Kadın ve müsabaka

Ustaoğlu duymasın, İstanbul'da Cumhuriyet refikimizin tertiplediği güzellik müsabakasının ilk elemeleri yapıldı. Dikkat ediyorum da şu müsabakalar hep kadınlar üzerine icra ediliyor. Bir nevi rekabet koşusu manasına gelen müsabakanın bir başka sahası, yani koşuya çıkılacak bir diğer mevzu yok mu? O zaman gazetelerimize ve yarışmalara rağbet olmaz zannı mevcutsa, bu zannı taşıyanlar bence yanılıyorlar demektir. Vazgeçtik, [...]

Mürüvvete buyurun

İstanbul'da arife günü kamarada bulduğu on bin lirayı sahibine götürüp teslim eden kamarota meşhur tüccarın verdiği hediyeyi gazetelerde okudunuz mu: Bir kutu şeker! Pardon, unutuyordum, bir de nasihat; arkadaşlarınla beraber yersiniz! Buna benzer acı olaylara sizler de benim gibi sık sık gazetelerde şahit olmuşsunuzdur. İki yıl önce de bir tramvay biletçisinin sahibine teslim ettiği on [...]

Behçet Uz’un koleji

Bayramın en sevimli haberlerinden biri, şüphe yok ki Doktor Behçet Uz’un kolejidir. Gerçi bu kolejde o, ne müdür, ne de onun sahibi. Hattâ hissedarların belki de en küçüğü olduğunu sanırım. Birlikte el tutuştuğu öteki teşkilâtçı arkadaşlarının da ayrı ayrı, bu işteki rollerini inkâr değil, medh ü sena ederim. Fakat Doktor Behçet Uz çapında bir enerji [...]

Ne Çelebioğlu, ne Lorentzo

Dünkü gazetelerde, Dumlupınar denizaltısı faciasına sebep olan gemi süvarisini tespit etmek üzere toplanan bilirkişi listesini gördünüz mü? Tam on beş kişi! Ve kendilerine sorulan sualler… Kaç tane okudunuz mu? Tam yirmi bir adet! İnsanı vicdan denilen o derin kuyunun başına eğerek korku ve haşyetle düşündüren sualler… Bir tekine cevap vermek için bile o kadar ezici [...]

İstimlâk

Dün, şehrin ana cadde haline sokulmak üzere bulunan bir büyük sokağının kenarından geçerken, gözüm istimlâk edilmiş bir evin bakiyesi ile karşılaştı. Bir anda hüzünle durdum ve şu yıkıntının altından bir kısmını görebildiğim mozaik döşeli avlunun hâlâ sağlam kalmak ve dayanmak niyetini apaçık keşfettim.  Şu avlu, kim bilir bir sofa mı, salon mu, yemek salonu mu [...]

Boynuz

Geçen gün belediyenin ikinci bir ihale ilânını gördüm. Talibi çıkmadığı için, yeniden gazeteye vermişler. Boynuz satacaklarmış. Fakat gelgelelim, bu nesneye yanaşan yok. Fesüphanallah! Neden bu çekinme, bu alâkasızlık anlamadık. Zamanımızda sık sık müşahede edilen bu maddeyi bilmezlikten, istemezlikten gelmek pek mânasız kaçmıyor mu? Bir defa efendim, boynuz dediğimiz şey bizi ürkütecek kadar kaba da değildir. [...]

Utan..

Geçen gün sevdiği kızı bir ekmek bıçağı ile delik deşik eden pis katile hâkim sormuş: — Niye öldürdün? Bir sürü lâf bozuntusu arasında işte cevabının hülâsası: — Seviyordum. Patlamak işten değil. Dayanamayıp ben de bir sual sorayım: — Sevip sevmediğini sormuyorlar. Niçin öldürdün diyorlar? Alacağım cevap eminim ki yine aynı olacak. — Çünkü seviyordum. Sevdiği [...]

Buldum ve kaybettim…

Onu, gölgelik bir gazinoda, bir top ağacının altında bulmuştum. Kâh sağ, kâh sol yanağı üzerine düşen açık kestane saçlarını araladığı ve derinlere uzanır gibi olan bakışlarıyla beni süzdüğü günden beri üç defa daha gördüm. Boylu olduğu için dolgunluğu hafiflemişe benzeyen vücudunda ağır başlı bir incelik, beden yapısında elle tutulacak kadar bir zerafet var. Acaba bu [...]

Bırak felsefeyi

Bugün kunduramı boyayan boyacının yanına bir arkadaşı çıkageldi. — Ne yaptın tapu işini? Arkadaşı izahat vermeye başladı. — Tapu muhafızını gördüm. Bir kanun varmış. Hazineye ait arazide… Boyacı sorduğuna pişman olmuş gibi arkadaşının sözünü kesti: — Bırak felsefeyi yahu! Şu yirminci yüz yılda dünyamız da tıpkı o kundura boyacısı gibi felsefeyi bırakmış görünüyor. Okul çağında [...]

Bir taç vesilesiyle..

Dün İngiltere’nin genç ve güzel Kraliçesi ikinci Elizabeth’in başı, güzel bir gelenek icabı, güzel bir taçla süslendi. Bu kaçıncı bilmem kimin, kaçıncı bilmem neslinde, güzel olan üç şeyden bizi ilgilendiren, sadece, gelenek kısmıdır. Bir milletin geçmiş tarihinden bu tarafa, hayatiyetini kaybetmeden gelip müşterek inanç, sevgisizlik ve bağlanma sebeplerini bir kalem darbesiyle yok edebileceklerini sanan bir [...]