Radyolarımızda matem

Millî matem günlerinde, acılı anlarımızda radyomuz mateme nasıl katılacaklar? Doğrusu bu, biz de henüz kavranılmış bir şey değil. İyi niyetimiz bol, samimiyetimiz de aşikâr. Fakat bu işi lâyıkıyla ifa edemiyoruz. Bir takım eli kalem tutan yazarlar ve bazı gazetelerimiz, son zelzele felâketine uğrayanlar için musiki neşriyatını kesmedi diye radyolarımıza hücumlarda bulundular. Bunlara göre böyle felâketlerde [...]

Aman Boyacı

Şu Londralı meşhur canavarın fotoğrafını gazetelerde gördünüz, değil mi? Uzun ve narin bir boy, uzamış saçlar, uzağa bakan yorgun gözlerini halkalayan yuvarlak gözlükler. Hani, bir felsefe tarihi profesörü ile başbaşasınız gibi bir şey. Adam evladının hayvanlar sınıfına elçi olarak, onlarla bağdaşabilir, diye gönderdiği şu kana susamışın zalim aslını nasıl da ince ve hisli bir nikap [...]

Canavara ikram !

Yeni bir mavi sakal İngiltere'de, 18-19 yaşları arasındaki dört genç kızı boğup parçalamış. Onların şu anda talihsiz kadavraları üzerine eğilen sadece adalettir. Geçmiş yıllar içinde, eşlerine İspanya, Fransa, yine İngiltere'de rastlanan bu canavar mikaplarını yakaladıkça astılar. İngiliz adaletinin de, eğer ele geçirebilirse, yapacağı şey bundan ibarettir. Bir faydası mı var ki.. Bir defa bu sayısız [...]

Orada bile..

Geçenlerde Ankara'ya gitmiştim. Bir ihtiyacı gidermek için girdiğim belediyenin yaptırdığı temiz bir tuvaletten çıkarken gözüme duvara asılı bir ücret levhası göründü:  Küçük abdest 5 kuruş, saç tarama 3, el yıkama 2 kuruş, yekunü, yani toplamı on kuruş. İçimden geçen ilk hitap şu oldu: "Hay gözün kör olmasın senin hesap gibi; burada da mı karşıma çıktın!" [...]

Taponcu

Bizim gazetede bir havadis: Mısır'ın müflis kralı, İtalya'nın gece hayatında ihtilal yaratmış. Hani, "Alışmış kudurmuştan beterdir." diye bir laf vardır. Bu adam azmanı da işbu atasözümüze uyarak yeni şöhretler sağlamaya koyulmuş. Onun memleketinde yaptığı bin bir kepazeliği sineye çektikten sonra bu hükümdar eskisi kocası ile hudut dışına giden vefa şampiyonu Neriman'ın, Faruk'tan en sonunda boşanması [...]

Ocak

Zelzelenin yurdumuzun şirin köşelerinin yağmaya veren hazin fotoğraflarını, yüreğimiz ezilmeden seyredemiyoruz. Orta Asya'dan kalkıp kuruyan deniz sebebi ile kendisine yurt edinmeye mecbur olduğu gündenberi ne hazin talihtir şu bizim talihimiz! Denizlerin kuruması, toprakların kayması, su taşması ve nihayet yer sarsılması ile yoğrulan bu cefa görmüş millet, insanı derin derin düşündürüyor. Fakat yine gazetelerimizden, resmi kaynaklardan [...]

Koltuk

Geçen gün bizim meşhur Kulakçı Fahir'le konuşurken: "Yahu otur hele şu koltuğa" dedi. "Seni bir muayene edeyim". Neden bilmem, oldum olası, koltuk kelimesinden bir irkinti duyarım. Bütün insanlar kâinata birer koltuğa yapışmak maksadıyla da gelmiş olsalar -hani biraz da böyledir ya- yine bu ürküntü benden kaybolmaz vesselâm. Hakkım da yok mu? Koltuğun hangi şekli ve [...]

Mehdi’ye dair

Bugünkü yobazgâhlarda insanı, dairemsi bir kara sakaldan ümit bekletecek kadar seviyesizleştiren sefil bir akide öğretilmektedir; yazık!RÜŞTÜ ŞARDAĞ İki patates kafa üstünde taşıdıkları ticari gözlere dikkat ettim. Gazete üstünde olmakla beraber karşımda, sanki aslından farksız bir bakışla duruyorlar. Belli ki bunlar, bize bakarken bile başka tarafları görür gibidirler. İhtimal kasketleri altından, kendilerine göre ufuk kadar uzak [...]

Güzel bir çirkin

Otobüsteyim. Kalabalık içine ihtiyar bir kadın giriyor. Oturanlara bakıyorum, kimsede bir kıpırdama yok. Sevimli, nur yüzlü anacık, tutunacak bir şey arıyor besbelli. İki yanına yalpa yapıyor. Pencereye tutunmak istiyor, fakat bizim şu miadını dolmuş oynak otobüsümüz onu öbür yana atıyor, demiri tutmak ümidine kapılıyor, buna da gücü elvermiyor. Ayaktayım; “gel anne şöyle” deyip kendi durduğum [...]

Nafile yetişemeyiz

Biraz göbek peyda ettiğimden mi nedir, dün sabahleyin, Basmahane-Alsancak otobüsü burnumun dibinde olduğu halde, bütün seğirtmeme rağmen yetişemedim. Bir sıçradım, o benden önce “fırttt” diye dümeni, kordona doğru kıvırıverdi. Tam bu sırada ense kökümde biten deli dolu arkadaşım, “Nafile” dedi, “senden de geçmiş; yanı başındaki otobüse yetişemedin! Aranızda on adımlık mesafe olsaydı, yüreğim yanmazdı.” Bozulmadım [...]