Beni okuyanlara sevgi dolu olarak

İlk mektup New York’tan sevgili Talat Halman’dan. Milliyet’te, bir gün ara ile aynı sütunu bölüşmemizden yana mutlu. Gönlünü ivedi bir mektupla İstanbul’a uçuruvermiş. Bu inceden de ince dostla Milliyet kadrosunda buluşmak ne güzel! Sevgili Halman’a ben de Şardağ’ı postalıyorum. Sayın Emel GazimihalYeşilyurt Fener Cad. 13/15 İSTANBULMektubunuza, ince duygularınıza teşekkür ederim. Dil konusunda yalnız TRT sunucularını [...]

Gorbaçov kokteyli

Neredeyse heykelini dikmeyi önerecektik Gorbaçov’un. Başta Amerika olmak üzere Avrupalı devlet adamlarının bu kıvrak Rus’a tuttukları alkışta, haklılık payı çok. Sonuçta barış kurtulacak, bir yandan da Rus liderinin yumuşak yönetimi yerleşecek. Dünya da “oh” diyecek. Bundan Türk’e ne? İyi ama efendim bundan Türk’e ne, ne pay çıkardı ki? Başta Ruslar olmak üzere tüm dünyanın Müslüman [...]

Sayın Özal’a Danışman

Cumhurbaşkanımız Turgut Özal, konuşmaya ve konuştukları ile de dikkatleri çekmeye yapı itibariyle meraklıdır. Geçmiş yüzyıllarda, “Sükut altındır” diyenlere pek katılmam. Yüce Mevlânâ, kötü niyetle susanları daha sakıncalı bulmuş olmalı ki, “Konuş, konuş a kaltaban! Kötü niyetle susacağına, iyi niyetle bir şeyler söyle” der. Şu var ki, sözcükler ağzımızdan çıkmadan önce sıkı bir elekten geçmiş olmalı. [...]

Dış politikamız ve Hoca Sadettin Efendi

En az elli yıl ötelere uzanık, TBMM'den kaçırılmamış bir dış politika görüşümüz var mı? Komşu İran’ın “İslam Devrimi” yutturmacasıyla, tüm İslâm ülkelerini hükmü altına alacak dış siyaset planı, İslâm dünyasının beyninde güm güm ötüyor. Yunanistan’ın, Yunanistan için bir Megalo’su, Kıbrıs’ın tümü için de bir Akrides planı sinsi yörüngesinde. ALLAH’A EMANET Evet, esen rüzgârlara göre yön [...]

TRT’nin Dili

Eğitim Dairesi’nin iyi niyetli başkanı, sunucu adayları için ders koymuştu TRT’de… Kabullenmeden önce koşulumu öne sürmüştüm: “Yardımcınız olan hanım kızımız, ilk dersime girip beni dinlesin; gerekli görürseniz dersleri sürdürürüm.” Bir daha çağrılmadım. Çağrılmadım, çünki gençler sordular: “Hocam, yoğurt mu diyeceğiz, yourt mu?” “Yoğurt elbette” dedim. “Rüzgâr mı diyelim, ruzgâr mı?” deyince de “elbette rüzgâr” diye [...]

Yeni bir gazetede yeni bir yıl

Son yaprağı kopuyor bu gece, eski takvimin. 1989’un bitiminden sesleniyorum dostlarıma, okurlarıma. Ne ki bu kez kalemimi Milliyet’e aktararak… Öğrenciliğim yıllarında, Siirt Milletvekili Mahmut Nedim Bey’in elindeyken de okur, tanırdım onu. Ali Naci Karacan Milliyet’i de tıpkısı çizgideydi. Aydın Doğan Bey’in maddi ve manevi sahipliğinde de tıpkısı bir Milliyet. Atatürkçü çizgide, saldırganlıktan uzak, özgür bir [...]

Örtünme’den öncesi ve örtünme konusu

Ulu Allah, Kur’ân’da şöyle buyuruyor “İnanan kullarıma söyle, puta tapanlarla (kafirlerle) güzel güzel konuşsunlar.” (İsrâ* Sûresi: 53) Kâfirlerle bile güzel güzel konuşmamızı istiyor Allahımız “Türban” bahanesiyle Türkiye’yi parçalamaya çalışanlar buna karşı çıkanlar birbirimizi ısırıp duruyoruz. ÖRTÜNMEYE GİRMEDEN ÖNCE Bu tartışmalar, bu kavgalar niçin? Ömründe bir kez Kur’ân’a eğilmemiş, İslâm dinine sırt çevirmiş aydınlar, ilgisizler ve [...]

Yine Humeyni…

Türkiye Cumhurbaşkanı’nın, Humeyni ve İran İslam Cumhuriyeti aleyhinde konuştuğunu gördünüz mü? Ama İran Cumhurbaşkanı Hameney, hani şu, Başbakan Mûsavî’nin (*) ağabeyi olduğu halde, bunu gizleyen ve aynı soyadı kullanan Hameney, bir bildirisinde, “Türkiye’de halka dayalı adil bir hükümet yoktur; küfür yönetimi vardır” diyebiliyor. Sevdiğim Meclis Başkanımız Sayın Necmeddin Karaduman’ın ağzından, İran rejimini yerici sözler duydunuz [...]

Ey halk, senin namına…

Muvafakatin kusurları yok mu, elbette var. Fakat köstekli müstakil gazetelerin bugünlerde sütle yıkanmış gibi pirüpâk edip süslediği, allayıp pullayarak halkın oyuna sunduğu muhalefetin de cascavlak hüviyetini gücümüz yettiği ölçüde belirtmeliyiz; tâ ki tarafsızlığımız biline! Kurulduğu ilk günlerde, samimî ve ılık muhabbetimi esirgemediğim muhalefet partimizin bugün düştüğü hangi tezadına dokunayım. “Halk namına” diyerek giderayak düştüğü hangi [...]

Atatürk’ün adıyla…

İlk fıkramı senin adınla taçlamak isteyişim, sadece gönüllere sinmiş, dillerde tekrim olan [yüceltilen] adını anmak için değildir. İlk fıkramda olduğu gibi, öteki fıkralarımda da zaten, yolumun Kemalizmin zeval bulmaz [kaldırılamaz] prensipleri olduğu anlaşılacaktı. Fakat sen, yürekten özlediğin ve sağlığında bir kaç defa tecrübesine bile giriştiğin demokrasi havasının, şu intikal rüzgârları içinde namert sesler ve kalemlerle [...]