Bir operetten ilhamlar

George Duhamel’in bir hikayesi vardır. Bir adam tiyatroya gider, sahneye bakar, bakar; eve dönünce sırtüstü yatarak düşünür. Yahu, der, ben bu gece gördüğüm aktörlerin hangisine benziyorum acaba! Bu, küçük, hani şu canımıza ve kanımıza yakın hissettiğimiz küçük insanlardan biridir. Geçenlerde şehrimizde cidden başarılı temsiller vermekte olan Ses Opereti'nin bir temsilinden dönünce ben de derin derin [...]

Aman doktor

Dünkü İstanbul gazetelerinden birinde, yine gördüm. Bir kulak burun mütehassısımızın tedavi adı altındaki meşum icraatı yüzünden kulaklarından olmuş iki hazâkatzede vatandaş, sütunlar içinden melül bakınıyorlardı. Derhal Neyzen aklıma geldi. Adamcağızı bir zaman Guraba mı, Cerrahpaşa mı, hangisi, birisine yatırmışlar; hatta yanlışlıkla bir küçük ameliyata bile tabi tutmuşlar; sonra da hatalarını anlayarak özür dilemişlerdi. Hicivci şair, [...]

Düşün, düşünebilirsen…

Bazen bir gün süren kısa bir rahatsızlık bile insana, düşünmenin o büyük lezzetini tattırıyor. Dün küçük odamda, olaylardan uzak, fakat kendime, düşünceme çok yakın olmanın hazzı içindeydim. Anladım ki sevimsiz karga sesleri gibi tepemizde ötüp duran günlük dağdağalardan öte kalmak için zamanımızda hasta düşmekten başka çaremiz kalmamıştır. Hâdiselerin bir hatıra çeşnisine bürünmesini, “an” lık olmaktan [...]

Dünkü yangın

Dün, ciğerimi sökercesine, candan bir arkadaşımın laboratuvarını yakıp bitiren ve dört canı yaralı koyan yangının acısı içinde kıvranırken, bir yandan da itfaiyemizin yangın sahasını dakika geçmeden tecrit ederek giriştiği kahramanca savaşı övdüm. Modern cihazlarla takviye edilmiş olan itfaiye vasıtaları bu savaşta çok önemli bir mevki tutmakla beraber, soğukkanlılık, cesaret ve ani karar verme kabiliyeti tecrübeden [...]

Mürettiplerden yana…

Onları, yıllar süren yazı hayatımda, bir kader ortağı olarak gönlümün içinde buldum. Hep ayakta, meskenlerin en izbe yerlerine sürülmüş, loş bir ışık altında pösteki sayarcasına, karınca küçüklüğünden tutun, bir sürü karanlık harfleri dizen bu cefakâr insanların, artık, fikir hayatımızdaki ehemmiyetli yerlerini tanımalı değil miyiz? Beyaz, cansız yapraklar üstüne insan zekâsını işleyerek kâğıdı aziz eden mürettipler [...]

İncir ağacındaki

İstanbul'da yirmi yedi yaşında bir işçi, çektiği sefalete acıyan anası yerinde bir kadın tarafından korunur. Fakat günün birinde delikanlı, yaşlı hâmisine âşık olur. İtirafı menfi şekilde karşılık görünce gidip kendini bir incir ağacına asar. Zavallı işçi, kim bilir hangi masal kitabının rüyasına dalmıştı. Kendisinden hiç de farkı olmayan Ferhad’a koskoca padişah kızı Şirin’in bağışlandığını okumuş [...]