Edebiyatımızda Vatan Duygusu – IV

Rüştü Şardağ 1908 yılına girmeden II. Meşrutiyet devrine yaklaşıyoruz. Siyasî iktidar kadrosunda bir değişiklik mevcut değildir. Aynı padişah, aynı hükümdar eli altındaki hükümet, aynı meclisi dağıtmış, halkı susturulmuş millet. Korku dağları sarmıştır; iyi, kötü hiç bir şey hakkında, hiç bir söz söylememek: Sosyetenin hüzünlü manzarası bu hale alışıldığı hissini veriyor.  Fakat siyaset dalgalarını kımıldatan, yine [...]

Edebiyatımızda Vatan Duygusu – III

II. Abdülhamid istibdatında vatan duygusu ve Servet-i Fünûn'a giriş: Garip bir devre giriyoruz. Millete yapılan büyük haraketlerin yürekleri yaslandırdığı,hüzün dolu, karanlık dolu bir devre.. II. Abdülhâmid(1842-1918) Tarih, zâlim bir hükümdarı, zulüm yapmıya en elverişli bir devirde Osmanlı Türklerinin başına geçirmiş bulunuyor. Bir an için Fransızların Cezair, sonra Tunus'u, Fas'ı işgal ettikleri 1830 yılını, İngilizlerin Mısır'a [...]

Edebiyatımızda Vatan Duygusu-II

Artık edebiyatta da minkılâp değil, ancak bir inkılâp hareketinin emarelerini görmek mecburiyetinde kalacağımızı kestirebiliriz. Madem ki Tanzimat'ın nabzını yoklamıya çalıştık. Netekim her çeşit, her nevi ve her mektebe mensup edebiyatın, edebiyat örneklerinin akın akın Tanzimat'a karıştığı bir devrede, "vatan" kelimesinin de eserlerde akisler bulması pek tabi idi. Fakat vatan yeniden idrâk ediliyor gibiydi. Çünkü yeni [...]

Edebiyatımızda Vatan Duygusu – Giriş

"Vatan, üstünde hora tepilen bir toprak parçasıdır."ANATOLE FRANCE Anatole France(1844-1924) Anatole France, zekâyı cımbızlaştıran bir cümlesinde, "Vatan, üstünde hora tepilen bir toprak parçasıdır." der. Tarihi hâdiselerin bütün uzunluk ve genişliğince akışı, bu cümleyi söyleyen insanı harekete getirinceye kadar değişik safhalar kaydetti. İlk insanın tabiat karşısında kâh ağzı açık şaşkın durumu, kâh maddî ve manevî varlığının [...]

100 Yıllık Aşkımız

"Edebiyatımız, sevgili ve gönül aşklarından başka diğer aşkların da varolabileceğini anlatmaktan henüz bir hayli uzaktadır." RÜŞTÜ ŞARDAĞ Bir çiçek tomurcuğundan bahara girilebilir; bir küçük acıma hissi, insanlığın üstüne gerilmiş bir kanat olabilir; avuçlarımızda sıktığımız sevgili ellerinden alınan güç şu taşlı ve çorak günleri yenebilmemize yardım edecektir: Şüphesiz eğer bir sanatçı iseniz... Bir sanat adamınının ölümsüz [...]

İçtimâî nesircilerimiz

"İçtimâîlik" meselesi edebiyat için ancak dünün davasıdır. Netekim büyük Fransız edebiyatçıları, sanat tarihlerinde, edebiyatın bir cephesini de bu bakımdan tetkik ederler. İçtimâî roman, içtimâî edebiyat meseleleri onlarda büyük bir alâka ve tecessüs [araştırma]mevzuudur. Sosyal hareketlerin, yığın yığın batıp çıktığı, eski ve yeni ferd ve cemiyet münasebetlerinin bir intikal devresinde birbirleriyle döğüştüğü devirlerde içtimâî edebiyat, gerçekten [...]

Dıckens ve Çehov’un bir kitabı

Anton Çehov(1860-1904) Hikâyeler vardır; bir hayal çerçevesi içinde düşünüş ve tasavvurların birer aksi gibidirler; yahut muhitlerinin birer gözcüsü ve tesbitçisi olarak kalırlar. Bunların okunuşlarından sonra kafamızda durulup birikecek olan şey ya tatlı bir zevk, ya hazin bir akıbet, yahut bir moralite duygusudur. Fakat hikâyeciler de vardır ki daha doğdukları zamandan itibaren sosyetelerine bütün genişliğince açılmış [...]

Fıkracılığımız üzerinde

Fıkra sanatı, ne yalan söyliyeyim, hâlâ bizde anlaşılmış değildir. Küçük pasajlara fıkra deriz. Uzun sütunda yazılmış günlük yazılara fıkra ismini veririz. Aktüel safhaları aşarak herhangi bir sahadaki -edebî kalmak şartiyle- hususi bir yazı tarzını fıkra nevine sokarız. Nihayet bizim için müsahabenin, her çeşit cronique yazıların ayrı ayrı hudutları çizilmiş değildir. "İşaretler", "Fıkra", "Günden güne", "Edebî [...]

“Şair Evlenmesi” ve diğer iki kitap

Remzi Kitabevi, dünya şaheserlerinden tercümeler serisi yanında, şimdi bir de "Edebiyat Kütüphanesi" adı altında edebî eserler neşrine veya eski yazı ile bile sayıları tükenmiş, tükenmek üzere bulunan eserlerin tertip ve yeni harflerle tekrar ihyasına başlamış bulunuyor. Bu serinin ilk iki kitabı, Mustafa Nihat imzasını taşımaktadır.* Türk edebiyatının Avrupai bir mahiyet almasında önayak olan büyüklerimizden birinin [...]

Şiir antolojileri ve edebiyatımız

"... biz o şairleri bekliyoruz ki Türkçeyi bize yepyeni bir şekilde kullansınlar. Bizi korkutacak, şaşırtacak kadar hattâ bazan bizim anlayışımızın ötesinde yeni imkânlar içinde söylensinler."RÜŞTÜ ŞARDAĞ Antoloji anlayışının ve bir antoloji meydana getirmek hakkındaki çalışmaların bize garptan geçtiğini söylemekle haksızlık etmiş oluruz. Birkaç yüzyıl ötelere, hattâ daha gerilere kadar gitiğimiz zaman tezkere denen bir nevi [...]