Asım Kültür neden ukalâ?

Geçen gün bir iki dost ısrar edince okudum ve gördüm ki Asım Kültür'ün her zamanki sütununda bu sefer devirdiği çamlarla bir fukara mahallesini ısıtmak mümkündür. O iki sütun silme yazının işte demek istedikleri:  1. Türk musikisi yalnız halk musikisidir. (Demek Adnan Saygun'la Itri'nin musikisi bize ait değil.) 2. Halk musikisi sadece neş'e ve oynaklıktır, şu [...]

Halk türkülerini bozmayalım

Kayzerin hakkını Kayzere - Bir koltukta iki karpuz - Kemâl Mısırlı nezle mi? Ankara Radyosu'nun bugün 12.30 saatinde okuyan Mediha Demirkıran'ın programında en sonda bir Lâedri bir halk türküsü var:  "Bülbül ne gezersin Çukurova'daEşin şahin kapmış kendin burada" diye gider. Buna benzer bir çok halk türküleri vardır ki, radyolarımızda klâsik sazlarla sık sık okunuyor. Halk [...]

Hasan Pulur anımsatınca

Ben sevgili Pulur'un, günlük olayları süzüp süzüp içinden, unutulmaz çeşnide dersler çıkarışını çok eski yıllardan tanırım ve severim. Naçiz şahsım ve eserlerim hakkında yazdığı birkaç güzel yazı, gönlümün en saygınlıklı köşesindedir. Geçen pazarki yazısında, Sayın Hıfzı Topuz'un Paris anılarını içerik kitabına aldığı anıları bize iletirken Nazım Hikmet hakkındaki bölüm, bende de bazı anıları uyandırdı. Pulur, [...]

Yavuz bir ozan

Hilmi Yavuz’un son çıkan "Ayna Şiirleri" elimde.. Sevginin son merdivenine çıkmışım; oradan alkışlıyorum. Eski şiir dünyasının bütün özsuyu onda. Onda ama yakalayamaz, bulamazsınız ki! Uzak dağların arkasından size ünler gibidir, dizeleri. Şiirlerine yanıt verme olanağı bulamadığım bir okurum, bana kızmış; mektubunda, “Siz divancısınız” diyordu. Yıl 1944. Ulus gazetesinin edebiyat ekinde rahmetli Orhan Veli, Cahit Sıtkı [...]

Muhip – Fahriye Abla ve Seks

Ahmet Muhip Dıranas(1909-1980) Şair Muhip Dıranas merhum, öz kardeşimden yakın. Ama ilk karşılaşmalarımız hiç de tatlı değildi. Ahmet Kutsi Tecer, bizi yan yana getirdi. Sonrası mı, sevgili şairimle uzun süre yürütemedik. Ulus meydanından geçiyoruz, bir gün. Eski Karpiç’in önünde göz gözeyiz. Bana, bakmazmışçasına bir çalımla gidiyor. Ben de kirpiklerimi kısmış yan gözle onu dikizleyerek geçiyorum. [...]

Eski Şiirimizde İran Rüzgârı

Divan şiirimizi, yüzyıllar boyu etkisi altında tutan rüzgârları, salt İran üzerinden esmiş olarak düşünmek, işi eksik tutmak olur. Beşyüz yılı aşkın bir süre içinde, bütün Osmanlı-Türk aydınlarını büyük kentlerin havasını almış Anadolu çocuklarını, kılıçlarını ellerinden, yalnız kalemlerinin hatırı için bırakmış Osmanlı padişahlarını büyülemiş bir Fars mektebinin, eski divan edebiyatımıza böylesine rahat yerleşmesinde benzeri toplumsal durumumuzu [...]

Şardağ’ın Hayyam Çevirisi

Sabahattin Teoman Önümde "Ömer Hayyam'ın Rubaileri" adlı bir kitapçık var. Dil üstüne boşaltılıp bir-kaç yudum su ile yutulacak ilâç tozu paketçikleri kadar ufak bir kitap. Unuttuğumuz bir temiz baskı ile, kişiye ilkin yeme isteği veren kaymak içi aklığında bir kâğıda basılmış.  Hayyam'ın, bu, yere düşüp binbir parçaya bölünmüş ayna gibi, her parçasında ayrı bir düşün, [...]

Suud Kemal Yetkin İçin…

Suud Kemal Yetkin*(1903-1980) 1936'larda, kardeşim  Yaşar Nabi ile, 1944'te de Suud Kemal'le kuruldu dostluklarımız. "Varlık"ta ve bir süre yazı işleri müdürlüğünü yaptığım Ülkü'de yazdıklarımla ilgilenmiş. Hocam Kudsi Tecer, beni onunla tanıştırdı.  Bir yaz akşamı, Rüzgârlı Sokak'taki eski Ulus'un bir odasında kendisiyle uzun uzun konuştuk. Gazetenin edebiyat sayfasında yazması, hatta gezide olduğu zamanlar, sayfayı düzenlememi benden [...]

Şiirde Biçimcilik

Cumhuriyet'e kadar gelen Türk şiirinde -ayrıcalık taşıyanlar dışta tutulursa- bir nazım, yani dizin sorunu süregelmiştir. Klâsik divan ve halk şiirimizin biri arûz, ötekisi hece olmakla birlikte ortak yanlarından biri, değişmez "Manzûmecilik"leridir. Efâil ve Tefâîl kalıplarının beş yüzyıl süren tekdüzeliği, İslâmlıktan önceki ve İslâmlığın benimsenmesinden sonraki klâsik halk şiirimizde de tıpkısına yinelendi. Çoğu 4+4+3 ve 6+5 [...]

Bizde Nesil Meselesi

Yayın hayatımızda, edebiyatın genç yolcularıyla bıyık altından, göz ucuyla veya bir karış açılmış ağızlarla alay eden bir hayli kalabalık kimselere rastlamaktayız. Bütün medenî insan topluluklarında, gençler kendilerinden eski nesle bazen çirkin şekillere kadar varan saldırışlarda bulunurlar. Eski diye ne varsa hepsini ölmüş, modası geçmiş bilir veya üzerinden her ne sebeple olursa olsun bir sünger geçirilmek gerektiğini [...]