Dün, bir kundura boyacısında ayakkabılarımı boyatırken, bir aralık o geçmiş ki, adamcağız arkadaşına seslendi: “Burdur’a gidiyor, ne baba adamdı, ne efendi idi Enver Bey.” “Şu boyacı eğer müşteri olmasaydım, nereden beni tanıyacaktı?” diye, şimdi belki de, benim bildiğim, mütevazıdan daha ezik, derinlere doğru bükük olan Enver Saatçigil, insanlığının iç kabuğuna büzülecektir. Ama günde yüzlercesinin ayaklarına [...]
