Ey halk, senin namına…

Muvafakatin kusurları yok mu, elbette var. Fakat köstekli müstakil gazetelerin bugünlerde sütle yıkanmış gibi pirüpâk edip süslediği, allayıp pullayarak halkın oyuna sunduğu muhalefetin de cascavlak hüviyetini gücümüz yettiği ölçüde belirtmeliyiz; tâ ki tarafsızlığımız biline!

Kurulduğu ilk günlerde, samimî ve ılık muhabbetimi esirgemediğim muhalefet partimizin bugün düştüğü hangi tezadına dokunayım. “Halk namına” diyerek giderayak düştüğü hangi bir zaafına işaret koyayım; ben dahi şaştım. Türkiye’de kendini bilir, aklını şaşırmamış bir iktisat ilmi mensubunun hayat pahalılığının kökünü kazıyacağını iddia ettiğine hiç şahit oldunuz mu? Fakat bakın yan cebinden vaat saçmaları dağıtan muhalefetinkine daha geçen gün, en yetkili bir ağızla, pahalılık denen ejderin Donkişotça bir saldırışla hakkından geleceklerini söylüyordu. (Hani programınız?) diye sorduğunuz zaman aynı muhalefet bunu, iktidara geçince bildireceğini söylerse, siz pahalılığı hangi silâhla devireceklerini haklı olarak sormaz mısınız? Hem programı iktidara bırakmak da ne demek? Bir ananın “çocuk hele bir doğsun” diyerek yavrusunun kıçını açıkta komasından ne farkı var? Ya o ahım şahım tezatlara ne buyurulur? Bir gün bakıyorsunuz, Ege’nin büyük tüccar sınıfını bir aidat hovardalığına tahrik edebilmek için devletçiliğin hasmı biamanı kesilenler, ferdası gün, işçilerin sefaletini önleyeceklerini, onlara grev hakkı tanıyacaklarını ilândan çekinmiyorlar. Bu tezatlar kumkuması muhalefet, ipe sapa gelmez sözlerinin, gün görmüş halkımızın zekâ aynasında hiçbir akis bırakmayacağını sanmış olmalı ki başkanının ağzıyla Edirne’de icabında sosyalist de olabileceklerini söylerken, beri yanda da çoktan iflâs borusunu çalmış olan liberalizmin düdüğünü öttürmeye çalışıyor. Ve “vatandaşa saygı” diye bağıranlar onlarken, Ege’de, Cumhurbaşkanı’nın demokrasinin hatırı için pazara gidip zerzevat çuvalını sırtına yüklemesini de isteyen onlar.

İki türlü devletçilik olur mu? Bir adam hem koyu liberal, hem sosyalist olur mu? İktisadın bizim muhaliflerimiz tarafından yeni keşfedilen bu kaşkorikosu prensiplerine burada bir balmumu yapıştıralım. Fakat bizim asıl betimize giden şey, bütün bu deli saçması propagandaların halkımız, hem de “zavallı halkımız” namına yapıldığıdır. İnsan Fransızların, “Ey hürriyet senin namına ne cinayetler işleniyor?” diyen meşhur politikacı kadını gibi soruyor: “Ey halkımız, demokrasi ve senin namına..”


Şardağ, R. (1950, Nisan 10). Bir Yüksük Dolusu / Ey Halk, Senin Namına. Anadolu, s. 2.


Yorum bırakın