Çok şükür ki Millî Eğitim Bakanlığı'nda, yıllar sonra büyük bir uyanış belirdi. Sayın Eğitim Bakanı, haber verdi: Bizim de klâsiklerimiz, millî kıymetlerimiz vardır; yetişmekte olan nesillere onları da kazandıracağız. Bizim millî kıymetlerimizden maksat nedir? Bu hükmün ihata ettiği değerler hangileridir? Bu hususta kesin bir ışığa kavuşmuş değiliz. Fakat sayın Bakan'dan klâsik şiirimizi ihmal etmemesini candan [...]
Ay: Şubat 2024
Aşk ama, böylesi!
Eski şiirimizin bir aşk anlayışı var ki böylesi bir aşk, ne bizde, ne de dünya edebiyatında görülmüştür. İran edebiyatının Epikürist bir görüşle beslenen garam şiirleri bile ona benzemez. Bakarsınız, bazen cahiliyye devrinin Arap şiirleri gibi içli seslenişler divan gazellerimizi süsler. Bakarsınız; Racine'deki his ve akıl çarpışmasının olgun meyveleri halinde yükselen uslüp ve espri inceliklerini andırır. [...]
Bozuk
Bir toplantının, daha evvelki hususî sohbeti içindeyiz. Dört, beş arkadaş arasında rast gele birine saati soruyorum: -Benim ki bozuk canım.-Seninki? Bir baksana?-Evde unutmuşum; ama zaten güvenilmez de, bozuk.-Ya seninki?-Ayarı bozuk! O gün, günlerden Cumartesi de değil mi sana! Haydi, pazarın şakacı fıkrasını çıkarayım bari dedim. Nasıl söyleyeyim, zamanımızda bozulmayan bir şey kalmadı ki… Birlikte çarşıya [...]
Anti demokratik
Şimdi benim, siyasetle, hele onun gündeliği ile meşgul olmadığımı bilmeyenleriniz varsa, “tamam” diyeceklerdir; “şu mahut kanunlardan bahsediyor.” Ama, her tarafı siyaset ve havadisle dolu olan gazetelerimizin bazı köşeleri olsun hafif dozda yazılara muhtaç olduğundan, ara sıra, benim gibi gevezelikle karışık notlar sıralamak hiç de fena değil. Bakın, biz şu Anti Demokratik sözünü, hep siyasetle beraber [...]
Yüz
Şimdi, şu “yüz” kelimesini görünce ilk defa aklınıza ne gelir bilmem ki… Eğer insanların yüzü gelirse, şaşarım doğrusu. Bu yüze bakılacak cesaret ve istek mi kaldı? Adam kalkar, altmışına basan yaşıyla on yaşında bir kız çocuğunu kirletir, işin tuhafı, taşıdığı yüz, insan yüzüdür. Bu kuruntu yüzünden karısını iri ekmek bıçağıyla doğrar; yüzü, bizim yüzümüzdür. Ekmeğe, [...]
Atlantiğin ötesi
Birkaç gündür, içeride ve dışarıda, kazandığımız zafer üzerine süregiden yorumlara bakıyorum. Bizimkilerle yabancı görüşlerin birleştiği iki nokta var: Türkiyenin pakta alınması, dünya güvenliğini geniş çağda, kendi güvenliğimizle birlikte sağladığı için, yarım yamalak kalmış bir başarının tam zafere ulaşması demektir; bu, birinci yorum! Bir de şu fikir hâkim: Dünya artık, kasıtlı düşmanlar hariç, hür milletlerin dost [...]
İrfana açılan kapılar
Evlâtlarını nura boğulmuş görmek isteyen ana ve babalar için, dünden itibaren okulların kapıları irfana açılmış bulunuyor. Terbiyeci A. Vinet’in haklı olarak söylediği gibi “başlarının içi bilgi ile teçhiz edilmiş insanların, bunun aksi olan kimselere karşı öyle bir imtiyazı ve üstünlüğü vardır ki, bu üstünlüğün yeri, hukuk kitapları ve kanunlar değil, fakat o memleket insanlarının idrakidir.” [...]
Fasıl
Radyomuzun geçen akşam meydan faslına başlarken bir defa daha inandım ki fasıl musikisi, bizim kolay kolay iptilâsından kurtulamayacağımız bir müzik dalımızdır. Asırlardan beri bu kıvrak dalda bülbül gibi şakıyan bütün icracılar veya hanendeler kafasından çok kalbi ile yaşayan bu millete hakkı ile tercüman olmuşlardır. Fasıl musikisinin mutlaka içkinin yardımı ile dinlenebileceğini sanan veya bu görüşü [...]
Düttürü düt…
Dokuz Eylül akşamı Mithat Paşa sanat okulu istikametinden gelen yirmi, otuz izci çocuğumuzun borazan seslerini, trampet vuruşlarını görünce düşündüm: Biz izcilikten dahi ne istediğimizi, ne beklediğimizi anlamış veya anlatabilmiş miyiz? Millî Eğitim Bakanlığı'nın bir takım talimatname, yeni adı ile, yönetmelik çıkarmasına rağmen durum aydınlanmış değildir. Değildir; çünkü eğer ortada bir vuzuh olsaydı yıllardan beri izci [...]
Ya biz bir şey vermeyecek miyiz?
İzmir'de Nato'nun karargâh kurması hiç şüphe yok ki hükümet için bir başarı, İzmirliler için de bir talih eseridir. Matbuatımız bunu günlerdir lâyıkı veçhile açıklamış bulunuyor. Fakat meselenin benim naçiz görüşüme göre bir tarafı daha var: Onların bize katacakları politik sosyal kıymetler yanında biz de kendilerini boş bırakmayacak, yer yüzünde yalnız Türk’e mahsus olan beşeri cevherlerimizi [...]
