Mağlup sayılır bu yolda galip

Bu cümleyi, yıllara dayalı dostum olan Sayın Rauf Denktaş için kullandım. “Galip sayılır bu yolda mağlup” u ters yüz ederek. Kıbrıs’ta Sayın Eroğlu’yu eski can arkadaşını yenen Rauf Bey, dışa karşı muzaffer tavrı takınırken acaba içinde tam bir huzur duyabiliyor mu? Kıbrıs konusunda, Türk Dışişleri Bakanlığı’nın ve rahmetli Özal’ı sarsan iki genel görüşme önerimin, TBMM’de nasıl gürültüler kopardığını Denktaş dostum iyi anımsar. Türk ordusunu özlemle bekleyen, Rum ve Yunan zulmü altında ölüm kalım ve özgürlük savaşı veren Kıbrıs Türklerinin, ordumuz adaya çıktığı gün Rumlara dinlettikleri müziğin, naçiz şahsıma ait, “Bir gece ansızın gelebilirim” şarkısı olduğunu kendisiyle söyleşilerimizde sık sık anımsardık.

Kıbrıslının gördüğü zulüm, onlar bir başka ulusun çocukları olsaydılar bile yüreğimi yakmaya yeterdi. Nerede kaldı ki adanın kuzeyinde, Türk ordusunun gölgesinde, yıllardır dövüşen, kahrolanlar benim kardeşlerimdir. En sıkıntılı günlerinde, Denktaş’a moral vermesi için Sayın Demirel’den ilgi beklediğini, bunu sağladığımı da Rauf Bey bilir. 

AMA BUGÜN

Ama Kıbrıs seçimlerine, Cumhurbaşkanlığı’nın ağırlığını bir köşeye katlayıp koyarak, kispetini giymiş pehlivanlar gibi dalan sevgili Denktaş, birbuçuk yıl öncesine kadar yol, ülkü ve siyaset arkadaşı olan Derviş Eroğlu’yu yendi. Daha doğrusu onu yenmenin mutluluğunu sürdürüyor havasında.

Ben buna pek inanamam. TRT’de bir hanım kızımızın yönettiği açık oturumda, dikkat ettim, Eroğlu’ya bu, Cumhuriyetçi Türk Partisi liderine öfkeli söz muştaları indirmeye çalışırken rahatsızdı. Sinirleri gergindi. Ülkü arkadaşını, Kıbrıs davasında hep Yunan’la cilveleşen, Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Özker Özgür karşısında hırpalamanın talihsizliğini mi yaşıyordu? Sayın Özgür, hala görüş değiştirmemişti. Kıbrıslı bir gencin televizyonda kendisini sıkıştırıp, “Acaba değiştirdiniz mi görüşlerinizi” diye sıkıştırdığı sırada bile, “Evet, ben solun ucundayım, ama pis Yunan militaristleriyle mi anlaşacağım?” diyemiyordu ki!..  

DENKTAŞ’IN RAHATSIZLIĞI BU KADAR MI?

Ya sonuç? Seçimlerin sonucu? Sevgili Denktaş, en az bir yıldan beri siyasetin ortalık yerinde… Görenekleri ve Anayasa’yı bırakmış, makamını unutmuş… Sevgilerin en güzeli evlat sevgisinin de baskısıyla Eroğlu’yu silindir gibi ezmenin kavgasını vermişti.

“- Eroğlu’nun Cumhuriyetçi Türk Partisi’nden yana, hiç huzurum kalmamıştı” diyor.

Neden mi?

“Ara seçimlere siz katılmayın; size başkaldıranlarla tüm muhalifleriniz katılsın dedim, beni dinlemedi.” Bu da Sayın Denktaş’ın demokrasisi.

Rauf Denktaş’ın, ağır bir suçlaması daha var:

“Bu partide yolsuzluklar var.”

Evet, biz bir soruşturma yapılmadan, “Hayır, yok böyle bir şey” de diyemeyiz. Kursunlar hükümeti; işletsinler soruşturma makinelerini. Ancak, Eroğlu’nun tam yansıtamadığı, TRT sunucu ve açık oturumcusunun da neden se üstüne basmak istemediği bir gerçek var:

Bugün, “Demokrat Parti” yi oluşturan Hakkı Atun ve sekiz arkadaşı, suçladıkları Eroğlu’nun partisinde, bir yıl önceye kadar bakan değiller miydi? Bu partide onlar gittikten sonra mı oluştu yolsuzluklar? Hiç vakit geçirilmemeli, bu çirkin olayların hemen üstüne gidilmelidir.

ASIL RAHATSIZLIK NEDENİ

“İyi ama Şardağ, asıl rahatsızlık nedeni bunlar olabilir mi? Ya da galip gelen, üste çıkışının zaferini yaşaması gereken Denktaş dostum, neden hala hırçın?”

Bunda, eski ülkü arkadaşıyla yanyana olması gerekirken, karşı karşıya kalmasının hiç payı yok mu? Rauf Bey vefalıdır. Bu kavgaya birkaç nedenle itilmiştir. Evlat sevgisinin yanında, kendilerine gazeteci sıfatını yakıştıran iki zavallının, Eroğlu’ya televizyonlarımızda ayağa fırlayıp elleriyle yuhalamaya kalkmalarının da etkisi var, Sayın Cumhurbaşkanı üzerinde.

Ama efendim, sonunda yenmedi mi Denktaş rakibini?

Ben gözlerinizin önüne gerçekleri sereyim de sonra geliştirelim bu konuyu. Denktaş adı, Kıbrıs’ta bir efsanedir. O, milletimin, kahraman, soylu milletimin seçkin temsilcilerindendir. Bu isim, birisine karşı çıkar da onu silip süpüremez mi?

Bu manevi ağırlık, kendisini efsaneleştirmiş arkadaşlarından biri olan Derviş Eroğlu’yu da yenik düşürmüş olsa doğaldır. Ama bu, tam ve beklenildiği gibi olamamıştır işte. Seçimlere giren ve Denktaş’ın desteklediği, oğlunun da katıldığı Demokrat parti 15 milletvekili çıkarırken Derviş Eroğlu’nun yenik gösterilen partisi, yine en öne geçerek 17 milletvekili çıkarmış durumda. Bu arada aşırı sol Toplumcu Parti de büyük fark yaparak 13 milletvekili sokuyor Meclis’e.

Derviş Eroğlu’yu TRT kameraları karşısında böylesine haşlama ve azarlamaya çalışan Sayın Denktaş’ın bir rahatsızlığı da buradan gelmiş olmalı. Bu büyük isim, bu efsane insan, o yüce görüntüsü ile silip süpürmeyi düşündüğü ülkü arkadaşını silkeleyemedi. Eroğlu’nun gövdesini budadı, ama gücünü sarsamadı. Her ikisi Kıbrıs milliyetçiğinin aynı çeşmesinden içmişlerdi, değil mi efendim! İkisi de Butros Gali adındaki, bu Mûsevî ve Arap döllenmesi, İslâm ve Türk düşmanına, “Verilecek bir karış Kıbrıs toprağımız yok” borusunu üflemişlerdi. Şimdi Eroğlu ile kopuklar. Kıbrıslı Rumlarla birleşebileceğini kaç kez söylemiş olan Cumhuriyetçi Türk Partisi’yle hükümet olmanın güzel bir talih olmadığını sayın Denktaş da red edemez. Durumu bu hale getirmede herkesin bir suç yüklenmesi gerekirken Eroğlu’ya da aferin çekemeyiz elbet.

Denktaş galip mi?

Okurlarımın vicdanına bırakıyorum


Şardağ. R. (30 Aralık 1993). Mağlup sayılır bu yolda galip. Milliyet, s. 20.

Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın