Ankara’da kar

Ankara’da tam bir haftadır, biraz ara verir gibi yapıp hızlanarak, durmadan kar yağıyor. İzmir’de yıllardan beri kocakarı fırtınaları, kıkırdatıcı ayaz ve sinsi sinsi insanın iliklerine sızan kuru soğuklarla geçmiş kış mevsimlerinde unutur olduğum o süt beyaz kar’ı dün, şehre lök gibi konmuş, akzadeler sultanı imişcesine tahtını kurmuş gördüm ve uzun seneler hasrete yolcu ettiğim bir dostuma kavuşur gibi oldum. Kar’ın sıhhatimiz için taşıdığı sağlamlık bir tarafa, çevremize getirdiği temizlik, unutulur cinsten bir iyilik midir? Nedir o karsız sokakların hali? Nezle, aksırık, tıksırık ve öksürük bombardımanlarını müteakip yer yer kirlenen, tükürük ve pislikle pâymal edilen caddelerin hiç olmazsa o çirkin manzarasından ortada eser kalmıyor. Sen istediğin kadar tükür, pis adam! Kar bu, soğuğun şiddeti ile mikrobunu, hakim beyazlığı ile manzaraları yok etmeye kadirdir. Bir otomobil içinde, hususi arabanda yıldırım gibi giderek caka satan cafcafcı beğim! Bu küme küme karlar üzerinden sür bakalım arabanı; haydi sürsene! Hani toz dumandan ferman okunmazdı; nedir burnumuza değen şu mis gibi temizlik ve serinlik?

Klaksonların susmasına rağmen, sokakları dolduran boş gezer çocukların şamatasından, satıcı gürültülerinden, boşboğaz reklamcıdan, muvazenesiz serhoşun naralarından geçilmezdi; beyaz ülkelerin bu haşmetli hükümdarı, bunların hepsini bir deliğe sokmuş, pamuk bataryalarıyla istila ettiği şehre buz gibi hakim olmuştu. Hele o lekesiz, tozsuz, gölge düşmemiş, süssüz, sade ve samimi beyazlığın gözlerimizin bebeklerinden ruhumuza aksettirdiği tablo, ayrı alem değil mi?


Şardağ, R. (1953, Aralık 31). Günübirlik/Ankara’da kar. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın