Dün gece Elhamra sinemasında bir konser dinledik ki, ne gürültü, ne alkolize bir hava, ne tabak, çatal sesleri, ne münakaşa, ne hır, ne de zır vardı. Leblebi satanlara, gazoz patlatanlara, Amerikan jikleti çatlatanlara hiç rastlamadık. Bu bahtiyarlığın bir yüzü idi. Bir de öteki yüzü var. Büyük üstadım aziz sanatkâr Münir Nurettin’in her konserinde olduğu gibi [...]
Etiket: Rüştü Şardağ
Hoş geldin Münir…
Beş köklü medeniyetin hatıralarını ardında saklayıp Homeros’u ile olduğu kadar, Rakım Elkutlu’su ile de övünen, sanata, musikiye ezelden vurgun olan şehrimiz, seni bağrına basmakla bahtiyardır. Sen de iyi bilirsin ki dostum, Türkiye'de bir alaturka- alafranga davası yoktur. Alafranga, kendi tekniğinde devlerini vermiş; bizimki de kendi devlerini bizlere yadigâr bırakmıştır. Gerçi komiktir, onların üstadlarını yâdetmek bu [...]
Her yanın oynak
Otobüste Kültürpark'a gelirken, radyoya gelen bir dinleyici mektubunu okuyordum: “Sizin” diyor, “radyonuzu bir buluyorum, bir kayboluyor. İstasyonunuz neden böyle oynak, izah eder misiniz?” Efendim, sen misin mektubu okuyan. Şu bizim emekliliği yaklaşan sarımtırak Tepecik otobüsü içinde bir zıpladım; midem, bağırsaklarım karnımın içinde birbirine girdi. Güç hal ile hop kalkıp cup oturan otobüsten inip Kültürpark'a giderken, [...]
İçi dışı bir politika
Evvelki gün, Büyük Millet Meclisinde, Dışişleri Bakanı Profesör Köprülü'nün, Sovyetlerin son notasına cevap verilmeyeceği hakkındaki beyanatı üzerinde durdunuz mu? İkinci cihan harbinden muzaffer çıkmış büyük bir kara devleti olmanın verdiği sarhoşluktan bir türlü ayılamayan bu kötü niyetli komşumuzu, hiçbir şey ayıltmasa bile, Köprülü'nün bu milleti temsil eden ezici tavrı ayıltmış olsa yeridir. Tok sözlülüğü çok [...]
Mümkün mü Unutmak
Nahit Hilmi’nin ölümü ile büyük bir boşluk kaldığı sanmıyorum. O sülün vücutta, hayat ve fizik namına zaten bir şey kalmamıştı. Bu tende, maddenin bütün kımıldanışları bitmiş, uçuk ve donuk gözlerde kupkuru bir yalnızlıkla, ıslak bir zavallılık birikmişti. Yalnızdı; çünkü duyduğu kadar duyurduğu güftelerinin sahibi çoktan cismini, şairden uzaklara kaçırmış, onu yer yüzünde yalnız komuştu. Bir [...]
Delinin yaptığı heykel
Akıl hastanesi mensuplarından birinin yaptığı “Düşünen insan” heykelini her halde gördünüz. Heykel düşünceli, onu yapan adamı da gördüm; o da düşünceli. İnsanız, müsaade ederseniz ben de biraz, bugün düşünmek üzerine düşüneyim bari. Baksanıza, o heykelde Rodin’in “Düşünen adamına” benzer bir hal buluyorlar. Pek haksız değil bu! Çene altına dayanan o yumruk el ve o sıkılmış [...]
Devam Şaban, devam…
İstanbul’un bilmem neresinde, dün bir gazete gördüm. Şaban adında bir vatandaşımız rüyasında gördüğü bir defineyi bulmak üzere hükümetten kazı müsaadesi almış. Onbeş gündür, hiçbir netice alamadığı halde, korkutucu bir sebat ve soğuk bir inatla adamcağız bu hayal hafriyatına kaz ha, kaz, devam ediyormuş. İlk bakışta pek çokları gibi ben de biraz gülümsemedim değil bu habere. [...]
Yanarım
Geçen senenin Kurban Bayramı namazını, İstanbul’un en büyük bir camiide kıldım. İçim, Tanrı'nın şefkatine sığınacağım için, sevinç dolu girdiğim bu ulu mabetten, bir matem ağırlığı ve felâket havası içinde ayrıldım. Çünkü saati doldurmaya çalışan hoca efendi diyordu ki: “-Allah birkaç şeyi affetmez. Birincisi haram yemek. (Eh bunda ürkecek bir şey yok. Çünkü kursağımda haramın tanesi [...]
Gelir gider
Geçenlerde gazetelerden okumuştum. Frenk ilinin bilmem neresinden memleketimize katırlar gelmiş. Gelir a efendim, bizden de o taraflara domuzlar gitmişti. Hatta birkaç ay önce de, şöyle bin beş yüz kadar uzun kulaklı mahlûklardan ihraç etmiştik. Hep güzel şeyler gelip gidecek değil ya; dünya bu, biraz da böylesi gelir gider. Şu yer yuvarlağına bir baksanıza! Ama derinden; [...]
Siz işçiler
Sizleri çok küçük yaşımdan beri tanırım. Çocukluğumda birkaç yıl, ben de mağazaya gitmiş, yosun yeşilinden tutun da kehribar sarısına kadar çeşit çeşit işlenen yaprakların ciğerlere tatlı tatlı işleyen zehrini tatmıştım. Bir mahallede oturmuştum ki, sabahları allı boyalı, ne de olsa biraz canlı, işlerine giden tütüncü kızları, akşam üstü, kül rengi bir benizle dönerlerdi ve bu [...]
