Geçen hafta “Ankara Devlet Opera ve Balesi”nin sahnesinde, Azerbaycan Türk kardeşlerimizin "Arşın Mal Alan" oyununu seyrettim. Çocuktum. Üsküdar-Bağlarbaşı semtine, gezginci tiyatrolar gelirdi. Çoğunluğunu Gregoryen dinli Türk vatandaşlarımızın oluşturduğu tiyatrolar.. Sevgili Toto Karaca’nın körpecik bir kızken, allı pullu ve şıkır şıkır giysiler içinde danslar, oyunlarla göz doldurduğu bu tulûât tiyatrolarında, Avedis’le eşinin, keklik gibi uçarak yaptıkları [...]
Kategori: Sanat Yazıları
Sahne Dilimiz
Kim, nasıl, dilimize bu “sahne dili” tâbirini soktu ise, dilini bal arıları soksun diyesim geliyor. Çünkü “sahne dili” diye boş yere sakat bir görüşü yıllarca bu memlekete yerleştirmeye çalıştık ve Türkçeyi bir ucube şekline bürüyüp sahneye çıkardık. Dilimizin kendi diksiyon ve fonetiğine ait bir meselesi olduğu gibi, bir de kötü melodramatik bünyesi var. Sahne dilinin [...]
Görmekten daha ötelere
"Görenle görmeyen bir olur mu?"En'am/50 Gerçi günlük hayatları içinde önceden bellenilmiş yollardan yürüyerek eski gerçekler dünyasının tanınmış ve teklifsiz çiçeklerini koklaya koklaya hep aynı köşe başına varan ve sonra oradan tekrar, tanış olduktan ışıksız, renksiz, asık suratlı dünyalarına dönenler pek çoktur. Görenler, bunlarla nisbet olunduklarında hazin bir azlık teşkil ederler. Ve Emil müellifinin ağzıyla "Ey [...]
Melodramlı Sanatımız
Başlık olarak "Gözü yaşlı sanatımız" da diyebilirdik. Çünkü edebiyatımızda her iki tezahür atbaşı gider. Sanat ve edebiyat sınırları içine yeni girmiş veya girmek isteyen arkadaşların melodram seyrini incelemekle işe başlamaları ne kadar doğru olur. Bu ağlayışlı şiirlerin, bu feryatlı hitabelerin, bu şairane konferansların, nihayet bu gök gürler gibi haykıran, tiyatro ile tepinen, bunu yapmasa bile [...]
Tiyatro Tehlikede mi?
Dünya sanatkârlarını, büyük bir endişe ile sesli sinemanın zuhurundan beri şaşırtan tiyatronun istikbali meselesi, uzun zamanlar ciddî münakaşalara yol açmıştı; hâlâ da bu münakaşaların ara sıra canlandığı görülmektedir. Bir ay kadar oluyor, edebî bir gazetede meşhur Amerikan romancısı "Sinclaire Lewis" ile yapılan bir röportaj neşredilmişti. Romancı kendisine tiyatronun istikbali hakkında sorulan bir suale şöyle cevap [...]
Sanat mı modaya tabidir, moda mı sanata?
Julien Benda(1867-1956) Bir zamanlar, genç bir Estet (Esthete) bana modern müziği methediyor ve onun beşer ruhuna o kadar büyük bir kudretle hitap eden incelikleri anlatıyordu. Ben ona, garip devrimizin ihtiyaçları üzerinde, kat'iliği içinde güzel gibi görünen bazı şeyler düşünüp düşünmediklerini sordumdu. Mesela: "Gathetique"in Adagio'sunu, yahut "Sihirli Flüt"teki papazların kalbini. O bana şöyle cevap verdi: "Biz [...]
Şu marifet meselesi
Her konudan bir dünya yaratabilmekte serbest olduğu için sanatçıyı hür sananlar onun asıl esirliğini de kabul etmekten uzak kalmazlar. Kalemlerinde ince bir varlık olan nice kimseler, kendilerini dört bir yönden saran dış tesirlerin uyarıcı ışıkları altında duygularını içten geldiği gibi dokumak ve renklemekten çekinegelmişlerdir. "Bir akşam üstü sevgilisini hatırlıyan şair, onun gözlerine, muhakkak akşama uygun [...]
Küçük şeyler
Standart mallar gibi hep tartılmış, ince ve ölçülü insanlar; hep iyi veya fena kalbliler; mevsimlerin sadece ilk ve son baharı, günlerin en çok akşam ve sabah saatları; ışıklı değil, fakat daha çok karanlık geceler; akıldan çıkmasın diye iri puntolu harfler gibi iri iri gösterilmiş karakterler; ve başlarından büyük vakalar geçen sayısız ünlü kahramanlar... Sanatın, yakın [...]
Tenkitsiz san’at mi?
12/2/941 tarihli Ulus, "Sözden söze" sütununda Nurullah Ataç'ın bir fikrini yaymaktadır. Bu değerli kalem, "Sanat eserlerinin değerini, güzelliğini tahlil yolu ile anlatmaya kalkanlara şaşıyorum. Kendilerini sanatkardan daha beliğ mi sanıyorlar?" Diye başlıyan yazısında münekkidin, nihayet, bahsettiği eserden ziyade, bahsediş tarzı ve bunun için ileri sürüdüğü fikirlerle alaka toplıyan bir kimse olduğunu anlatıyor. Ve madam Rachild'in [...]
