
Zevk bu ya, seyahate bayılırım. Ama “kim bundan hoşlanmaz” diyebilirsiniz. Mesele biraz da eli elverip gücü yetebildikçe kısa veya uzun seyahate çıkmak, aylak ruhumuzu ve bir köşede sabit kalmış bedenimizi “yürü ya kulum” diyerek dolaştırmaktır. İzmir’den kalkan ve Balıkesir hattı üzerinden Ankaraya hareket eden trenimiz Horoz köye gelirken elele tutuşmuş dört beş köylü kızının ayaklarında takunya, gözlerinde hülya, şu türküyü tutturduklarını duydum:
“Elindedir elinde,
Yar, can senin elinde.
Bekliyorum Fadimem
Seni harman yerinde.”
Kızgın güneş altında yatan hareketsiz ekin yığınları dibinde, bizim hovarda köy delikanlısı, Fadime’yi, tıpkı geçmiş asırlarda olduğu üzere, kıstırmak için bekliyor. O bekleyedursun bakalım, köyde beklemeyen, durgun bir hayatı büsbütün ölgün göstermek için yaratılmış ne yok ki…
Şu halka olmuş çocukların yalınayak olanları takunyaya, takunyalıları ayakkabıya ne zaman kavuşacak?
Dünya yüzünde görüldüğünden beri sevimli uysallığını kaybetmiyen eşek, o kuyruğunu asumana döndürmüş, ağzı ile ekin saplarını dişleyen at ne vakte dek makinenin yerini tutmakta devam edecekler? Suyu çıkarmak için durmadan dönen bu gözleri örtülü beygir bin zahmetle dolap döndürüp gidecek mi böyle? Zaman gelmiş, aramıza oturmuş da biz ondan faydalanmak, onu bolca ve aç gözlüce istismar etmekten çekiniyoruz. Schiller meşhur “Haydutlar”ında bağda bir gece mahpus kalmak zorunda bulunan bir şakiye şöyle söyletir:
“Hey zaman beni bu dağdan aşır!”
Adam, beklememek, saatlerini boşa geçirmemek için zamanın sırtına binip dağdan aşmak istemektedir. Bize gelince, zamanın sunduğu bütün fırsatlara rağmen Ahfeş’in* keçisi gibi beş aşağı beş yukarı, olduğumuz yerde otluyoruz. Şimdi öyleyse zamana biz de şöyle seslenmeliyiz:
“Hey zaman, gel aklımızı başımıza devşir.”
Ahfeş: Arap dil bilgini. Kendisini dinleyecek kimse bulamazsa dersini keçisine anlatır ve keçinin başına bağladığı ipi çekerek kendisini tasdik ettirirdi.
Şardağ, R. (1952, Temmuz 11). Günübirlik/Boşa geçen zamanlar. Yeni Asır, s. 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

