Ya biz bir şey vermeyecek miyiz?

İzmir’de Nato’nun karargâh kurması hiç şüphe yok ki hükümet için bir başarı, İzmirliler için de bir talih eseridir. Matbuatımız bunu günlerdir lâyıkı veçhile açıklamış bulunuyor. Fakat meselenin benim naçiz görüşüme göre bir tarafı daha var:

Onların bize katacakları politik sosyal kıymetler yanında biz de kendilerini boş bırakmayacak, yer yüzünde yalnız Türk’e mahsus olan beşeri cevherlerimizi aşılayacağız.

Efendim, bize kalkınma sahasında yeni imkânlar bahşedeceklerdir.” Haydi hakikati, acı da olsa bir arşın boyu daha ileriye götürelim: 1000-1500 aile ile birlikte sade maddi değil, manevi yapımız kuvvetlenecektir. Fakat tekrar ediyorum, okuyucularım, biz de, bütün bize verdiklerine mukabil onlara çok şeyler vermedeyiz. Soruyorum, neden dünyanın dört bir bucağından kalkıp gelerek Güneydoğu’da bizim memlekete teşrif etmişlerdir? Elbette ki Türk’te onları ötekilerden çok daha fazla kendine bağlayan bir ruh babayiğitliği, bir misafir ağırlama inceliği, bir saygı bulmuşlardır da ondan. İşte size siftahtan bir meziyetimiz!.. Bize gelmişlerdir! Çünkü son birkaç senedir, Kore savaşlarıyla alakası üstümüze dönen dünya, hususiyle yeni dünya, bileğimizdeki korkunç kuvvet kadar, yüreğimizde yanan masum, temiz ve derin insanlığa hayran olmuş ve her yerde bir Türkçü moda, Türk gibi olma salgını almış yürümüştür.

Pek yakında yumurta tüylü Amerikan delikanlılarını kaytan bıyıklı göreceğinizden şüpheniz olmasın.

Bize Nato ile beraber gelenlerin çok şeyler getirecekleri muhakkak, ama bizim de onlara vereceğimiz nice üstün ve ince taraflarımız var, bu da o kadar muhakkak!


Şardağ, R. (1952, Eylül 8). Günübirlik/Ya biz bir şey vermiyecek miyiz?. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın