Matematik üstüne…

İyi dostum Dr. Petek, her zamanki gibi güzel olan radyo sohbetlerinden birini, bizdeki matematik öğretimine ayırıp bazı hocalar için biraz sitemkâr konuştu diye bir kısım öğretmenlerden haksız tarizlerle dolu mektuplar almış. Haksız diyorum, çünkü benim de, radyoda söylenmeden evvel kendisinden dinlediğim bu konuşmanın hedefi, öğretmenden daha çok öğretim sistemiydi. Çocuklarımızın yüzde sekseni bu kolay ve [...]

Ve minallahi Tevfik

Vatan gazetesi namına 1945 yılında yaptığım bir memleket seyahatinde, Gelibolu'ya da, Türk tarihinin iki büyük kahramanını sinesinde barındıran bu bahtiyar ilçeye de uğramıştım. Bahtiyar diyorum; çünkü Gelibolu, bir çok askeri işleri ve büyük mesuliyetleri bulunan büyük bir askerin elinde, çok kısa zamanda medeni bir şehir olmanın hususiyetlerine sahip olmuştu. Şehirdeki zabıta işleri mi, belediye faaliyetleri [...]

Meslek seçerken

Dün, Kültürpark'ın Dokuz Eylül kapısı ile kahveler arasında bir daire çizen yoldan, dehşetle yarış ederek geçen iki at arabasına rastladım. İki tekerlekli ve tek atlı arabaların çılgın arabacılarına dikkat ettim. Ceketlerinin yakaları bir yana, mintanları öbür yan, herhalde akılları da başlarından başka bir yana uçup gitmişti. Basmahane meydanını ok meydanı sanarak deli deli koşturdukları atları, [...]

Rağmen

Okulda bir öğrencim sormuştu: “Rağmen’in mânası nedir?” diye. Anlattım, bir şeyler söyledim ama, kendim de pek hoşlanmadım doğrusu; hocanın kar helvası gibi. Sonra efendim, dün akşam, hayırdır inşallah midemin hafifliğine rağmen dolgunca bir rüya gördüm. Biri eğilmiş kulağıma; diyor ki: “Günlerden yarın Pazar, hafif ve şakacı fıkranı unutmıyasın!” Dostlardan gördüğüm bütün alâkaya rağmen bugünlük klâsik [...]

Yemediğimiz herze mi kalmıştır?

Bilmem efendim, siz de İstanbul gazetelerinden ve İzmir basınından öğrendiniz mi? İstanbul'da at etinden sucuk imali öğrenilir öğrenilmez, belediye, haklı olarak bütün dikkatini şu noktaya çevirmiş: Acaba at etinde sağlığa zarar verecek bir nesne var mı? Tahliller yapılmış, at budundan yapılmış pastırmalar, vücudunun çeşitli kısımlarından kıyılıp doldurulmuş sucuklar incelenmiş, hamdolsun muzır bir şey bulamamışlar… Hatta [...]

Aptallığa methiye

Dün ona yine uzun uzun baktım. Şişman bir kadın yüzü gibi dolgun ve etli yanakları, şiş şiş gözleri ile ne kadar sıcaktı. Sual sordum, o başka şeyden söz etti. Hep uzak memleketlerde, başka iklimlerdeki aptal adındaki kendimize benzer insan kardeşlerinden ayrı kalmanın hasretini çeker gibiydi. Birden bütün aptalları düşündüm. Hepsi de dalgın, hepsi de bizim [...]

Sür sadeden

Evvelsi gün, bahardan nişan veren, gün güneşlik havada, Karşıyaka'nın bir kır kahvesi önünden geçiyordum. Yaşlıca, hafif göbekli, saat kösteği yelek ceplerinden sarkan babacan bir adam, önüne çektiği iskemleyi müteakip, garsona kahvesini ısmarladı. Tam bu sırada benim dikkatimi garsonun sesi çekti: -Sür sadeden! Birkaç defa şu kahveyi ben de tecrübe etmedim değil. Fakat her defasında, dilimde [...]

Mütatabbip ve müteşair*

İki talihsiz meslek vardır; Doktorluk ve edebiyatçılık. Bu memlekette her rastladığınız insanda bütün bilgi ve hünerlerden eser kalmasa, bütün ihtisas kaynakları kurusa bile işte bu iki meslek hamdolsun gürül gürül akmakta devam eder. Çünkü doktorluk ve ediplikten anlamayana rastlamak mümkün değildir. Dikkat buyurulursa yanlış anlaşılmaz sanırım; sözüm, avuç içi kadar bir paçavrada, mürettipten başka kimsenin [...]

Allahımdan yalvarırım

“Küçük Şenay!..” Zaman zaman firaklı bir ana babayı yürekten yakıp, büyük bahtsızlıkların içine atmak için bu iki kelime kâfi geliyor. Biliyorsunuz; tırnağı etinden sökercesine bir akşam karanlığında Yamanlar kampında anasından kaçırılıp götürülen ve bir daha da izi bulunmayan zavallı yavrunun hikâyesi, bu günlerde yine ortalığa dökülmekle iki bedbaht ana babanın bir ümit kıvılcımı halinde gönlünü [...]

İnsan, şu unutmayan hayvan

Amerikalı mütefekkir S. Levy'nin, sosyolojinin menşei adlı eserini okurken bir müşahede, dikkatimi kuvvetle üzerine çekti. Tanınmış tetikçi, on beş yıl süren inceleme ve araştırmalarına esas olmak üzere, evvelâ fert olarak insanın, kâinat içindeki diğer mahluklardan ayıran tarafı üzerine eğilmiş, fakat on beş sene sonra elleri boş dönmüştür. Öyle cins maymunlarla birlikte yaşamıştır ki bunların gülüp [...]