İsteyen kim?

Dün bir bayan okuyucumdan aldığım uzunca bir mektuba ayrıca cevap vereceğim. Çok canlı bir ifade içinde kaleme alınmış olan bu mektup bana bir cihetten de fıkra mevzu ilham etti. Okuyucum diyor ki: İçimde; dışımı ezen öyle olaylar geçiyor ki bunalıyorum. Adeta içimi istemiyorum. Bu sayın okuruma sorabilir miyim: İçini isteyen kim ki. Samimiyetle bir itirafa [...]

Uşak

Tulûat tiyatrosunun komik adı altındaki son mümessili, Dümbüllü İsmail’i geçen gece bana, on bir yaşındaki heyecanlarımın aynını tattıran bir lezzetle seyrettim. “Son tulûat komiği” dedim. Çünkü bizi kendisine değil, sanatına güldüren tek halk sanatkârı olarak ortada kalan odur. Şaklabanlıkta, belden aşağısı ile alâkalı tekerlemelerde, gerçek tiyatro ile, halk geleneklerinin ortasında kalan melez hareketlerde gördüğümüz o [...]

Kenter’lere doyulmaz

Yıllar sonra, yine onların Yıldızlarıyla Ankara, Şinasi tiyatrosundayım. Sovyet rejiminin göbeğinden çatlamak üzere olduğu dönemin, Komünist rejimce yasaklı oyun yazarı Ludmila Razuloskaya’nın “Sevgili Yelena Sergeyavna” adlı eseri sahnede. Ben Kenter’leri çok beğenirim. Ben beğenmesem ne çıkar ki?.. Devlet ve ulus beğenmiş. Bir yüksek öğretimin, tiyatro dalına başkan yapmış, Yıldız’ı. Ama Kenter’ler, nasıl böyle, sanatın fırınında [...]

Yeni Dünya*

"Yeni Dünya" adlı hikâye kitabını, asla bir düstun eseri diye okumuş değilim. Fakat hâlâ bir hayranlık sarsıntısı içindeyim ve büyük hikâyecinin kalemini gıpta ile karşıladım.  "Dağlar ve Rüzgâr" şairi erkek ve duygulu sesini "Değirmen", "Kağnı ve Ses" adlı hikâye kitaplarına kattığı günden beri küçük hikâyeciliğimizin büyük bir kazancı olmuştur. Hâlâ bu hikâyeler özel olarak "Kağnı" [...]