Kasabalı Mehmet

İzmir'in pek yakından, fakat ne yazık ki içkili gazinolarda ud icra eden bir çalgıcı olarak tanıdığı Kasabalı'yı geçen gün bin cefa ile yetiştirdikleri radyo sanatkârları arasında bir kere daha fedakarlık heykeli gibi yükselmiş buldum. Şu bizim fakir kurulup fakirane devam eden radyomuzun ilk çalışma günlerinde onu bir kışlık gazinoda keşfetmiş olmanın hazzını ömrüm oldukça unutmayacağım. [...]

Gölge satan belediye

Ege şehirlerinden birinde geçen günler içinde cereyan eden bir hadise belki birçoklarınızın dikkatinden kaçmıştır. O şehrin belediyesi (Denizli olacak) bir çınarın gölgeliğini kiraya vermiş. Çınarın gölgesi müsakkaf (tavanı örtük) mı sayılır, milli korunma kanununun şümulüne girer mi? Yoksa artırma eksiltmeye mi tabi olarak kiralanmış bilmiyorum ama, işin mana tarafı oldukça ağır basıcıdır. Bir zamanlar dünya [...]

Ya bizim Beethoven’imiz?

Türkiye radyoları on beş gün öncesinden başlıyan haklı ve yerinde bir vefa ile dünya musikisinin en büyük evlâdı Ludwig van Beethoven’i anmaktadır. Küçük yaşta musikiye karşı duyduğu iptilâ ve ateşi Viyana’da söndüren, orada Haydn, Mozart gibi kıymetlerle tanışan Beethoven’i anmak bakın kaç sebepten lâzımdır. Lâzımdır; çünkü bu dâhi adam, cihan musikisine, başta dokuzuncu senfoni olmak [...]

İki dinin öpüşmesi

Dünya Ortodokslarının şarktaki en büyük mümessili Athenagoras cenaplarının Cumhurbaşkanımızın yanında çıkan resmini gazetelerde gördünüz mü? Demokrat bir memlekette her vatandaş köşke girer, Cumhurbaşkanı ile görüşür ve poz poz resim çektirebilir; bu, bir mesele değildir. Resmin bence asıl ehemmiyetli tarafı, Hıristiyan dininin büyük “ulu” su ile, Diyanet işleri reisimiz münevver ve muhterem Eyyüp Sabri beyin yanyana, [...]

Neden böyle mükedderiz?

Halimize uzaktan bakan kimse, elimize taşlar alıp dövünesi bir duruma geldiğimizi rahatça fark eder sanırım. Aralarında hiçbir ayrılık gözetmeden her hadise karşısında, ne de çabuk üzülüyor, olanları karamsıyor ve sümsükleşiyoruz. Birkaç kuşak ve göbek arkamızda kalan büyüklerimizin, en büyük felaketi bile kader adlı bir kuvvete yoran dayanıklı, kalender bir hali vardı. Çok şükür, maziden gelen [...]

İyi etmiş

Ankara'da, bilmem kime ait yüksek bir sosyeteye Münir’i davet etmişler. Bu arada, düne kadar Bomonti'de okuyan ve kabiliyeti sebebi ile Ankara radyosuna alınan küçük Nusret Ersöz’le sanatını takdir ettiğim Muallâ Mukadder Atakan da çağırılmış. Münir okumuş, sonra Muallâ okumuş. Bunu müteakip delikanlıya sıra gelmiş. Ondan da, isteye isteye Münir’in bestelediği pek de ahım şahım bir [...]

Bülbül

Dün gece, hayırdır inşallah, kendimi bir çiçekli bahçede buldum. Dört yanımda kendi işleriyle meşgul olan insanlar vardı. Bahar, ılık esintisi ve yumuşak karakteri ile ruhları doldurmadaydı. İşte sevinmesi gerektiren bu ahval içinde, birden bire karşımda korkunç bir mahlûk gördüm. Çengel gibi gagası, pis bir yüzü, keçi sivriliğinde bir boynu vardı. Neresine baksam iğrenesi bir kaçınma [...]

Kanun alâkasından uzak kalmış işçiler

Geçenlerde bu sütunlarda yazdığım “Ücretli Hafta Tatili” adlı yazımı okuyan bir işçi, işçilere karşı, sade benim değil her Türk'ün göstermekle vazifeli bulunduğu alâkayı esirgemediğim için bana teşekkür ediyor, fakat iki uzun sahifeyi kaplayan mektubunda Hikmet İşseven “Biraz da bizi” diye söze başlıyor. Bu okuyucumun yerinde yaptığı ikaza ben de teşekkür ederim. O kendi gibi tezgâhtar [...]

Sözüm ona…

Harunürreşid’in hilâfeti sırasında, sonradan gözden düşerek zehirletilen İbnirrumî adlı bir şairin iki mısraı meşhurdur. Şair, Harunürreşid’in kendisini zehirleteceği haberini çok önceden sezmiş olmalı ki, çok sevdiği padişahtan gelecek kötülüğe karşı şöyle demiştir: “Ey habibim, sana demem öldürme beni”Öldür gam değil bu; düşmanlara güldürme beni” Aynı yolun yolcularını, aynı hisle bağlı olanları günün birinde nâmerd bir [...]

Ağız

Dün bir dostumla kahvelerin birinde oturmak, şöyle bir fasıl, havadan, sudan konuşarak hoşça vakit geçirmek istedik. Tam bu sırada yanımıza, siyaseti rezaletle aynı mânada anlıyan tiplerden biri çıka geldi. Üç ay evvel, boğazının damarlarını gere gere müdafaa ettiği bir dostunu, şimdi, yerin dibine sokmak için, içinde, esastan yana bir şey bulunmayan nice vesile balonlarını şişir [...]