Çok, ama çok sevdiğim ve kendisi tarafından da aynı şekilde sevildiğimi iyi bildiğim bir dostum; Ankara'da bir vekâlette Müsteşar olunca fazla bir sevinç duymamıştım. Çünkü o, bu makama lâyık olanların en başında geliyordu. Kendisine bir kaç gün bekledikten sonra, bir telgraf çekerek şunları yazmıştım: "Şimdi Hak yerini buldu". Vefasızlığa benim gibi sitemkâr olan, Ankara'dan 1950 [...]
Ay: Aralık 2024
Sinema adabı
Söyleyin bakalım, sinemada huzur içinde bir film seyrettiğinizi iddia edebilecek misiniz? Mantık ölçüsüne vurduğunuz gün, "Sinemaya gidilir; film seyredilir". Fakat bizde işin yürürlükte olan tarafı bu değil ki! "Sinemaya gidilir; çileden çıkılır". Biletiniz kesilip de yerinize oturacağınız sırada, bir genç kız ışık tutarak size yol gösterir. Oturduğunuz zaman bu zahmetine karşılık, küçük bir ücret ödemeniz [...]
Havale belâsı
Bir genç şairin sürrealist mısralarını hatırlarım: "Çatılır kaşlarManâlı 'öhöh'ler! Başlar.Üç paraf, Beş imza, Un çuvala...Memursun anladık be mübarek, Sanki nedir yediğin nane?" Memurların çalışma şekli ve resmi işlerimizin, halâ içinde çırpınmaktan kurtulamadığı kırtasiyecilik, doğrusu bu kadar güzel yaşatılabilir. "Bütün zümrelerin az çok hayata kendini uydurabildiği bır sırada kifaf-ı nefse bile zor yetecek bir maaşla çalışmaya mecbur kalan memurlarımızın [...]
Genç kızların cihazı
Dün matbaadaki gözümde bulduğum imzasız bir okuyucu mektubu, bir kızın, hatta bir çok fakir ve orta halli genç kızlarımızın elemine tercüman olduğu için bu sütunda akis bulsun istedim. "Adımı utancımdan yazmıyorum" diyen kızın bütün noksanı, halkın çeyiz dediği gelinlik cihaz eksikliğinden ibaret. Genç kız diyor ki, "Liseyi bitirdim. Ama ailemin fakirliği ilk mektebi bile tahsil [...]
Teşekkür ederim
Basın Yayın Umum Müdürlüğü'ne Münir Nurettin'den dinlediklerim Bu akşam ve yarın akşam şehrimiz Elhamra Sineması'nda birer konser verecek olan üstad Münir Nurettin'den dün Ankara dönüşü öğrendiğim hakikat içime derin bir su serpmiş, beni çocuklar gibi sevindirmiştir. Basın Yayın Umum Müdürü olan dostum ve çok yakın arkadaşım Dr. Alyot, Münir Nurettin ve Şerif Muhittin beyleri davet [...]
“Siz aşık mısınız?”
Dün akşam, matbaaya bırakılmış olan bir mektubun temiz, inci gibi sıralanmış cümleleri içinde, bir hanım okurum, bana sormadaydı: "Bestelerinizde devamlı olarak aşk hali içindesiniz. Afedersiniz, merak ediyorum: Siz aşık mısınız?" Bu okuruma hemen cevap vereyim: Evet! Ama, onun gibi düşünmesi pek alâ mümkün olabilenlerin yanlış anlamamaları için de aşk üzerinde kısaca durmak isterim. Aşk dünya [...]
Şimdi bu tesbihi nereye soksun
Dün mecliste, söz ihtikâra dayanınca, korkunç bir haberle şaşırdım ve ürktüm. Bizim (...) bey de, hükûmetin haklarında takibat yapılmak üzere adalete sevkettiği on beş vurguncunun içerisinde imiş meğer. Çıldırmak, evet okurlarım, çıldırmak işten değil. Bu zat saçı ağarmış muhterem bir tüccar ve fabrikatörümüzdür. Ama, benim küçük dilim yutmam, onun ihtiyar halinde bir vurguna iştirak etmesinde [...]
Bir kıvılcım deyip geçmeyin
Dün gece fakirhanede, başta bendeniz olmak üzere galibe evcek yanacaktık. Sobadan sıçrayan bir tek kıvılcım pamuğu, pamuk yerde duran halıyı ve az ileride ütülenmek üzere sıra bekleyen Frenk gömleğini tutuşturdu. Ayağımla birini basıp söndürdükçe öteki tutuşuyor, öteki söndükçe beriki tutuşuyordu. Neyse, şükür Allah'a bir akrobat gibi sağa, sola, öne arkaya zıplayarak alevleri söndürdük ve bir [...]
O da gitti
Nur ve irfanla bezenmiş bir baş daha gitti. Zamanımızın nayzenlerinin üstadı sayılmak caiz olan Süleyman Erguner de İstanbul Radyosu'ndan, zahirde bizlere, gerçekte Mevlâsına doğru üflediği mansurunu koltuğu altına alarak Cenab-ı Hakkın mekânına doğru sefere çıktı. Daha bir kaç ay evvel bu sütunlarda fethin "500"üncü yıldönümü münasebetiyle İstanbul Radyosu'ndaki Meragalı Abdülkadir'in eserine, Rastlı yaptığı medhal hakkında [...]
Şakadır söylediğim
Dünyanın bilmem neresinde, yeni bir müsabaka yapılmış. Kazanan kızın resmini, dün gazetelerde gördüm. Son zamanlarda Avrupa'da ve hususiyle Amerika'da girişilen bu gibi yarışmaların çok çeşitli örneklerini görmüş, okumuş ve öğrenmiş bulunuyoruz. Bir defa bütün bu müsabakalarda mevzunun kadın olması, işin başlıca hususiyeti. Saniyen, kadının meselâ ruhu, fikir hayatı, ihtirasları veya zekâsı falan değil de doğrudan [...]
