Tombul

Dün akşam günün batışı mı güzeldi, benim içimde bir ezginlik mi vardı bilmiyorum, oturduğum kır bahçesindeki iskemleye çöktükçe çöktüm. Önümde küçücük bir havuz, fıskiyesi hafif şıpırtılarla sularını tekrar geriye verirken sathında beliren dalgacıklar duygularımda adeta nakışlar işliyor. Haşim’in iki mısrağını içimden aldığı kuvvetle dudaklarım tekrarlıyor:

Bir Acem bahçesi bir seccade
Dolduran havzı ateşten bade”

Tam bu sırada, yanımda bulunan yarücanım haber veriyor:
Bak şunlara.” İri, ama tam şişman bir ana ile tombul kızı önümüze oturuyorlar. Kıza bakıyorum. Tenkit ifriti hemen harekete geçiyor. Şipşiş yanaklar. Sicim gibi ince bir ağız. Gözlerini adeta kapatan yumuk kaşlar ve göz kapakları. On sekizinde ya var ya yok diyebileceğim bir kız. Ama neden, nasıl bilmiyorum. Kızın sevimli bir tarafı var gibi. Gün, mevsimin bütün kelimesini içine alan bir tatlılıkla gönlümüze doluyor. Evet bu akşam bir görmediğim, bilmediğim incelik var havada. Peki ama bu baştanbaşa çirkin olması lâzım gelen tombulda da bir güzellik var doğrusu. “Neresi, ne yanı böyle çekiyor beni” diye düşünüyorum. Bakıyorum, tamam: Topukları. İnce, tozpembe topuklar… Fakat güzellik topuktan mı başlar canım. Asıl yüzünden gelen bir özelliği olmalı değil mi tombulun? Yoksa şu çifte kıvrım gerdan mı? Ama bazı anlarımızın hayalini dolduran şu katmerli etle ne münasebetim olabilirdi? Fıskiye şiddetlendi. Serpintileri önümüze düşerken, serinliği gönlümüze düşüyor. Gamdaşım, bütün çilelerini unutmuş, “bu ne güzel bir akşam” diyor. Gözüm yine tombulda. Aman Allahım, bu çirkin tombuldaki güzellik nereden geliyor? Tamam, tamam buldum. Burnuma doğru kızdan mis gibi bir koku geliyor. Bu, öyle binbir çeşit kiri örtmek için kullanılan çeşitli esans rezaleti değil? Mis gibi ve bal gibi bir sabun kokusu. Evet, benim tombulum, o şartlanmış eski analarımız gibi bir temizlik, bir saffet kokuyor. İyi ama canım sabun kokuyor diye de güzel olamaz ya! Ayvalık sabunlarının reklâmını yaptıracak değiliz a! Güzellik noktası arıyoruz. Hava bir güzel, bir cana yakın ki sormayın!

Şu halde söyle bana tombul kız! Sen mi güzelsin bu akşam? Yoksa fıskiye şırıltılarına karışan dekor mu güzel? Yoksa bende mi bir güzellik var?

Söyle tombul kız, söyle kim güzel?


Şardağ, R. (1952, Eylül 6). Günübirlik/Tombul. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın