İsveç'te, iki güreşçimizin karıştırdığı halt hakkında duyulan üzüntünün akisleri devam ediyor. İşin hırsızlık tarafını pek acı bulmakla beraber, milletçe kendi kendimize küsercesine ümitsizliğe düşmeyi manasız bulurum. Hırsızlık ruhi bir hastalıktır. Her şeyi maddi şartlara bağlıyan dar materyalizmi defalarca yanıltan destanlık hatıraları bilmiyor değiliz. Sonunda bir kutu pasta ile mükâfatlandırılacağını bildikleri halde nice mahrumların, ömründe yüz [...]
Etiket: Âkif Genç
Hababam bakış…
Körfez vapurlarından birinde kısa bir yolculuk yapayım dedim. Karşıma bir anda etli kanlı, endam asaletine sahip bir bay oturuverdi. Elin garibi ile tabii bir alıp vereceğim olamazdı ama, gözleri dikkatimi çekti. Yuvarlak ve çipil iki gözle bu güzel vücut ve yüzün sahibi olan insanı adeta çirkin gösteriyordu. O zaman, gözler aklıma geldi; çeşit çeşit gözler. [...]
Neredesin ey sevgili!
Nerelerdesin, a canım efendim? Hanidir hoyrat hoyrat esen rüzgârlar senden bir haber vermez oldular. Ne bizim semtte, ne öteki şehirlerde, ne de yad ülkelerde görünmez olmuşsun. Bilirsin, hem çok iyi bilirsin ki şu aşağı mahlûklarla dolup taşan dünyada senden başka hiçbir şey beni teselli etmez. Eloğlu bilmez tabii, ama yine sen bilirsin ki para, pul [...]
Hazin mi hazin
Bilmem gazetelerde okudunuz mu? İstanbulda on beş senedir katlanılmaz bir sefalet içinde kıvranan yoksul ve kimsesiz bir adam, hasta yatağında tam Tanrısına kavuşacağı dakikada, Milli piyangonun on bin liralık ikramiyesine kavuşmuş. Kendisine ancak, cenaze levazımatı bakımından bir hizmeti dokunabilecek olan bu vakitsiz şansın, şu nasipsiz adamla alay edişi pek hazin değil mi? Çok bekleriz, çok [...]
Ve minallahi Tevfik
Vatan gazetesi namına 1945 yılında yaptığım bir memleket seyahatinde, Gelibolu'ya da, Türk tarihinin iki büyük kahramanını sinesinde barındıran bu bahtiyar ilçeye de uğramıştım. Bahtiyar diyorum; çünkü Gelibolu, bir çok askeri işleri ve büyük mesuliyetleri bulunan büyük bir askerin elinde, çok kısa zamanda medeni bir şehir olmanın hususiyetlerine sahip olmuştu. Şehirdeki zabıta işleri mi, belediye faaliyetleri [...]
Meslek seçerken
Dün, Kültürpark'ın Dokuz Eylül kapısı ile kahveler arasında bir daire çizen yoldan, dehşetle yarış ederek geçen iki at arabasına rastladım. İki tekerlekli ve tek atlı arabaların çılgın arabacılarına dikkat ettim. Ceketlerinin yakaları bir yana, mintanları öbür yan, herhalde akılları da başlarından başka bir yana uçup gitmişti. Basmahane meydanını ok meydanı sanarak deli deli koşturdukları atları, [...]
Değerli bir müzisyenimiz
Bu şehirde yaşayan bir kıymet olduğu halde, ancak, radyodaki bir konserini dinlerken geçen haftalar içinde tanıyabildiğim Mihter Çelebi ile evveli gün uzun bir görüşme yaptım. Kendisinden, Mendelssohn’un bir eserini adeta kendimden geçercesine dinlediğim, tuşlar üstündeki enstrümantal icra kabiliyetine hayran olduğum bu kadın kıymetlimiz, Türk musikisinden yana fazla bilgili değildi; olabilir. Nasıl ki Türk musikisi sahasında [...]
Rağmen
Okulda bir öğrencim sormuştu: “Rağmen’in mânası nedir?” diye. Anlattım, bir şeyler söyledim ama, kendim de pek hoşlanmadım doğrusu; hocanın kar helvası gibi. Sonra efendim, dün akşam, hayırdır inşallah midemin hafifliğine rağmen dolgunca bir rüya gördüm. Biri eğilmiş kulağıma; diyor ki: “Günlerden yarın Pazar, hafif ve şakacı fıkranı unutmıyasın!” Dostlardan gördüğüm bütün alâkaya rağmen bugünlük klâsik [...]
Yemediğimiz herze mi kalmıştır?
Bilmem efendim, siz de İstanbul gazetelerinden ve İzmir basınından öğrendiniz mi? İstanbul'da at etinden sucuk imali öğrenilir öğrenilmez, belediye, haklı olarak bütün dikkatini şu noktaya çevirmiş: Acaba at etinde sağlığa zarar verecek bir nesne var mı? Tahliller yapılmış, at budundan yapılmış pastırmalar, vücudunun çeşitli kısımlarından kıyılıp doldurulmuş sucuklar incelenmiş, hamdolsun muzır bir şey bulamamışlar… Hatta [...]
Hizmetlerin azizi
“İzmir şehri yeni planına kavuştu” demek ne demektir, biraz bu noktada duralım: Bir şehrin geçmişten gelen özelliklerini dikkate alarak gelecekteki imar, inşa ve kuruluş halini nizamlamak manasına gelen bu haber, memleket çapında sevineceğimiz bir müjdedir de. Neden mi? Bir şehir düşünün ki dilediğiniz bir köşesine bir kasap dükkânı kondurmak, dilediğiniz bir sokağından araba sürmek, istediğiniz [...]
