Şu aşağılık duygusuyla, “bizde bir şey olamaz” vehmi için nasıl boğuştuğumu bilen bilir. Fakat üzülerek itiraf etmek zorundayım ki bizde yerli film denilen şey, çok defa bir fikir, bir ruh, bir mizansen ve dekor sefaletidir. Son defa İzmir'e gelen “Ege Kahramanları” ile, “Dudakten Kalbe” filmini göremedim. İkincisini olsun kaçırmamaya çalışacağım. Ama bu ana dek gördüklerimden [...]
Etiket: Demet Cevher
Köy
İktidar Partisi kongresinde bir köylü kadın delege, yaptığı temenniler arasına, şöyle bir cümle de sıkıştırılmış: “Köylü davasına, köye daha hızla gidelim!” Ziraat bankasının köylülerimiz için krediyi artırması, Atatürk'ün büyük ideallerinden bir olan köylüyü topraklandırma davasında atılan seri adımlar, nihayet hayvan vergisi kanununun kaldırılması için girişilen teşebbüsler, Menderes hükümetinin, memleketin milli davalarından biri olan köy davasına [...]
Buyurun!
Gazetelerde okudunuz mu? Amerika'nın bilmem, neresinde yaşıyan ikiz kardeşlerden biri ne hissederse öteki de onu hissediyormuş. Biri gülerse, obiri de gülmek ihtiyacını zor tutuyor, biri ağlarsa, ötekisi feryadı basıyormuş. Nihayet evlenecek çağa gelmişler. “Evet, bunda ne var?” diyeceksiniz değil mi? Doğru. Bunda bir şey yok. Hele bedbin Arap şairine uyarsak: “Ölüm iki kapılı bir eve [...]
Bu anket değil, fâcia
Bilmem Ordinaryüs Profesör Tevfik Sağlam’ın Tıp Fakültesinin 7 inci sömestresine kadar ulaşmış olan gençler arasında yaptığı anketin neticelerini gördünüz mü? Ben görmedim, görmek talihsizliğine uğramadım ama, gazetelerden öğrenmek felâketine ne yazık ki uğramış bulunuyorum. Anketin soruları ve neticelerini tafsilatı ile sıralamaya sütunum pek müsait değil, ama, kısaltarak nakledebilirim. Profesör sormuş: -Yabancı dillerden bir tek tıp [...]
Yerden göğe dek haklı
Dün ve bundan bir hafta evvel, İzmir yüksek tahsil gençliğine mensup birkaç genç arkadaşım, yeni dertlerini döktüler: Lokalsizlik. Bu arada İzmir Halkevi binasının, millî kültür, fikir ve sanat hareketleri bakımından faydalanacakları bir yer haline getirilmesi fikrini savunmamı istediler. Siyasi yazı yazmaya kanuni durumum müsait olmakla beraber, konularımı siyaset dışı seçmeyi prensip edinmeme, onların halkevi gibi, [...]
Amerika’ya gidiyor
Şimdi siz belki de, sineklerin kanatlarında mikrop olup olmadığını tetkik için veya Amerika'da insanlar caddenin sağından mı, solundan mı giderler; bunu görmek maksadiyle bir takım heyetleri, devlet babadan aldıkları ödeneklerle Amerika yolunu tuttuklarını sanacaksınız. Hülasa III. Selim’den beri, öğrenile öğrenile, cıcığı çıkması lâzım gelen garptan ve onbeş senedir her tarafını aşındırıp posasını çıkardığımız yeni dünyadan [...]
Memnunluk
Evvelki gün ve dün gazetelerde okuduğum bir haber sebebi ile duyduğum tarifsiz memnunluğu nasıl anlatmalıyım bilmem ki. Bu memnunluk, ne bir hasrete kavuşmak, ne nasipsizi çıldırtacak büyük ikramiye isabeti, ne şu, ne de budur. Sayın Eğitim Bakanı'nın, bu sütunlarda sırt sırta yazdığım klâsik şiirimize ait birkaç yazının ferdasında, tesadüfen, basına verdiği beyanattır. Sayın Bakan, klâsik [...]
Balo
Bugünlerde habire bir basın balosudur, söylenip gidiyor. Eğri büğrü, acaip bir adam olduğum için doğrusu dans bakımından baloların pek tadını çıkaramam. Çok kere de balo dönüşü mahzun olurum. Bir aralık, gelip geçmiş baloların ve yeni basın balosunun hayaline mi dalmışım nedir, dün, sabahtan akşama dek balo dedim, başka bir şey demedim. Kelimenin aslı nereden geliyor [...]
Batı müziğini sevdirmek
Memleketimizde Batı müziğini sevmeyenler, şüphesiz az değildir. Fakat öyle sanıyorum ki, asıl sevgisizlik, Batı müziğine karşı değil, Batı müziğinin ukala müdafilerine karşıdır. Memleketimizde Avrupa müziği tekniğine yabancılık var sanmak pek doğru bir şey olmasa gerek. Aksine, büyük bir kalabalık, Sherlock Holmes’in cinayet romanlarıyla, Pitigrilli’nin yakası yırtılmamış rezaletlerini nasıl okuyorsa, adına beyhude yere müzik demekte israr [...]
Onlar bir yanda, madde öbür yanda
Dünkü klâsik şiirin yanlış anlaşılmış veya belki de kasti olarak yanlış aksettirilmiş bir tarafı daha var: “A canım, hepsi iyi, iyi ama şu maddeye, hayata, dünyaya, refaha, yükselmeye değer vermeyen, “bir lokma, bir hırka” cı zihniyeti, bu kalender ve harabiliği pek kötü! Halbuki ters anlaşılan bu hususilik, klâsik şiirin en orijinal ve en vakur cephesidir. [...]
