Nedir bu?

Körolası hep de kışı gözler. Sıfırın altında on altı derece soğuk ve yorgan diye bu soğuğu sırtına çeken yüzlerce vatandaş yine Erzurum'da zelzelenin mahkûmu. Kaç kere ve kaç şehrimizde bu hal?.. Daha dün denecek kadar yakın bir zamanda Erzincan'da kırk bin canı bir anda, bir kısmını da sonradan alıp götüren namert tabiat, kendisini en çok [...]

Gökte ararken

Onu nerede bulabilirim diye bir teferrüce (gezinti) çıktım. Bu dediğim “O”, ne sevdiğim bir yiyecek, ne güzel bir roman, ne İzmir radyosuna ehil bir müdür falan değildi. Bu, zaten ne devlet dairesinde, ne çarşıda, ne pazarda, ne kitapçıda mutlaka bulunur cinsten bir şey değildi. Yenir mi; hayır. Kendisiyle konuşulur mu; hayır. Öyle yâr gibi ağuşa [...]

Kırmızı

Dün akşam, Fuar gazinolarından birinde kırmızı donlu bir adam gördüm. Güneşin son ışıkları, aşı boyalı kafeslerden geçip ona aksedince mi böyle, kırmızılaştı bilmiyorum. Gözlerimdeki dikkat ışıklarını ona yaklaştıkça biraz daha çoğaltıyorum. Evet, tereddüde yer yok, adam, tepeden tırnağa kırmızıya boyanmış. Bu arada yerime oturuyor, bu garip adamı bir köşede bırakıp güneşe bakıyorum. Biz milletçe asır [...]

Ne pis pazardır…

Adem evlâtlarının sade bağırsakları ve mideleriyle yaşamaya başladıkları şu maddeci insanlar pazarında arayıp bulamayacağımız kıymetler meyanında dostluk da bulunduğunu bilmez değilim ama, geçen gün hayalimle, bu vefadan, rikkatten, incelikten ve nihayet dostluktan yana hamdolsun halâs olmuş olan dünya pazarında bir faydasız dolaşmaya çıktım. Asumanı dört budiyle taradım; mideyi cezbedecek, derilerimizi süsleyecek, kanımıza hemoglobini verecek nice [...]

Nâmevcut

Bu Pazar günkü fıkramı daha dünden yakalayıvermiştim. Bir dostum bir evvelki fıkramdaki nâmevcut kelimesine iyice basarak, “daha demişti; bizde nâmevcut olan neler yok ki…” Gerçekten şöyle bir nâmevcutların geçit resmine çıkıverdim. mesela nasıl anlatayım; kalem vardır, fakat kullanabileni nâmevcut. Dost vardır; vefası nâmevcut. Ekmek vardır; rengi, çeşnisi nâmevcur. Takside saat vardır; açacak şoför nâmevcut. Akıl [...]

Bir pavyonun feryadı

Çekoslovak pavyonundaki Komünist ağızlı levhalar etrafa nefret uyandırdığı bir sırada, pavyonu dile gelmiş feryad eder buldum. Dün, öğle üzeri önünden geçtiğim pavyonla derleştim! “Hani senin teşhir edilecek o ince işlerin? Misafir olduğun yabancı memlekette, kendi malın diye gösterecek Moskof damgalı tahrik vecizelerinden başka bir şey bulamadın mı?” Çek pavyonu, Čapek’in mahzun köylüsü gibi boynunu bükmüş, [...]

Namağlup bir musiki

Batı müziğini gerçek bir sanat sevgisi ve bilgisi içinde benimsemiş olanlar değil de, onun azıcık ötesinden, azıcık berisinden bir şeyler kapabilmiş olanlar tarafından züppece yerilen Türk musikisinin nasıl sırtı yere getirilemez bir kuvvet olduğuna geçen gece, Muallâ Mukadder Atakan’ı dinlerken daha bir kere inandım. Dededen bir beste ile girdiği konserinde, klâsik musikinin; atmosferi, sanatkârın içli [...]

Say sayabildiğin kadar

Bugün gene Pazar ya; şöyle hoş, hiç olmazsa hafif bir mevzua girmek lâzım. Gel gelelim, her baktığı köşede tüter bir derd dumanını gören mizaç için, neşenin içinde öyle kulaç kulaç yol almak kolay olmuyor. Hiç mi gülünecek veya hoşlanacak şey yok. Var, var ama, şair Osman Attilâ’nın dediği gibi, herşey huyumuza suyumuza uysun istiyoruz. “Pazar [...]

İlahi okuyucum!

Üstüne tekrar dönmek, ne yürek yakıcı bir şey, bilmiyor değilim. Masum yavrusunun, canavar bir deli tarafından öldürülüp kanı emildiğini ve gözü oyulduğunu öğrenen annenin, babanın felâketine ve ıstırabına bu memlekette yabancı bir kimse olabileceğine kani değilim… Fakat asıl facia, bu delinin, “akıllıdır” diye “artık uslanmıştır” diye insan oğulları arasına girmesini sağlamak değil midir? O şifa [...]

Hep Hayganuş değil miyiz?

Dün, aziz dostum doktor Petek’le beraber, bir gazinoda, günün hayhuyundan öte, dalmış, gitmiştik. Düşünce bu ya, kanatlanmadan durmaz. Sen al bizi, bir boy Descartes’a, bir boy Renan’a kadar götür; sonra getir de bakar görmezliğimiz üzerinde bırakıver evet, benim gibi, dostum da, körlerin gözünü iyi eden son İngiliz keşfinden haberli. “Fıkranı okudum, fakat bu mevzu üzerinde [...]