
“Avrupa tarihinin bölümleri haysiyetçe, Müslümanların tarihinden çok daha karadır.”
bertrand russell
Batı uygarlığının temeli insandır. İnsan sevgisidir, hoşgörüdür. Demokrasiyi oralarda sakıncasız yürüten de bu temel ilkelerdir.
Dostoyevski, “Karamazov Kardeşler”de, “Ne kadar batağa düşse, insan, yine insan!” der. Batıda; siyaseti, iktisadı, dil bilimini güzel sanatları sarmalayan hümanizma, hemen söyleyelim ki yapmacık olmakta, son yüzyıl içinde arınmış ve içtenliğe biraz olsun kavuşmuş bulunuyor. İnsan sevgisinin, hoşgörünün insan haklarının temeli Kur’an’dadır, İslâm’dadır. Gözleri batı taklitçiliğiyle kamaşan aydınlarımızın, bütün İslâm ülkelerinde bu gerçekleri görmesi gerekir.
Yüce Tanrı, Bakara Sûresi’nin 30-34 âyetleri içinde, insanı kendine halife seçmiş olduğunu açıkça buyurur: “Tanrın, meleklere (Ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım) demişti. Melekler, (dünyada baygınlık yaratacak, kanlar akıtacak birisini mi? Oysa biz seni överek yüceltiyor, her zaman en kutsal tanıyoruz) dediler.”
Ama Tanrı’mız melekleri dinlemez, insanı Adem’i yaratır ve buyurur: “Meleklere, (Adem’e secde edin demiştik. Şeytandan başka hepsi secde ettiler.”
İnsan, Tanrı’nın vekili olunca hele günah işliyeceği biline biline yaratılınca, bütün zaafları içinde, insan olarak sevilince, insana dayalı demokratik anlayışın temeli kurulmuş olur. Bir de buna hoşgörüyü ekleyin. Allah’ımız “Oruca katlanamayacak olan, sadaka versin, yoksul beslesin; buna da gücü yoksa bağışlanmasını dilesin. Allah bağışlayan ve acıyandır.” Buyururken, islam ülkelerinde oruç tutmayan veya tutmayanlara dayak atılmışsa, bu hoşgörüsüzlük Kur’an’dan gelmiyor; besbelli.
İslâm dini, Kur’andan ışık alır. Kur’an büyük milletlerle barışıktır. Emperyalizme karşıdır. “Allah yolundaki savaşlardan maksat da manevi savaşlardır.”
Bütün kitap ehli milletlere, bir yanıltıları hariç, Kur’an ve İslâm el uzatır. Âl-i Ümran Sûresi’nin 64. âyetinde Tanrı’mız, yüce Muhammed’e şöyle buyurur:
“Kitap ehline (Hristiyan, Musevi) şöyle: Geliniz, sizinle tek bir söz ve tek bir düşünce üzerine birleşip anlaşalım. O da şudur: Allah’tan başka Tanrı yoktur, özge hiçbir şeye tapınmayalım; Allah’a ortak koşmayalım ve içimizden hiçbirini Tanrı, Allah yerine koymayalım.”
Hıristiyanlar, bu çağrıya kulak asmadılar. İngiliz bilgini Thomas Carlyle diyor ki: “Kilise, onüç yüzyıl, Avrupa ve İslâmların yakınlaşmasına engel oldu. Batılılar İslâmı ve onun elçisini tanıyamadılar.”
Kur’an’ın hoşgörüsüne rağmen batılı ve özellikle Hristiyanlar, yalnız Müslümanlara değil, Bizans rumlarına ve mezhep dışına çıkmış liberal Hristiyanlara bile işkence ettiler. İslâm dinine ve Müslüman ülkelerine karşı gareze, kine, taassuba dayalı bir propagandaya giriştiler. Bu arada sömürgecilik arzularını da din düşmanlığıyla birlikte sürdürdüler. Misyoner ve keşişler, doktor ve ilaç göndermelerin arkasından Hristiyan askerleri, milyonlarca Müslümanı yok etti. Din değiştirmeye zorladı.
Kennedy adlı İngiliz keşişi “Hindistan’da Bağımsızlık Savaşı” adlı Farsça kitaptan saptadığımıza göre, söyle yazıyordu: “Madem ki İngiliz İmparatorluğu Hindistan’da kuruldu. Artık biz her türlü güçlüğü göze alarak asıl görevimizi yapmak, Hristiyanlığı yaymalıyız.“
Hollandalı oryantalistlerden Dazy şöyle der: “Hristiyanlar, Müslümanlara oranla çok şiddetli düşmanlık ve kin içindeydiler. Muhammed’in kendisi ve düşüncelerine karşı türlü horlamalarda bulundular.” İngiliz bilginlerinden Sir Denison Ross da onaylar bunu: “Birçok yüzyıl, Avrupalılar eksik ve yanlış bilgilerle, Hristiyan taassubuyla, lâyık olmayan insafsız ithamlarla Müslümanlara saldırdılar. Avrupalı yazarlar, Müslümanlara: (Kâfir, putperest, cehennemlik, cehennem köpekleri, Allah düşmanları, sanat ve incelikten nasipsiz.) gibi sözlerle çullandılar.”
Bertrand Russell, “Yeni umutlar” adlı kitabının 168. yaprağında gerçeği bir kez daha sağlamlar:
“Avrupa tarihinin bölümleri haysiyetçe, Müslümanların tarihinden çok daha karadır.”
Şardağ, R. (1973, Eylül 30). İlim, Uygarlık ve İnsanlığın Temeli Kur’an-ı Kerim – İslâm’da insan sevgisi ve insanlığın temeli: Kur’an. Yeni Asır, s. 5.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…
