
Dün ve bundan bir hafta evvel, İzmir yüksek tahsil gençliğine mensup birkaç genç arkadaşım, yeni dertlerini döktüler: Lokalsizlik. Bu arada İzmir Halkevi binasının, millî kültür, fikir ve sanat hareketleri bakımından faydalanacakları bir yer haline getirilmesi fikrini savunmamı istediler. Siyasi yazı yazmaya kanuni durumum müsait olmakla beraber, konularımı siyaset dışı seçmeyi prensip edinmeme, onların halkevi gibi, ne de olsa bir ucu siyasetle ilgili olan bir mevzu üzerindeki arzularını yerine getirmeyişime sebep oldu. Ama, yer meselesinde yerden göğe dek haklı değiller midir? İnine çekilir gibi, her akşam yuvalara çekiliş; eğlence diye zaman zaman sinemadan faydalanıp, gerisini çene yarıştırmaya ve dırıltı etmeğe hasrediş; okulda öğrendiğimize bir kelime bile katmadan, harareti sıfıra inmiş bir ömrü, yağı tükenmiş bir kandil gibi sürüyüp gidiş… Şehirlerimizdeki hayatımız, galiba budur. Ne yapıyoruz? Evlerimizde toplanıp kaliteli sohbetlerin, meselelerin derinliğine mi iniyoruz? Hiç sanmam, kendimizi aldatmaya hem hiç de lüzum yok. Madde bakımından, mevki hususunda ileriye varmış nice kimseler tanırsınız ki hanelerinde, sırıtan dişler gibi çeşitli içki kadehlerini teşhir eden büfeler yanında bir kitaplığa rastlamak mümkün değildir. Toplanmak, zaman zaman değil sık sık, şahsi görüşlerimizin dışında millete ve insanlığa mal olmuş değerler üzerinde zihin çabasına girişmek, sanatın, insana zahmetsizce kıtalar aşıp iklimler değiştiren dünyasına ulaşmak; bütün bunlar asgari bir lokal sağlanılması ile mümkündür. Hele bir şehrin gözünün bebeği mesabesinde olan münevver gençlik için böyle bir yer, okul haricinde toplanıp gönül ve kafa bağdaşımı yapılabilecek olan bir yer bulabilmek, Müslümanın besmelesi kadar lüzumludur.
Değil sade gençlerimizin, yaşça genç kalmak isteyen bütün yaşlıların zaman zaman güç ve ateş alacakları mihrak noktası bu samimi köşelerdir. Bu ocaklarda esnaf terazinin ötesinde; tüccar o günkü bilançosunun dışında; memur, çok zaman bedbin edici mahrumlukların gerisinde kalan bir başka alem bulur. Nihayet münevver gençlik, bu sıcak lokallerde, günlük düşünce kırıntılarının üstüne çıkan bir tefekkür terkibine ulaşır.
Ressam, şair, edip, müzisyen, memur ve serbest çalışan vatandaş hep mahrumuz ama, sizlerin, zevalsiz Atatürk’ün bütün ümidini bağladığı gençlik, sizlerin, yıllardır hakiki bir lokalden uzak bulunmanız, benzerine rastlanır bir hata değildir.
Şardağ, R. (1952, Ekim 19). Günübirlik/Yerden göğe dek haklı. Yeni Asır, s. 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

