Her yanın oynak

Otobüste Kültürpark'a gelirken, radyoya gelen bir dinleyici mektubunu okuyordum: “Sizin” diyor, “radyonuzu bir buluyorum, bir kayboluyor. İstasyonunuz neden böyle oynak, izah eder misiniz?” Efendim, sen misin mektubu okuyan. Şu bizim emekliliği yaklaşan sarımtırak Tepecik otobüsü içinde bir zıpladım; midem, bağırsaklarım karnımın içinde birbirine girdi. Güç hal ile hop kalkıp cup oturan otobüsten inip Kültürpark'a giderken, [...]

İçi dışı bir politika

Evvelki gün, Büyük Millet Meclisinde, Dışişleri Bakanı Profesör Köprülü'nün, Sovyetlerin son notasına cevap verilmeyeceği hakkındaki beyanatı üzerinde durdunuz mu? İkinci cihan harbinden muzaffer çıkmış büyük bir kara devleti olmanın verdiği sarhoşluktan bir türlü ayılamayan bu kötü niyetli komşumuzu, hiçbir şey ayıltmasa bile, Köprülü'nün bu milleti temsil eden ezici tavrı ayıltmış olsa yeridir. Tok sözlülüğü çok [...]

Mümkün mü Unutmak

Nahit Hilmi’nin ölümü ile büyük bir boşluk kaldığı sanmıyorum. O sülün vücutta, hayat ve fizik namına zaten bir şey kalmamıştı. Bu tende, maddenin bütün kımıldanışları bitmiş, uçuk ve donuk gözlerde kupkuru bir yalnızlıkla, ıslak bir zavallılık birikmişti. Yalnızdı; çünkü duyduğu kadar duyurduğu güftelerinin sahibi çoktan cismini, şairden uzaklara kaçırmış, onu yer yüzünde yalnız komuştu. Bir [...]

Delinin yaptığı heykel

Akıl hastanesi mensuplarından birinin yaptığı “Düşünen insan” heykelini her halde gördünüz. Heykel düşünceli, onu yapan adamı da gördüm; o da düşünceli. İnsanız, müsaade ederseniz ben de biraz, bugün düşünmek üzerine düşüneyim bari. Baksanıza, o heykelde Rodin’in “Düşünen adamına” benzer bir hal buluyorlar. Pek haksız değil bu! Çene altına dayanan o yumruk el ve o sıkılmış [...]

Devam Şaban, devam…

İstanbul’un bilmem neresinde, dün bir gazete gördüm. Şaban adında bir vatandaşımız rüyasında gördüğü bir defineyi bulmak üzere hükümetten kazı müsaadesi almış. Onbeş gündür, hiçbir netice alamadığı halde, korkutucu bir sebat ve soğuk bir inatla adamcağız bu hayal hafriyatına kaz ha, kaz, devam ediyormuş. İlk bakışta pek çokları gibi ben de biraz gülümsemedim değil bu habere. [...]

Yanarım

Geçen senenin Kurban Bayramı namazını, İstanbul’un en büyük bir camiide kıldım. İçim, Tanrı'nın şefkatine sığınacağım için, sevinç dolu girdiğim bu ulu mabetten, bir matem ağırlığı ve felâket havası içinde ayrıldım. Çünkü saati doldurmaya çalışan hoca efendi diyordu ki: “-Allah birkaç şeyi affetmez. Birincisi haram yemek. (Eh bunda ürkecek bir şey yok. Çünkü kursağımda haramın tanesi [...]

Gelir gider

Geçenlerde gazetelerden okumuştum. Frenk ilinin bilmem neresinden memleketimize katırlar gelmiş. Gelir a efendim, bizden de o taraflara domuzlar gitmişti. Hatta birkaç ay önce de, şöyle bin beş yüz kadar uzun kulaklı mahlûklardan ihraç etmiştik. Hep güzel şeyler gelip gidecek değil ya; dünya bu, biraz da böylesi gelir gider. Şu yer yuvarlağına bir baksanıza! Ama derinden; [...]

Siz işçiler

Sizleri çok küçük yaşımdan beri tanırım. Çocukluğumda birkaç yıl, ben de mağazaya gitmiş, yosun yeşilinden tutun da kehribar sarısına kadar çeşit çeşit işlenen yaprakların ciğerlere tatlı tatlı işleyen zehrini tatmıştım. Bir mahallede oturmuştum ki, sabahları allı boyalı, ne de olsa biraz canlı, işlerine giden tütüncü kızları, akşam üstü, kül rengi bir benizle dönerlerdi ve bu [...]

Mekteb-i âlem

Muvakkaten idaresine baktığım radyodan ayrıldığım günlerdeydim. Henüz ayrılmadan önce hakkımda, bir gazeteciye lüzumundan fazla iltifat eder mahiyette sözler söyleyen genç bir solist, ben radyoyu terk ettikten sonra, yine hakkımda sorulan bir suale cevap dahi vermeyi lüzumsuz görmüş, bunu da okudum. Talihin garip cilvesi. Ayni solist, radyoyu tedvire ikinci defa memur edildiğim zaman gelip benim, hayranı [...]

Halep ve arşın

Halep'te yakılan şey bayrağımız olduğu halde, Arap komşularımıza kızmaktan çok ağlayasım geliyor. Nasıl ki Mısır'da da birkaç donsuz fellâhın hareketini, acizden gelme tepinmelere karşı duyulan merhametle karşıladım. Hepimiz de böyle karşılarız. Zira, şu kendilerine bir arşınlık mesafede bulunduğumuz Halep şehrindekiler de iyi bilir ki, biz öyle bayrağımızı kolay kolay yaktıran ve başka bayrakların, başka dipçiklerin [...]