Büyük üslûplardan faydalanmak veya ezilmek istemem ama yan cebime koy - Nazın mestettiği sevgili İsmet Yazar(1929-2013) Bir san'atkâr okuyucunun uslûbundan faydalanmak başka şeydir, o san'atkârın kuyruğu olmak yine başka şeydir. Bu bahsi açışımın sebebi, radyomuzda bu akşam 19.45'de okuyacak olan İsmet Yazar'ın adına gözümün takılmasıdır. Bir zamanlar, bu gencimiz sesindeki bütün temiz hançere tezahürüne rağmen [...]
Etiket: Âkif Genç
Musikimizde çakıl taşları
Şu bizim musikinin sayısı, iki değil, dörttür. Bir defa kökünü Anadolu köylüsünün ruhuna, özünü Orta Asyalara dayayan bir iptidaî, fakat bâkir halk musikisi vardır. İkincisi, altı yüz senedir bu topraklarda yaşayan bütün okumuşların, bir milletin en güzide çocukları olan münevverlerin tanıdığı, sevdiği, padişahları savaş kadar kendine bağlamış; Rumlardan, Musevilerden ve Ermeni vatandaşlarımızdan yüzlerce bestekâr çakartmış [...]
Kaçan kaçana!.
İstanbul Solistleri Musiki Branşları Arasında Mekik Dokuyorlar - İzmir'in Yurttan Sesleri Yola Giriyor - Birtan'ı dinleyeceğiz İstanbul'da müzik piyasasında çeşitli müzik kolları arasında bir kaymadır başladı. Falan hanım alaturkayı bırakıp dans müziğine başladı. Falan zat alafrangayı bırakıp klâsik Türk müziğine atladı. Hele o caz okuyucusu yok mu, o da davulu, şefinin kafasına fırlatarak alaturkaya zıpladı. [...]
Aman Boyacı
Şu Londralı meşhur canavarın fotoğrafını gazetelerde gördünüz, değil mi? Uzun ve narin bir boy, uzamış saçlar, uzağa bakan yorgun gözlerini halkalayan yuvarlak gözlükler. Hani, bir felsefe tarihi profesörü ile başbaşasınız gibi bir şey. Adam evladının hayvanlar sınıfına elçi olarak, onlarla bağdaşabilir, diye gönderdiği şu kana susamışın zalim aslını nasıl da ince ve hisli bir nikap [...]
Büyük Bestecilerimizden Zekâî Dede
Geçen asrın en namlı Türk musikisi bestekarlarından Zekâî Dede, 1824 senesinde Eyüp'te, Cedit Ali Paşa mahallesinde dünyaya gelmiştir. Bu mahallenin imamı ve Eyüp Mektebi muallimi Süleyman Hikmet Efendi isminde bir zatın oğludur. Eyüp mektebini bitirdikten sonra "Pepe Hoca" diye anlıan amcası Hafız Zühtü Efendi'den hıfza çalışan Zekâî Efendi babasından yazı meşkine başlamış ve o zaman [...]
Ağız ve taam
Gazetelerde sık sık görürüz, bilmem kimin ruhuna mevlit diye yazılır. Neden mevlûd değil de mevlit? Bir mesele. Bu kelimenin gerçek telaffuzu doğum manasına gelen mevlittir. Fakat Türk halkı, kendi soyundan gelen bir şairin, devrine göre en duru bir Türkçe ile yazıdığı "Mevlid"ine mevlûd adını vermiş onu kendi dilinin fonetik kaidesine uydurmuştur. "Efendim, asla tabi olalım" [...]
Canavara ikram !
Yeni bir mavi sakal İngiltere'de, 18-19 yaşları arasındaki dört genç kızı boğup parçalamış. Onların şu anda talihsiz kadavraları üzerine eğilen sadece adalettir. Geçmiş yıllar içinde, eşlerine İspanya, Fransa, yine İngiltere'de rastlanan bu canavar mikaplarını yakaladıkça astılar. İngiliz adaletinin de, eğer ele geçirebilirse, yapacağı şey bundan ibarettir. Bir faydası mı var ki.. Bir defa bu sayısız [...]
Bir güfteye iki beste
Kazmasız saksağanlar-Fuad Edib'in talihsizliği-Kıçırılmayacak fırsat Bugün saat 12.30'da Ankara radyosunda okuyacak olan Melâhat Pars'ın programında, Şükrü Tunar'ın Hüseyni bir şarkısı var. Bu talihli güfteyi yazıyorum: "Geçti sevdalarla ömrüm ihtiyar oldum bugünAk-pak olmuş saçlarımla bikarar oldum bugünBir muhabbet neşesiyle ilkbahar oldum bugünBen huzurunda yer öptüm tacidar oldum bugün" Talihli güfte dedim. Çünkü bu sözler Servet-i Fünun [...]
Yumuşak
Kore'de komünist tayfasının elebaşıları haber salmış: "Esirleri iade edelim, mütareke konuşmalarına tekrar başlayalım" diye.. Malenkov'un son günlerdeki hareket hattı, mutedil ve konuşmaları Gromiko'nun Birleşmiş Milletlerdeki bütün geri tepmelerine rağmen ortalıkta iyiye doğru bir kımıldama olduğu kanaatini uyandırıyor. Yani mevsimle birlikte siyasi havalarda da bir yumuşama başlamıştır. Dünyamızın teşebbüs kabiliyetini kaybedeceği bır sırada Eisenhower'in dost Amerikan [...]
Orada bile..
Geçenlerde Ankara'ya gitmiştim. Bir ihtiyacı gidermek için girdiğim belediyenin yaptırdığı temiz bir tuvaletten çıkarken gözüme duvara asılı bir ücret levhası göründü: Küçük abdest 5 kuruş, saç tarama 3, el yıkama 2 kuruş, yekunü, yani toplamı on kuruş. İçimden geçen ilk hitap şu oldu: "Hay gözün kör olmasın senin hesap gibi; burada da mı karşıma çıktın!" [...]
