlayan canavarlar da var ya; bunların içinde, bir bedbaht hızını yenememiş, ekmek bıçağı ile doğradığı sevgilisinin kanlı vücudu defnedilmeden, adliye koridorlarında bir nutuk atmış, "Seviyordum, aşıktım, bir gün gülmedim, kavuşamadık birbirimize; hep acı çektim." Şu budala ne sanıyordu acep? Hem aşık olacak, hem de sevincinden göbek mi atacaktı? Vah gidi [...]

İskemle ile konuştum

O bahçeyi ben her zaman görürüm ya, hiç bir zaman bu türlü sakin rastlamamışım. Geçen gün öğle sıcağında uğrarayım dedim. Bir de ne göreyim? Benden başka kimse yok. Ha unutuyordum: Bir de iskemle var. Şimdi gel de iskemle beğen bakalım:  -"Garson, yavrum şunu siliver." Hayır hayır şuraya oturacağım. Ne o, orası daha mı iyi; yok [...]

Bu ne hal hacılar?

Haçtan dönenlerin içinde gözüm öyle birisine takıldı ki, hani bin yıl yaşasam, bir o kadar düşünsem, hacı olacağı aklıma gelmezdi. Bu vesile ile, gazetelerde çıkan diğer fotoğrafları da tetkik ettim. Müslüman okurlarım güncenmesin ama, sonu "a" ile biten en hırpani meslek bile bu kadar kılıksız olmazdı.  Düşünün, 27 bin hacı!.. Bunlar bir devrede Türkiyemizden gidenlerin [...]

Öp arslanım öp

Gazetelerde, İstanbul'a gelen Kore gazisinin, vapurdan iner inmez vatan toprağını öpüşünü gördünüz mü? "Ana Vatan" sözündeki hikmet, şimdi ne güzel ayan oldu, değil mi? Doğduğumuz günden bu tarafa bizim, geçmiş asırlardan bu yana ise milletimizin, kucağında dinlendiği bu toprakta, bizi çeken şey nedir? Bunun yüzde yüz izahını yapamazsınız ki. Vatan bu! Hastalık gibi, elektrik gibi, [...]