Basın Yayın Umum Müdürlüğü’ne
Münir Nurettin’den dinlediklerim
Bu akşam ve yarın akşam şehrimiz Elhamra Sineması’nda birer konser verecek olan üstad Münir Nurettin‘den dün Ankara dönüşü öğrendiğim hakikat içime derin bir su serpmiş, beni çocuklar gibi sevindirmiştir. Basın Yayın Umum Müdürü olan dostum ve çok yakın arkadaşım Dr. Alyot, Münir Nurettin ve Şerif Muhittin beyleri davet ederek Ankara Radyosu’ndaki bütün ses ve saz icracılarını esaslı bir yoklamalarını, imtihanlarda bulunmalarını temin etmiştir.
Bu imtihanların çok verimli bir neticeye ulaştığını ve bizi nasıl sevindirici bazı sonuçlarla karşılaştırdığını, bir kaç güne kadar kendisi ile yapacağım karşılıklı bir konuşmada bu sütunlara aksettireceğim.
Sevgili okurlarım, daha evvel, yani bir seneden daha önce “Ses” dergisinde ve aylardan beri de bu sütunlarda Basın Yayın Umum Müdürü’ne hitaben çıkan bütün açık mektuplarımızda görmüşlerdir ve hatırlayacaklardır ki, Türk musikisi mevzularında ve yapılacak imtihanlarda selâhiyetleri mahdut kimselere işi tevdi etmenin zararları üzerinde uzun uzun ve acı acı durmuştuk. Hatta son olarak Münir Müeyyet Bekman arkadaşımızın Ankara Radyosu’na müdür olduğu günlerde verdiği beyanat arasında geçen “yapacağız” sözene dayanarak kendisine yazdığım samimi bir mektupta, ses imtihanlarında, ses sanatının şahikasına çıkmış olan Münir Nurettin gibi bir üslûpkâr hocayı mutlak bu imtihanlarda bulundurmasını, bu gibi sanatkâr adamların nazlı kimseler olması hasebiyle nazik bir davet teşebbüsünde bulunmak icabedeceğini belirtmiştim. Dostum Münir Nurettin‘den öğreniyorum ki kendisi ve yine sanat ve musiki bilgisine inandığım ve her münasebetle değerini belirttiğim Şerif Muhittin Targan üstadım Ankara’ya bizzat Basın Yayın Umum Müdürü tarafından imtihanlarda bulunmak ve gereken tasfiyeyi yapmak üzere davet edilmişlerdir. Hatta Münir’in ayrıca Ankara’ya her aygidip sanatkârların bozuk tavırları ile bir müddet meşgul olması da kararlaştırılmış bulunmaktadır.
O zamanlar, yazılarımın dozunu sertçe bulan dostlarım olmuş, hatta, samimi arkadaşlarım Dr. Alyot‘un bana güceneceğini ima edenler bulunmuş, daha öteye giderek bu hareketlerimi ve yazılarımı imzasız mektup sahibi “ukalâlık ve her işe karışmak”la vasıflandırmıştı.
Ama ben bütün bunlara rağmen, hatta çok sevgili arkadaşım Alyot’un Ankara’da beni görmezlikten geldiğini, bir zamanlar hayatta en samimi dostu ve arkadaşı bildiği Rüştü Şardağ‘a gücendiğini elemle müşahede etmeme rağmen ona karşı nazik, fakat hatalı hareketlere karşı sert yazılarımı yazmakta devam ettim. Bu gibi tenkitkâr ve acı yazıların yazarına getirdiği bir talih, bir de talihsizlik vardır. Talihsizlik şu: Cemiyet içinde, bilgisi, cesareti ve doğrulukseverliği ile müsavi kuvvette olmayan bazı hasut (kıskanç) kimseler tarafından ukalâ diye tavsif olunursunuz. Hatta sevdiğiniz bir dostu bile istemeden incitmiş ve kaybetmiş olursunuz.
İşin talih tarafı ise şudur: Size ne kadar kızılsa, sitem edilse, iyi gözle bakılmasa da yazıp söylediğiniz dikkate alınır. İnsan kalbinin, daima kötülükleri sezmeye müsait olan mizaç ibresi, bu sert yazılarıyla yerinden oynayıp hakikatin bulunduğu tarafa doğru kayar. İşte Halim kardeşim de bana incinmiş olabilir. Ama söylediklerimin gerçek olduğuna inanmak ve tatbiki cihetine gitmek lüzûmunu kavramak gibi bir olgunluğa sahip olduğunu ispat etmiştir. Radyolarımıza, kendisinin tesiri haricinde olarak yanaştırılan ıslâh heyeti adındaki acezeler gurubunun zırvaları hariç tutulursa, onun. son yaptığı jest, çok yerinde olmuştur. Zaten hada üstad Münir’in ve Şerif Muhittin Bey’in geleceğini duyar duymaz muhterem Melâhat Pars hanım solistik bakımından olan durumunu kavrayarak radyadan istifa etmiş, imtihanlar neticesinde de Sıdak Çandarlı ile Semahat Ergökmen için müstakil solo yapmak imtiyazı kaldırılmıştır. Muzaffer İlkar ve Sadi Hoşses ilerleyen değil, duran sesler olarak mütalâ edilmiş ve tabii terfi ettirilmiş, bizim değerli kızımız Nevin, son bir yıl içinde gerçekten bir inkişaf gösteren Sevim Tan, Müzehher Güyer, Ekrem Güyer birer derece yukarısına yükseltilmiştir. Bu mevzuda daha geniş tafsilâtı, Münir‘le yapacağım bir konuşmaya bırakmış bulunuyorum. Bu münasebetle Basın Yayın Umum Müdürlüğü makamını işgâl eden arkadaşıma bir memleket davasının hal yoluna sokmak üzere bulunduğu için teşekkür ederken, musikimizde türlü metotların mevcut olduğunu, hiç bir üstadın bağlandığı metodu mutlak bir hakikatmış gibi mütalâ edemeyeceğimizi, bu sebeple Şerif Muhittin Targan ve Münir Nurettin‘den başka Sadettin Arel, Mesut Cemil Tel, Ruşen Kam gibi kıymeterin katılması ile yapılacak büyük bir Türk müziği istişare heyetine ihtiyaç olduğunu da çok sevgili kardeşime tekrar hatırlatmak isterim.
Şardağ, R. (1953, Kasım 12). Teşekkür ederim/Münir Nurettin’den dinlediklerim. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

