Petek’ten Bal

Evvelki gün bizim gazetede başyazı sütununda çıkan “İdrâk Âlemi” adlı yazıyı her halde okudunuz. Nereden gelip, nereye gittiğimizi kâinatın felsefî ışığı altında bilmem kaçıncı defa soran doktor Hüsamettin Petek, Türk edebiyatında yeni bir yazı janrı getirmiştir. Onu, İzmir Radyosu’ndaki konuşmaları ve bizim gazetelerdeki yazıları ile tanıyanlar, karşılaştıkları mevzulara bakarak şaşkına dönüyorlar. Namus, Pırlanta, Eşek, Bayram, [...]

Fersanlar gelirse

Daha isabetli program - Basın Yayın'ın dışı Kâfiristan mı - Ahmet Aksoy'un hatırlanmayışı - Münavebe ile solist celbi Radyomuzda yapılan son imtihanlarda elde edilen en büyük fayda, dün de yazdığımız gibi musikimize hakkıyla vakıf, hususiyle solistlerimize müessir olabilecek olan değerli bir canın vücuduna ihtiyaç duyulmasıdır. Dünkü gazete haberlerinden öğreniyoruz ki Tanbûrî Refik Fersan ile Kemençeci [...]

Bir parti kongresinin arifesinde

Millet Partisi'nin matrut (kovulmuş) Basmane ilçesi üyelerini aralarına almamak için girişilen mücadele, dün, İl Kongresi'ni mahalle arası futbol maçlarına döndürdü. Sille, yumruk… Hani dilimizde bir tâbir vardır: “Mübâhaseden, mübâreze, mübârezeden münakaşa, münakaşadan müdârabe” diye devam eder. “Tarafsız bir adam” iken neden Millet Partisi ile meşgul oluyorum diye belki sorabilir. Bir defa “tarafsız adam” demek kafasız [...]

İmtihandan sonra

Sakalımız olmadığı içinÜzüldüğüm ve sevindiğim cihetler - Hani zayıftılar - Üç gün giyilen pabuç bile... - Hoca da hoca Radyomuzdaki imtihanların neticeleri alınmış bulunuyor. Basın Yayın Umum Müdürlüğü’nün aldığı yerinde bir kararla imtihan açılmış olmasını daha önce övmüş ve neticenin mümkün olabilen bir adalet dairesinde elde edileceği hususunda emniyetim bulunduğunu yazmıştım. Benden şimdi haklı olarak [...]

İmtihan

İmtihan deriz. Ondan her şeyi bekler, ümit ederiz. Öğrenciler, takım takım bölük bölük bütün bir sene bu günü bekler, çok zaman yumurtanın kapıya veya pencereye yaklaştığı bir sırada hazırlanırlar. Anneler, babalar büyük bir tevekkülle bütün hayâl ve ideallerini işte bugüne, imtihan gününe bağlamışlardır. Öğretmen gözlerde büyür. Peşin hükümler vardır: “Öğretmen garez bağlamaz” pek saçmadır bu [...]

Suzan Güven’deki hasret ve iştika

Kadıköy'ündeki narin kız - Her geçen yıl - Genizden gelen tat Ankara Radyosu'nun bu akşamki 20.30 seansında, son bir sene içinde ses sanatı vadisinde büyük bir merhale kateden Suzan Güven'i dinleyeceksiniz. Geçen Fuar sezonu zamanında İzmirlilerin yakından tanıdığı Suzan Güven'in ilk dikkati çektiği sene 1943'te Kadıköy'deki Marmara İncisi lokalidir. İnce hülyaî tipi, narin edası ve [...]

Dilimizin taş devri

İstanbul Radyosu’nun bir “Söyleyin Çalalım” mı, “Söylemeyin, fakat biz namınıza uyduralım” mı, bilmiyorum, bir plâk neşriyatı seansı var. Her neyse, maksat bu değil. Geçen gece radyonun röportajcıları fakülteye gitmişler, çeşitli meslek mensubu fakülte öğrencilerine soruyorlardı: “Hangi şarkıyı istiyorsunuz?” diye. Bir aralık hukuk fakültesi son sınıf öğrencilerinden bir genç, arzusunu dırladı. “Dırladı ne demek?” demeyin. Vallahi [...]

Tenkit yapıyoruz a efendim kuş tüyü yastık döşemiyoruz

Bir okurum, dün bizzat bana kadar gelmek zahmetine katlanmış. Radyomuzdaki imtihanlar üzerinde fikrimi öğrenmek istedi.  Bana bazı sualler de sordu, cevaplar verdim. Bu cevapları biraz daha tafsil ederek öteki okurlarımada nakletmek istedim. 1. Radyomuzdan ayrılan 13 sanatkârın içinde, üç dört tanesi gerçek bir imtihanda muvaffak olamayacak kimseler demiştim. Bunların kim olduğunu ben değil adaletle cereyan [...]

Nerdesin Nigâhım

Hani bu sıcakta boynumu çevirmek için bir vinç lâzım ama, arkadaşın yeni bir ikazıyla sağ tarafıma dönüyorum. Gazinonun sol camekânını kendine siper alan iki genç hanımın, bakışlarımıza giyinişleri, kulaklarımıza konuşmaları takılıyor. En çok da beyazlı ile alâkalandık. Gerçi bu kızın lâcivert bir etekliği, mor’a çalan gözleri, kestane saçları, kızıl dudakları var. Fakat bütün bunlar fon [...]

Necdet Varol’un şahbaz bestesi

Dün gece Ankara Radyosu'nda birbiri peşi sıra Ömer Altuğ ile Necdet Varol’un birer bestesini dinledik. Okuyan da, Mustafa Sağyaşar’dı. Bu delikanlı, eğer çirkin sesler için bir müsabaka açılmış olsa, orada öyle sanıyorum ki ikinciliği falan alabilirdi. Ben eminim ki Kozanoğlu dostumuzun eleğinden geçseydi, bu acayip ve bet sesli çocuk mikrofona çıkmazdı. Herneyse mesele bundan ziyade [...]