Şükrü Tunar

Ateş gibi müzisyen derler onun gibi çalanlara, onun için perde makam, ton ve emsali kayıt ve şart yoktur. Okunan eser sazının hangi perdesine gelirse gelsin çalar o. Hocası kendisidir. Askerliğinde ayrıldığı mızıka bölüğünde tekniğini arttırmış ve Allah vergisi istidadını da ortaya koyunca kendi sahasında dev gibi bir sanatkâr olmuştur. Eskilerin pek beğenip taktir ettiği Klârinetçi [...]

Aman doktor

Dünkü İstanbul gazetelerinden birinde, yine gördüm. Bir kulak burun mütehassısımızın tedavi adı altındaki meşum icraatı yüzünden kulaklarından olmuş iki hazâkatzede vatandaş, sütunlar içinden melül bakınıyorlardı. Derhal Neyzen aklıma geldi. Adamcağızı bir zaman Guraba mı, Cerrahpaşa mı, hangisi, birisine yatırmışlar; hatta yanlışlıkla bir küçük ameliyata bile tabi tutmuşlar; sonra da hatalarını anlayarak özür dilemişlerdi. Hicivci şair, [...]

Felsefe’ye yazık!

Sanırım, en çok sevdiğimiz sözcüklerden biri oldu, felsefe. Son kez, iktidar ve ana muhalefet partileri de ona iyice ısındılar. “-ANAP’ın felsefesi…”“-Partimizin temel felsefesi.”"-Ana muhalefetin felsefesine göre…” Neden, “partimizin yolu” değil? “Parti ilkelerimiz”, “partimizin siyaset anlayışı değil” de ille de “felsefe”! Felsefe sözcüğüne özel bir sevgiden mi, yoksa felsefeyi ayağa düşürmüş olmanın ayrımında olmayışımızdan mı geliyor [...]