Memleketimizde Batı müziğini sevmeyenler, şüphesiz az değildir. Fakat öyle sanıyorum ki, asıl sevgisizlik, Batı müziğine karşı değil, Batı müziğinin ukala müdafilerine karşıdır. Memleketimizde Avrupa müziği tekniğine yabancılık var sanmak pek doğru bir şey olmasa gerek. Aksine, büyük bir kalabalık, Sherlock Holmes’in cinayet romanlarıyla, Pitigrilli’nin yakası yırtılmamış rezaletlerini nasıl okuyorsa, adına beyhude yere müzik demekte israr [...]
Kategori: Yeni Asır
Onlar bir yanda, madde öbür yanda
Dünkü klâsik şiirin yanlış anlaşılmış veya belki de kasti olarak yanlış aksettirilmiş bir tarafı daha var: “A canım, hepsi iyi, iyi ama şu maddeye, hayata, dünyaya, refaha, yükselmeye değer vermeyen, “bir lokma, bir hırka” cı zihniyeti, bu kalender ve harabiliği pek kötü! Halbuki ters anlaşılan bu hususilik, klâsik şiirin en orijinal ve en vakur cephesidir. [...]
Eski şiirimizde hayâl
Sanatın, şu pozitif asır içinde bile güç aldığı en ehemmiyetli kaynak şüphe yok, hayâldir. Emil Zola’nın dökümanter romancılığını tetkik eden Rene Lalou, “Fransız edebiyatı” adlı eserinde der ki: “Bu kadar sonsuz malzeme, ancak büyük hayâl kuvveti sayesinde bir mevzua can verebilirdi.” Gerçekten de öyle değil mi? Fani bedenlerimizin birer köşeciğinde taşıdığımız başımız ve gönlümüz, hayâl [...]
Eski şiirimizin hikmeti
Sayın Eğitim Bakanı'na sunduğum bu ikinci nâçiz görüşüm, klâsik şiirimizin hikmetleri üzerinedir. Bizde, hikmet, vecize, Fransızların maxime dedikleri şey, çok zaman birbirine karıştırılmıştır. Bir defa vecizeyi veya vecize gibi lâfı, bir kumandan bir tarihçi, bir kimyager, bir ticaret adamı da söyleyebilir. Vecize; az söze bir hayli değerli mana ve hatırı sayılır düşünce karıştırmaktır ki her [...]
Bizim klâsiklerimiz
Çok şükür ki Millî Eğitim Bakanlığı'nda, yıllar sonra büyük bir uyanış belirdi. Sayın Eğitim Bakanı, haber verdi: Bizim de klâsiklerimiz, millî kıymetlerimiz vardır; yetişmekte olan nesillere onları da kazandıracağız. Bizim millî kıymetlerimizden maksat nedir? Bu hükmün ihata ettiği değerler hangileridir? Bu hususta kesin bir ışığa kavuşmuş değiliz. Fakat sayın Bakan'dan klâsik şiirimizi ihmal etmemesini candan [...]
Aşk ama, böylesi!
Eski şiirimizin bir aşk anlayışı var ki böylesi bir aşk, ne bizde, ne de dünya edebiyatında görülmüştür. İran edebiyatının Epikürist bir görüşle beslenen garam şiirleri bile ona benzemez. Bakarsınız, bazen cahiliyye devrinin Arap şiirleri gibi içli seslenişler divan gazellerimizi süsler. Bakarsınız; Racine'deki his ve akıl çarpışmasının olgun meyveleri halinde yükselen uslüp ve espri inceliklerini andırır. [...]
Bozuk
Bir toplantının, daha evvelki hususî sohbeti içindeyiz. Dört, beş arkadaş arasında rast gele birine saati soruyorum: -Benim ki bozuk canım.-Seninki? Bir baksana?-Evde unutmuşum; ama zaten güvenilmez de, bozuk.-Ya seninki?-Ayarı bozuk! O gün, günlerden Cumartesi de değil mi sana! Haydi, pazarın şakacı fıkrasını çıkarayım bari dedim. Nasıl söyleyeyim, zamanımızda bozulmayan bir şey kalmadı ki… Birlikte çarşıya [...]
Anti demokratik
Şimdi benim, siyasetle, hele onun gündeliği ile meşgul olmadığımı bilmeyenleriniz varsa, “tamam” diyeceklerdir; “şu mahut kanunlardan bahsediyor.” Ama, her tarafı siyaset ve havadisle dolu olan gazetelerimizin bazı köşeleri olsun hafif dozda yazılara muhtaç olduğundan, ara sıra, benim gibi gevezelikle karışık notlar sıralamak hiç de fena değil. Bakın, biz şu Anti Demokratik sözünü, hep siyasetle beraber [...]
Yüz
Şimdi, şu “yüz” kelimesini görünce ilk defa aklınıza ne gelir bilmem ki… Eğer insanların yüzü gelirse, şaşarım doğrusu. Bu yüze bakılacak cesaret ve istek mi kaldı? Adam kalkar, altmışına basan yaşıyla on yaşında bir kız çocuğunu kirletir, işin tuhafı, taşıdığı yüz, insan yüzüdür. Bu kuruntu yüzünden karısını iri ekmek bıçağıyla doğrar; yüzü, bizim yüzümüzdür. Ekmeğe, [...]
Atlantiğin ötesi
Birkaç gündür, içeride ve dışarıda, kazandığımız zafer üzerine süregiden yorumlara bakıyorum. Bizimkilerle yabancı görüşlerin birleştiği iki nokta var: Türkiyenin pakta alınması, dünya güvenliğini geniş çağda, kendi güvenliğimizle birlikte sağladığı için, yarım yamalak kalmış bir başarının tam zafere ulaşması demektir; bu, birinci yorum! Bir de şu fikir hâkim: Dünya artık, kasıtlı düşmanlar hariç, hür milletlerin dost [...]
