Nâmevcut

Bu Pazar günkü fıkramı daha dünden yakalayıvermiştim. Bir dostum bir evvelki fıkramdaki nâmevcut kelimesine iyice basarak, “daha demişti; bizde nâmevcut olan neler yok ki…” Gerçekten şöyle bir nâmevcutların geçit resmine çıkıverdim. mesela nasıl anlatayım; kalem vardır, fakat kullanabileni nâmevcut. Dost vardır; vefası nâmevcut. Ekmek vardır; rengi, çeşnisi nâmevcur. Takside saat vardır; açacak şoför nâmevcut. Akıl [...]

Bir pavyonun feryadı

Çekoslovak pavyonundaki Komünist ağızlı levhalar etrafa nefret uyandırdığı bir sırada, pavyonu dile gelmiş feryad eder buldum. Dün, öğle üzeri önünden geçtiğim pavyonla derleştim! “Hani senin teşhir edilecek o ince işlerin? Misafir olduğun yabancı memlekette, kendi malın diye gösterecek Moskof damgalı tahrik vecizelerinden başka bir şey bulamadın mı?” Çek pavyonu, Čapek’in mahzun köylüsü gibi boynunu bükmüş, [...]

Namağlup bir musiki

Batı müziğini gerçek bir sanat sevgisi ve bilgisi içinde benimsemiş olanlar değil de, onun azıcık ötesinden, azıcık berisinden bir şeyler kapabilmiş olanlar tarafından züppece yerilen Türk musikisinin nasıl sırtı yere getirilemez bir kuvvet olduğuna geçen gece, Muallâ Mukadder Atakan’ı dinlerken daha bir kere inandım. Dededen bir beste ile girdiği konserinde, klâsik musikinin; atmosferi, sanatkârın içli [...]

Say sayabildiğin kadar

Bugün gene Pazar ya; şöyle hoş, hiç olmazsa hafif bir mevzua girmek lâzım. Gel gelelim, her baktığı köşede tüter bir derd dumanını gören mizaç için, neşenin içinde öyle kulaç kulaç yol almak kolay olmuyor. Hiç mi gülünecek veya hoşlanacak şey yok. Var, var ama, şair Osman Attilâ’nın dediği gibi, herşey huyumuza suyumuza uysun istiyoruz. “Pazar [...]

İlahi okuyucum!

Üstüne tekrar dönmek, ne yürek yakıcı bir şey, bilmiyor değilim. Masum yavrusunun, canavar bir deli tarafından öldürülüp kanı emildiğini ve gözü oyulduğunu öğrenen annenin, babanın felâketine ve ıstırabına bu memlekette yabancı bir kimse olabileceğine kani değilim… Fakat asıl facia, bu delinin, “akıllıdır” diye “artık uslanmıştır” diye insan oğulları arasına girmesini sağlamak değil midir? O şifa [...]

Hep Hayganuş değil miyiz?

Dün, aziz dostum doktor Petek’le beraber, bir gazinoda, günün hayhuyundan öte, dalmış, gitmiştik. Düşünce bu ya, kanatlanmadan durmaz. Sen al bizi, bir boy Descartes’a, bir boy Renan’a kadar götür; sonra getir de bakar görmezliğimiz üzerinde bırakıver evet, benim gibi, dostum da, körlerin gözünü iyi eden son İngiliz keşfinden haberli. “Fıkranı okudum, fakat bu mevzu üzerinde [...]

Kitap ve çöplük

Dün, kapısı birinci kordona açılan ve içi her gün denizin esintisiyle yıkanan bir büyük kitaplıkta, oturulmamış iskemlelerin, el sürülmemiş fikir ve sanat eserlerinin adeta feryad edişine şahit oldum. Kimsecikler yok. Beyninin ışığını cilt cilt kitaplara doldurmuş olan nice saygıdeğer insanların şu aziz metaına yanaşan kim? Okuyor muyuz? Buna hemen “hayır” diyemeyiz. Kafaları ifsad edici bir [...]

Geçer her gün bir şirin kız…

Oturduğum gazinonun pikabı “Geçer her gün bir şirin kız buradan” diye tutturmuş giderken, birden yine o genç kıza gözüm takıldı. O, diyorum; çünkü daha önceleri de bu güzel kızı, en fazla erkeklerin oturduğu bu kıraathanede birkaç defa görmüştüm. Hatta son görüşümde ince bedenine hiç yaraşmayan çok ciddi bir tavırla, biraz da hiddetle içeriye girmiş, iskemleleri [...]

Bizde gazetecilik

İstanbulda kurulan gazetecilik enstitüsü ne yapıyor bilmem; fakat gazetecilik mesleğinin bizde bir hamle beklediği de söz götürmez hale gelmiştir. Dikkat ediyorum; küçük bir manifatura çıraklığı ile işe başlıyan patronların sayısı gitgide çoğaladursun, bizde çekirdekten yetişen gazeteci patronların nesli neredeyse kuruyacak gibi. Bundan faydalanan bazı pamuk, kumaş veya apartman sahibi tüccarlarla ihracaat veya ithalât tacirleri günün [...]

Küçük esnaf

Esnaf vergisindeki aksaklıkları gidermek için İstanbu'lda bir komisyon kurulmuş; dünkü gazeteler yazıyordu. Kondukları yerde başarısızlık taaffünü (kokuşma) içinde çöküp kalan komisyonların bizdeki realitesi malum olduğu için esnaf, hususuyla küçük esnaf, bu yeni komisyona ne gözle bakar bilmem, yalnız bildiğim ve bilmemiz lazım gelen bir cihet var: Türkiye'de esnafın kaderi hazindir. “Ne yenir, ne yenmez” diye [...]