Bu duyguya Tanzimat Edebiyatı'nda rastlamaktayız. "Fakat nasıl bir acıma, ne şekil bir merhamet?" diye kendi kendimize sormamız da mümkündür. Garp kültürünü ilk ışıklarını, akis hâlinde de olsa, eski edebiyatımızı tanıtmıya çalışan tanzimatçılar, muhtelif edebî eserleriyle de merhamete benzer duygularını anlatmıya çabalamışlardır. Hakikatte, merhametten, bu büyük insanlık vakfından hâlâ nasibini alamıyan edebiyatımız zahirî bir merhametlilik içinde [...]
Divan Şiirinde Öz Türkçe
Kişisel görünüşümüzle "Klâsik" adını veregeldiğimiz Tanzimat'tan öncesi şiirimizde, sık olmasa bile dikkatten kaçmıyacak öz Türkçe kelimelere rastlanıldığı bir gerçektir. Burada, uzun düşünce çatışmalarına yer verecek olan dilimizdeki yabancı dil baskısının neden'i ve niçin'i üzerinde durmıyacağız. Fakat başka sebeplerle yaptığımız incelemeler arasında, bu sararmış yapraklar içinde dilimizin katkısız, öz kelimelerine büyük rahatlıkla yer verildiğini görüyoruz. Bir [...]
Hayyam’ı Saran Rüzgâr
"Her gün diyorum, etmeliyim içmeye tövbeCam içre dolup taşmış olan bâdeye tövbeLâkin bakarım, her yana gül mevsimi gelmiş...Tanrım, edeyim bari, derim; tövbeye tövbe." Ömer HAYYAM Hem bizim gibi de değil o; göklerin ilmini de yapmıştır. Başını kaldırır. Görür yükselir; görür yükselir; sonradan sert bir meçhule çarpıp gök kubbeden aşağı bütün hayalleriyle beraber, paldır kültür yuvarlanır. [...]
Hayyam’ın 10. Çevirisi
Türk dilindeki Hayyam çevirilerinin, ruh bakımından eksik ve zayıf durumlarına sebep ise, bu gayretleri gösterenler değil, bu çeviri gayretlerine kaynak diye alınan rubailerden pek çoğunun Hayyam’a ait olamayışıdır.rüştü şardağ “Eyvah, dürülüp gitti şu gençlik demimiz;Tantana, esenlik dolu, yaz günlerimiz.Fark etmedi aslâ, o delişmen kuşu hiç;Gelmiş ne zaman, gitti ne gün; gözlerimiz.” Bütün dünyada yüzlerce, dilimizde [...]
Türk Musikisi
"Avrupa tekniğiyle düzenlenip içine fakirin kıçındaki yamalar gibi, bir Dede'den, bir Emrah'tan ritmler yapıştırmakla Türk musikisine ulaşılmaz ve bu ürünlere Türk musikisi damgasını vuranlar kendilerini bir zaman için oyalayabilirler; o kadar." Rüştü Şardağ Genç Tanzimatçılarda ve onları, batı edebiyatı doğrultusunda daha ileri uca vardıran Servet-i Fünûn romancılarında, -Mithat Efendi'nin açtığı popüler yolu görmezsek- alaturka saz çalan [...]
Divan şiirinde doğrudan da güçlü şeyler var: Yalan
Divan Şiirimizin, İran edebiyatından etkilenişi olağandır. Batıda henüz hukuksal millet kümelenişlerinin görülmediği zamanlarda eski İran kültürüne; İranlılaşmış Türk boylarının, Asya'dan taşıdığı uygarlık kalıntıları da katışarak zengin ve yüce Fars kültür, uygarlık ve şiiri doğmuştu ve Hint'ten Bizans'a tüm ülkeleri yangın alevi gibi sarmıştı. İşte, Müslümanlıkta sünnî kalan Tür aydınını, Şi'î İran'ın divan kucağına atan, hatta [...]
Eski Şiirimizde İran Rüzgârı
Divan şiirimizi, yüzyıllar boyu etkisi altında tutan rüzgârları, salt İran üzerinden esmiş olarak düşünmek, işi eksik tutmak olur. Beşyüz yılı aşkın bir süre içinde, bütün Osmanlı-Türk aydınlarını büyük kentlerin havasını almış Anadolu çocuklarını, kılıçlarını ellerinden, yalnız kalemlerinin hatırı için bırakmış Osmanlı padişahlarını büyülemiş bir Fars mektebinin, eski divan edebiyatımıza böylesine rahat yerleşmesinde benzeri toplumsal durumumuzu [...]
Divan Şiirinde Hikmet Dizileri
Eskilerde, bilmem ilk kez kim, bir yargı savurmuş: "Divanların sonunda azât mısralar, beyitler gelir ve bunlar hikmet (özdeyiş)lerle doludur" diye. artık her gelen yeni kuşağın edebiyatçısı, günümüze kadar, bu görüşe yapışıp tekrarlamış. Halbuki nice ölümsüz "hikmet"ler, hep gazel, mesnevî, şarkı, kasîde veya öteki divan şekilleri içinde geçer. Aslında, Namık Kemal'in "parça bohçası" diye, biraz da [...]
Eski Şiirimizin Hikmeti
Bu “hikmet” sözünü, mecaz, yani asıl anlamı dışındaki edebî anlamiyle de kullanmak istedik. Gerçekten beş yüz yıldır, aydın ve orta derecede okumuş Osmanlı-Türkünün etkisel bir edebiyatı olmuş olan divan şiirinin böylesi sevilişine, bir hikmet aramak gerekir. Gerek biçim ve kalıp, gerek söz oyunculuğu bakımından bugünkü kuşaklara artık bir şey söylemese bile, neydi onun hikmeti, hatta [...]
Eski Şiirimizi Sevdirmek
Sorulabilir; buna bir gerek var mı? Bakanlık edebiyat kitaplarında divan şiiri diye bir bölüm ayırmasına, eski şiirimizi yok bilmek, akla yatkın gelmemesine rağmen böyle bir soru ileri sürüşümüz boşuna değildir. ana babalar, öğrenci velileri, bugünkü topluma ve bugünün insanına söyleyecek havası kalmamış olan Osmanlı dilinin ve bu dille düzenlenmiş metinlerin okutulmasını yadırgıyorlar. Liseyi bitiren çocuklarımız, [...]
