Yerden göğe dek haklı

Dün ve bundan bir hafta evvel, İzmir yüksek tahsil gençliğine mensup birkaç genç arkadaşım, yeni dertlerini döktüler: Lokalsizlik. Bu arada İzmir Halkevi binasının, millî kültür, fikir ve sanat hareketleri bakımından faydalanacakları bir yer haline getirilmesi fikrini savunmamı istediler. Siyasi yazı yazmaya kanuni durumum müsait olmakla beraber, konularımı siyaset dışı seçmeyi prensip edinmeme, onların halkevi gibi, [...]

Amerika’ya gidiyor

Şimdi siz belki de, sineklerin kanatlarında mikrop olup olmadığını tetkik için veya Amerika'da insanlar caddenin sağından mı, solundan mı giderler; bunu görmek maksadiyle bir takım heyetleri, devlet babadan aldıkları ödeneklerle Amerika yolunu tuttuklarını sanacaksınız. Hülasa III. Selim’den beri, öğrenile öğrenile, cıcığı çıkması lâzım gelen garptan ve onbeş senedir her tarafını aşındırıp posasını çıkardığımız yeni dünyadan [...]

Memnunluk

Evvelki gün ve dün gazetelerde okuduğum bir haber sebebi ile duyduğum tarifsiz memnunluğu nasıl anlatmalıyım bilmem ki. Bu memnunluk, ne bir hasrete kavuşmak, ne nasipsizi çıldırtacak büyük ikramiye isabeti, ne şu, ne de budur. Sayın Eğitim Bakanı'nın, bu sütunlarda sırt sırta yazdığım klâsik şiirimize ait birkaç yazının ferdasında, tesadüfen, basına verdiği beyanattır. Sayın Bakan, klâsik [...]

Balo

Bugünlerde habire bir basın balosudur, söylenip gidiyor. Eğri büğrü, acaip bir adam olduğum için doğrusu dans bakımından baloların pek tadını çıkaramam. Çok kere de balo dönüşü mahzun olurum. Bir aralık, gelip geçmiş baloların ve yeni basın balosunun hayaline mi dalmışım nedir, dün, sabahtan akşama dek balo dedim, başka bir şey demedim. Kelimenin aslı nereden geliyor [...]

Batı müziğini sevdirmek

Memleketimizde Batı müziğini sevmeyenler, şüphesiz az değildir. Fakat öyle sanıyorum ki, asıl sevgisizlik, Batı müziğine karşı değil, Batı müziğinin ukala müdafilerine karşıdır. Memleketimizde Avrupa müziği tekniğine yabancılık var sanmak pek doğru bir şey olmasa gerek. Aksine, büyük bir kalabalık, Sherlock Holmes’in cinayet romanlarıyla, Pitigrilli’nin yakası yırtılmamış rezaletlerini nasıl okuyorsa, adına beyhude yere müzik demekte israr [...]

Onlar bir yanda, madde öbür yanda

Dünkü klâsik şiirin yanlış anlaşılmış veya belki de kasti olarak yanlış aksettirilmiş bir tarafı daha var: “A canım, hepsi iyi, iyi ama şu maddeye, hayata, dünyaya, refaha, yükselmeye değer vermeyen, “bir lokma, bir hırka” cı zihniyeti, bu kalender ve harabiliği pek kötü! Halbuki ters anlaşılan bu hususilik, klâsik şiirin en orijinal ve en vakur cephesidir. [...]

Eski şiirimizde hayâl

Sanatın, şu pozitif asır içinde bile güç aldığı en ehemmiyetli kaynak şüphe yok, hayâldir. Emil Zola’nın dökümanter romancılığını tetkik eden Rene Lalou, “Fransız edebiyatı” adlı eserinde der ki: “Bu kadar sonsuz malzeme, ancak büyük hayâl kuvveti sayesinde bir mevzua can verebilirdi.” Gerçekten de öyle değil mi? Fani bedenlerimizin birer köşeciğinde taşıdığımız başımız ve gönlümüz, hayâl [...]

Eski şiirimizin hikmeti

Sayın Eğitim Bakanı'na sunduğum bu ikinci nâçiz görüşüm, klâsik şiirimizin hikmetleri üzerinedir. Bizde, hikmet, vecize, Fransızların maxime dedikleri şey, çok zaman birbirine karıştırılmıştır. Bir defa vecizeyi veya vecize gibi lâfı, bir kumandan bir tarihçi, bir kimyager, bir ticaret adamı da söyleyebilir. Vecize; az söze bir hayli değerli mana ve hatırı sayılır düşünce karıştırmaktır ki her [...]

Bizim klâsiklerimiz

Çok şükür ki Millî Eğitim Bakanlığı'nda, yıllar sonra büyük bir uyanış belirdi. Sayın Eğitim Bakanı, haber verdi: Bizim de klâsiklerimiz, millî kıymetlerimiz vardır; yetişmekte olan nesillere onları da kazandıracağız. Bizim millî kıymetlerimizden maksat nedir? Bu hükmün ihata ettiği değerler hangileridir? Bu hususta kesin bir ışığa kavuşmuş değiliz. Fakat sayın Bakan'dan klâsik şiirimizi ihmal etmemesini candan [...]

Aşk ama, böylesi!

Eski şiirimizin bir aşk anlayışı var ki böylesi bir aşk, ne bizde, ne de dünya edebiyatında görülmüştür. İran edebiyatının Epikürist bir görüşle beslenen garam şiirleri bile ona benzemez. Bakarsınız, bazen cahiliyye devrinin Arap şiirleri gibi içli seslenişler divan gazellerimizi süsler. Bakarsınız; Racine'deki his ve akıl çarpışmasının olgun meyveleri halinde yükselen uslüp ve espri inceliklerini andırır. [...]