Demek artık Türk'ün ve Batı'nın büyük klâsik müziğini çatıda, ayni şerefle barıştırmasını bilmeyen idaresizliklerimizden kurtulacağız.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Ankara'dan iyi tanıdığım, sevdiğim ince adam, Hamdi Akverdi hoş geldin. Millî Eğitim Bakanlığı'nın güzel sanatlar alanında üstün bir mevkiin olduğunu bilirim. Gazetelerden okuduğuma göre buraya resmî bir vazife ile, güzel sanatlarla alâkalanmak üzere gelmişsin. Peki ama bunun manasını anlayamadım. [...]
Kategori: Yeni Asır
Hem benzer, hem benzemez
-Yahu, sen geçen hafta Afyon'da bir baloda mı idin?-Ne münasebet?-Biliyorsun, geçen hafta hususi işlerim için Afyon'a gitmiştim. Bir yardım derneği menfaatine verilen baloyu da kaçırmadım.-Bilirim, böyle şeyleri kaçırmazsın!-Azizim oraya bir aralık biri girdi ve çıktı. “Şardağ” diye arkandan bağırarak koştum, fakat yetişemedim.-A canım, bilmez misin ki ben balolarda pek gözükmem. Sonra Afyon'a da gitmedim. Orta [...]
Jilet yutmuş…
İstanbul gazetelerinden biri yazıyordu. Bir hasta adam meşhur bir mide mütehassısına gitmiş. “Efendim demiş, ne yesem hazmedemiyorum. Sık sık kusuyorum; bana bir çare.” Mütehassıs doktor evirmiş, çevirmiş. Hastayı bir hayli solutup soluksuz bırakmış, yoklamış, arkasını tıklamış ve epice yumruklamış, teşhisi koymuş: “Ülser var sende. Mamafih bir kist olmak ihtimali de var. Bu ancak vereceğim ilâçların [...]
Çocuklarla…
"Göreyim sizi, bugünü size bırakana vefa ile bir damla göz yaşı dökün". Rüştü Şardağ Yarım asrın yarısı, çoktan geçti. Adım adım, erişe erginleşe halk egemenliği rejiminin derinliğine doğru gidiyoruz. Tarihten gelen millet yapımıza sonradan tebelleş olmuş sultan idareleriyle bir hayli yoğrulduğumuz sırada Atatürk, biz bir anda içten ve dıştan silkeledi. Çürük ve kurumuş yapraklarımızdan temizledi. Tam [...]
Ey kulağına dürttüğüm
Bir rejim düşünün; Tanrı mı? “Geç efendim” desin. Doğruluk, fazilet, insanlık mı? “Bunlar burjuva anlayışı; modası geçmiş şeyler” desin. “Vatan, kardeşlerimizin canı, hayatı, ailelerimizin namusu, topraklarımızın şerefi…” “Vatan mı, aile mi, toprak mı” diyerek, size, bir kutup ayısından daha soğuk, gülsün. Bu vatansız, milliyetsiz, mukadderatsız ve merhametsiz sisteme bir şey dediğimiz yok. Ama gelin görün [...]
Kol
Dün gazinoda oturmuş, kulağımda çocuk sesleri çınlarken, gözlerimle, sahilden süzülerek giden süt beyaz bir vapuru seyrediyordum. Birkaç gün süren sıkıntılı yağmurlar dinip, gök olanca mavisiyle berraklaştığı için olacak, bayramın ruhumda yarattığı dolulukla kendimi geçip giden vapur gibi süt beyaz gördüm; hani nasıl pembenin, bir de toz pembesi olur, beyazın da öylesi beyaz! Basık tavanlı gazino, [...]
Çüş!
Bayram vukuatını dünkü gazetelerden ben de takip ettim. Bizim buradaki arkadaşlar, bayramı hâdisesiz, neşe içinde geçirtmişler. Ama kazın ayağı hiç te öyle değil. Dün okuduğum bir havadis, bayram, bayram olalı ilk defa cereyan etmiş hazin, soğuk ve münasebetsiz olaydır. Ne olmuş diyeceksiniz? Olan şey, bir tecavüzdür. Bir adam namuslu bir kadına zorla tecavüz mü etti? [...]
Gidip gördüm
Yerli filmlerimiz hakkında bu sütunda yazdığım yazının mürekkebi kurumadan, gelip “Dudaktan kalbe” yi gördüm. Görüşlerimde, daha doğrusu ümitsizliğimde, ümide doğru bir kımıldanma olduğunu itiraf etmeliyim. Bir defa eser, aziz dostum Reşat Nuri Güntekin’in aynı adı taşıyan romanını mevzu edindiği için, bugüne dek gördüğümüz, birçok müşterek bayağılıklardan, yerli film senaryolarındaki lâubaliklerden hemen hemen uzak gibi. Yeşil [...]
Gözbebeğimiz tiyatro
Devlet tiyatrosundan gözümüzün bebeği bir grup İzmir'de. Bir zamanlar müdürünün mızıka okulu diye isimlendirdiği konservatuvarda geçen hadiseyi nakledeyim: Romeo Juliette’den alınmış bir sahnenin seminerindeyiz. Kulumbuh, Karl Ebert, Banguoğlu ve ben Juliette’in “Elveda Romeo” diye sevgilisine en hararetli bûsesini konduruşunu seyrediyoruz. Bir idareci dayanamayıp yerinden fırlıyor, taassubu ter şeklinde yüzünden damlayarak: -Yahu diyor, kaç defa söyledim; [...]
Ey tabiban-ı cihan
Evvelki gün tıp bayramınız varmış. Hepiniz bir araya gelmişsiniz. Eğlendiniz, güldünüz; tasası bana düştü. Yahu dedim, bunların İzmir'de bulunan kırk ellisi değil ya, hani dünyada bulunan bütün arkadaşları birleşseler yine benim derdime çare bulamazlar. Benim derdim deyince, bunu fizik ağrılarım veya beden rahatsızlıklarım manasına almayın. Zira bugün hayatta yaşıyorsam eğer, her nefes alışımda doktor arkadaşlarımın [...]
