
1580 sayılı Belediyeler Yasası’yla hem belediyelerin hem de halkımızın ne çileler çektiğini bilmeyenimiz var mı?
Doğumdan ölüm yolculuğuna çıkıncaya kadar ki sürede herşey belediyelerin sırtına binmiştir. Eski belediye yasasının şu anda da yürürlükte olan maddeleri, onlara o kadar çok görev yüklemiş ki, bunların altından kalkmanın hem güçlüğü, hem de parasal ağırlığı altında kalan belediyeleri, yıllar yılı, günlük hizmetlerin bile üstesinden gelemez halde tuttu. Çöplerin taşınması, ekmek, et ve öteki besin maddelerinin temizliği, narha uygun satılması, gramajlarının korunduğu, içme sularının sağlanması ve arıtılması, yapıların, onaylı projelerine uygun olarak yapılması. Hepsi belediyelerin sırtında. Evlerin dış badanalarının çirkinliğini önlemek, kültür ve sanata katkıda bulunmak bile.
Ya Belediye Gelirleri Yasası? Bu yasa diyor ki, ”halktan” yüz lira topla, bin liralık iş yap.
Bu hayal dünyasını Sayın Özal’ın eli yıktı.
Belediyeler bugün gelir taşkınlığı içinde boğulmuş gibidirler. Başta emlak vergisi olmak üzere birçok parasal girdiler, belediyeleri gırtlağına kadar doyurdu. Düşünün, proje dışı bir inşaatın cezası, beşyüz bin liradan beş milyon liraya kadar çıkıyor. Çatıya, bir çıkıntı mı ekledin? Ver beş milyon. Ne var ki, siz belediyeleri alışamadıkları yemeklerle böylesine besler, boğazlarına kadar parasal olanakları tıkıştırırsanız, sindirim gücü olmayan bazı mideler kusar. İşte hemen her gün gazetelere yansıyan rüşvet haberleri, bu sindirimi bozuk belediye sorumlularının kusmuklarıdır.
Rüşvet, toplumumuzu her zaman kemirmiştir. Ulu Allah’ın Kitabı, O’nun, alanını da verenini de ağır bir uyarıyla mahkum eder. Rüşvette yalnızca eğri işini yaptırmak isteyenin pis paralarına bulaşarak cep doldurmakla kalınmaz ki! Milletin hakkından da çalınmış olunur. Kentdaşların sağlıkları ve yaşamlarına kastedilir.
Kentlerimizde hâlâ hamur, rutubetli ve gramajı düşük ekmek yiyorsak, bu rüşvet yüzündendir. Projesine uymayan en küçük bir ek çıkıntıya milyonlarca ceza kesip itiraz üzerine en azına düşürebiliyorsak bu da, rüşvet yüzündendir.
Belediye gelirleri, bugün belediyelere sel gibi akıyor. İyi ama, herşeyi denetlemekle yükümlü görevlilerin, küçük memurların aylıkları, evlerine günlük nafakayı bile taşıyamayacak kadar perişan.
Ya Eminönü Belediye Başkanı gibi milyonları aşan rüşvet isnadı? Ya belediye encümen üyelerinin sırtına yüklenen rüşvet suçlamaları?
Özellikle önce bunların üzerine gitmek gerekir. Ziya Paşa’nın uyarısı bugün içinde geçerli.
“Milyonla çalan, mesned-i izzette serefrâz
Birkaç kuruşu mürtekib’in cây-ı kürektir.” (*)
Bu sütunlarda sayın İçişleri Bakanımızı, artniyetsiz olarak çok eleştirdim. Ama dünkü yıldırım kararı, vicdanlarımızı rahatlattı ve Bakan’a gönülden gelen büyük puan kazandırdı:
-“Eminönü Belediye Başkanı’nı alıyorum.”
Türkiye’de havayı kirleten çok şeyler var. Bunların en pisi, rüşvettir.(**)
Sayın bakanlarımızın, basında çıkan rüşvet suçlamalarına karşı, Akbulut gibi kılıç çekmelerini diliyorum.
(*) “Milyonları çaldın mı en yüksek katlarda, başköşedesin. Birkaç kuruşunu yedin, rüşvet aldın, yerin, kürek cezasıdır.”
(**) Sayın Naci Demokan, Bağdat Cad. Çifte Havuzlar Durağı No 242 D/5
Bana, eski bilgece dize ve beyitleri eksiksiz yazmamdan ötürü gösterdiğiniz ilgi ve sevgiye teşekkür ederim. İnanın, bunun nedeni belleğime güvenmemem, denetimsiz yazmamamdır. Atatürk’ün TBMM’de Namık Kemal’in ünlü iki dizesini biraz değiştirerek okuduğu da doğrudur ve şöyledir.
“Vatanın bağrına düşman, dayasın hançerini
Bulur kurtaracak baht-ı kara mâderini.”
Şardağ, R. (1987, Nisan 13). Belediyeler ve Yolsuzluklar. Güneş, s. 4.
Güneş Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin yazımını gerçekleştiren Demet Cevher‘e sonsuz teşekkürler…

