Devam Şaban, devam…

İstanbul’un bilmem neresinde, dün bir gazete gördüm. Şaban adında bir vatandaşımız rüyasında gördüğü bir defineyi bulmak üzere hükümetten kazı müsaadesi almış. Onbeş gündür, hiçbir netice alamadığı halde, korkutucu bir sebat ve soğuk bir inatla adamcağız bu hayal hafriyatına kaz ha, kaz, devam ediyormuş. İlk bakışta pek çokları gibi ben de biraz gülümsemedim değil bu habere. [...]

Yanarım

Geçen senenin Kurban Bayramı namazını, İstanbul’un en büyük bir camiide kıldım. İçim, Tanrı'nın şefkatine sığınacağım için, sevinç dolu girdiğim bu ulu mabetten, bir matem ağırlığı ve felâket havası içinde ayrıldım. Çünkü saati doldurmaya çalışan hoca efendi diyordu ki: “-Allah birkaç şeyi affetmez. Birincisi haram yemek. (Eh bunda ürkecek bir şey yok. Çünkü kursağımda haramın tanesi [...]

Gelir gider

Geçenlerde gazetelerden okumuştum. Frenk ilinin bilmem neresinden memleketimize katırlar gelmiş. Gelir a efendim, bizden de o taraflara domuzlar gitmişti. Hatta birkaç ay önce de, şöyle bin beş yüz kadar uzun kulaklı mahlûklardan ihraç etmiştik. Hep güzel şeyler gelip gidecek değil ya; dünya bu, biraz da böylesi gelir gider. Şu yer yuvarlağına bir baksanıza! Ama derinden; [...]

Siz işçiler

Sizleri çok küçük yaşımdan beri tanırım. Çocukluğumda birkaç yıl, ben de mağazaya gitmiş, yosun yeşilinden tutun da kehribar sarısına kadar çeşit çeşit işlenen yaprakların ciğerlere tatlı tatlı işleyen zehrini tatmıştım. Bir mahallede oturmuştum ki, sabahları allı boyalı, ne de olsa biraz canlı, işlerine giden tütüncü kızları, akşam üstü, kül rengi bir benizle dönerlerdi ve bu [...]

Mekteb-i âlem

Muvakkaten idaresine baktığım radyodan ayrıldığım günlerdeydim. Henüz ayrılmadan önce hakkımda, bir gazeteciye lüzumundan fazla iltifat eder mahiyette sözler söyleyen genç bir solist, ben radyoyu terk ettikten sonra, yine hakkımda sorulan bir suale cevap dahi vermeyi lüzumsuz görmüş, bunu da okudum. Talihin garip cilvesi. Ayni solist, radyoyu tedvire ikinci defa memur edildiğim zaman gelip benim, hayranı [...]

Halep ve arşın

Halep'te yakılan şey bayrağımız olduğu halde, Arap komşularımıza kızmaktan çok ağlayasım geliyor. Nasıl ki Mısır'da da birkaç donsuz fellâhın hareketini, acizden gelme tepinmelere karşı duyulan merhametle karşıladım. Hepimiz de böyle karşılarız. Zira, şu kendilerine bir arşınlık mesafede bulunduğumuz Halep şehrindekiler de iyi bilir ki, biz öyle bayrağımızı kolay kolay yaktıran ve başka bayrakların, başka dipçiklerin [...]

Hamdi bey hoş geldin

Demek artık Türk'ün ve Batı'nın büyük klâsik müziğini çatıda, ayni şerefle barıştırmasını bilmeyen idaresizliklerimizden kurtulacağız.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Ankara'dan iyi tanıdığım, sevdiğim ince adam, Hamdi Akverdi hoş geldin. Millî Eğitim Bakanlığı'nın güzel sanatlar alanında üstün bir mevkiin olduğunu bilirim. Gazetelerden okuduğuma göre buraya resmî bir vazife ile, güzel sanatlarla alâkalanmak üzere gelmişsin. Peki ama bunun manasını anlayamadım. [...]

Hem benzer, hem benzemez

-Yahu, sen geçen hafta Afyon'da bir baloda mı idin?-Ne münasebet?-Biliyorsun, geçen hafta hususi işlerim için Afyon'a gitmiştim. Bir yardım derneği menfaatine verilen baloyu da kaçırmadım.-Bilirim, böyle şeyleri kaçırmazsın!-Azizim oraya bir aralık biri girdi ve çıktı. “Şardağ” diye arkandan bağırarak koştum, fakat yetişemedim.-A canım, bilmez misin ki ben balolarda pek gözükmem. Sonra Afyon'a da gitmedim. Orta [...]

Jilet yutmuş…

İstanbul gazetelerinden biri yazıyordu. Bir hasta adam meşhur bir mide mütehassısına gitmiş. “Efendim demiş, ne yesem hazmedemiyorum. Sık sık kusuyorum; bana bir çare.” Mütehassıs doktor evirmiş, çevirmiş. Hastayı bir hayli solutup soluksuz bırakmış, yoklamış, arkasını tıklamış ve epice yumruklamış, teşhisi koymuş: “Ülser var sende. Mamafih bir kist olmak ihtimali de var. Bu ancak vereceğim ilâçların [...]

Çocuklarla…

"Göreyim sizi, bugünü size bırakana vefa ile bir damla göz yaşı dökün". Rüştü Şardağ Yarım asrın yarısı, çoktan geçti. Adım adım, erişe erginleşe halk egemenliği rejiminin derinliğine doğru gidiyoruz. Tarihten gelen millet yapımıza sonradan tebelleş olmuş sultan idareleriyle bir hayli yoğrulduğumuz sırada Atatürk, biz bir anda içten ve dıştan silkeledi. Çürük ve kurumuş yapraklarımızdan temizledi. Tam [...]