Fıkracılığımız üzerinde

Fıkra sanatı, ne yalan söyliyeyim, hâlâ bizde anlaşılmış değildir. Küçük pasajlara fıkra deriz. Uzun sütunda yazılmış günlük yazılara fıkra ismini veririz. Aktüel safhaları aşarak herhangi bir sahadaki -edebî kalmak şartiyle- hususi bir yazı tarzını fıkra nevine sokarız. Nihayet bizim için müsahabenin, her çeşit cronique yazıların ayrı ayrı hudutları çizilmiş değildir. "İşaretler", "Fıkra", "Günden güne", "Edebî [...]

“Şair Evlenmesi” ve diğer iki kitap

Remzi Kitabevi, dünya şaheserlerinden tercümeler serisi yanında, şimdi bir de "Edebiyat Kütüphanesi" adı altında edebî eserler neşrine veya eski yazı ile bile sayıları tükenmiş, tükenmek üzere bulunan eserlerin tertip ve yeni harflerle tekrar ihyasına başlamış bulunuyor. Bu serinin ilk iki kitabı, Mustafa Nihat imzasını taşımaktadır.* Türk edebiyatının Avrupai bir mahiyet almasında önayak olan büyüklerimizden birinin [...]

Şiir antolojileri ve edebiyatımız

"... biz o şairleri bekliyoruz ki Türkçeyi bize yepyeni bir şekilde kullansınlar. Bizi korkutacak, şaşırtacak kadar hattâ bazan bizim anlayışımızın ötesinde yeni imkânlar içinde söylensinler."RÜŞTÜ ŞARDAĞ Antoloji anlayışının ve bir antoloji meydana getirmek hakkındaki çalışmaların bize garptan geçtiğini söylemekle haksızlık etmiş oluruz. Birkaç yüzyıl ötelere, hattâ daha gerilere kadar gitiğimiz zaman tezkere denen bir nevi [...]

Halit Ziya Uşaklıgil

Nice Mai ümitlerin Siyah'a dündüğü bir gece içinden, bize öbek öbek sanat getiren Halit Ziya, durgun ve bulutlu edebiyatımızda hâlâ bir şafak gibi söküp duruyor. Rüştü Şardağ Bir pamuk gibi beyaz saçların örttüğü mübarek yüzlü adam, Fatih rüştiyesinde okurken de şimdiki gibi, gürültüden hoşlanmaz, sevgisi bol, herkese saygı duyar ve duyurur bir kimse miydi? Öyle bir [...]

İçinde bugünün ve dünün şiirini saklıyan şehir

Homeros İzmir'e bir gece yarısı vaya gündünz denizden ve karadan her nereden girseni, sanki avuçlarınızın içine bir şeyler dolmuş, gözleriniz bir yeni ve taze ışıkla yumulmuş gibi olur: Gönüllerinizin kapısı, artık miras olarak geriye sade şeref ve öğünç levhaları bırakmış olan o eski çağlara doğru açılır. Şu yol Basmahane'nin önünden sizi Kültürpark'a, maddeyi sanat içinde [...]

Falih Rıfkı Atay ve Hind

Falih Rıfkı Atay(1894-1971) NesrimizVeysi'den Abdurrahman Şeref'e kadar akıp giden, tezkereciler ve vakanüvisler elinde ağdalı terkiplere bulanarak komikleşen, yürek tüketici bağlarla kıvrılıp uzayan, kısacası zulüm gören bu dil acayipti. Ne kadar güç anlaşılırsa o kadar hünerli demekti. Eski nesrin, kendi öz nağmelerinden başka her türküyü çağıran dil kahramanları sadece dışa, parıltıya, şekle veya yapmacığa can vermede [...]

Şu marifet meselesi

Her konudan bir dünya yaratabilmekte serbest olduğu için sanatçıyı hür sananlar onun asıl esirliğini de kabul etmekten uzak kalmazlar. Kalemlerinde ince bir varlık olan nice kimseler, kendilerini dört bir yönden saran dış tesirlerin uyarıcı ışıkları altında duygularını içten geldiği gibi dokumak ve renklemekten çekinegelmişlerdir.  "Bir akşam üstü sevgilisini hatırlıyan şair, onun gözlerine, muhakkak akşama uygun [...]

Küçük şeyler

Standart mallar gibi hep tartılmış, ince ve ölçülü insanlar; hep iyi veya fena kalbliler; mevsimlerin sadece ilk ve son baharı, günlerin en çok akşam ve sabah saatları; ışıklı değil, fakat daha çok karanlık geceler; akıldan çıkmasın diye iri puntolu harfler gibi iri iri gösterilmiş karakterler; ve başlarından büyük vakalar geçen sayısız ünlü kahramanlar... Sanatın, yakın [...]

İslâmdaki büyük sevgi

Allah’ın lânetlediği pis soyculuğu, kardeşi kardeşe, Müslüman'ı Müslüman'a düşman eden bölücülüğü bayrak yapıyorlar, ya da en ileride bir din olan İslâm dininin, en az bin yıl gerisinden geliyorlar. RÜŞTÜ ŞARDAĞ İslâm’ın, temel dayancası olan Kur’an’da geçen Tanrı seslenişleri bir ulusa değil, insana, tüm insanlaradır. XIII. yüzyıla kadar tam beş yüzyıl, Müslümanlığı gerçeği ile anlayan bilginler, [...]

Mevlânâ

Mevlânâ’yı ne törenlerden, ne kitaplardan, ne bu çeşit makalelerden değil, kendi pınarından içerek anlamak... Bizi, çelişmelerden ancak sanıma göre bu yol kurtaracaktır.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî(1207-1273) Basında, babacan (ehlidil) adamların gönlünde, Çelebiler arasında, kitaplarda ve beş, on yıldır da kentdaşlarına sevinç ve bereket sebebi olduğu Konya’daki anı törenlerinde birbirinden ayrık görüş ve duyuşlarla tanıtılan Mevlânâmız [...]