İzmir'in sevimli ve değerli aydınlarından doktor Şevket, tavrı gibi ince bir mektubunda soruyor ve çok haklı bir noktaya dokunuyor: "Radyolarımızdaki klâsik devir yadigârı müziğimize, 'Tarihî' demek bunları çok az, hasisçe sunmak doğru mu? Avrupalı için Mozart bir Vagner tarihî sayılıyor mu ve çok seyrek mi sunuluyor? Bizim düştüğümüz tezat nedir?" Düşünülecek, yerinde bir uyarma. Olsa [...]
Ay: Mayıs 2025
Henüz bilmiyoruz ama
Ankara'da başlayan üçlü konuşmalar, bu satırların yazarı için hiç de sürpriz teşkil etmiş değildir. Zira, "Yanaşacak gibi", başlığı altında yayınlanan yazımızın daha mürekkebi bile yeni kurumuştur. Bu yazıda, Karamanlis hükümteini, muhaliflerin, anlaşmaya yanaştırmayacağını, onun da iktisadi beceriksizlerini örtmek için bu anlaşmazlık havasından faydalandığını söylemiştik. Ama yine ilave etmiştik ki, bu işler halk nazarında artık Yunan [...]
Doktor Alâeddin’i niçin severim?
Bu memlekette, vaktiyle tekâmülüne ulaşmış, fakat yarınından şüphe duyulan bir Türk müziği ile, bizi hiç anlamayan, umursamayan ikinci ve garbı tekrar eden bir Türk müziği ve bir de bütün iptidailiğine rağmen kitleyi saran üçüncü müzik, Anadolu ve Rumeli halk müziği var. Fakat bu üç dalın hiçbirisi üzerinde münakaşa edecek veya buna kapı açacak değilim. Zira [...]
Böyle gecenin…
Rus halkından değil ama, Komünist Rus sisteminden gelen bir korku ve itimatsızlık var; bunu neredeyse kondaktaki bebekler öğrenecek. Stalin'in ölümünden sonra gösterilen bütün yumuşama örneklerine rağmen o taraflardan hürriyeti, insanlığı ve barışı okşar bir rüzgâr esmediği meydanda. Böyle iken Churchill ve Fransız devlet adamlarında hâlâ ve beyhûde yere bir kapı zorlamasıdır gidiyor. "Toplanalım." Bu kaçıncı [...]
Kitabî olmayan bir kitap
Bir zamanlar safsata ile, bir zaman dinle, bir zaman felsefe ile karıştırılmak istenen ruhiyat, paçasını orta çağdan kurtarıp 16. asırda hürriyeti seçince artık ilim olmasına hiçbir mani kalmamıştı. Düşünme, duyma, hayâl etme, gülme, oynama, etme, eyleme, sevme, kızma.. İç kâinatımızın birer incisi mesabesinde olan bu ele gelmez varlıklar ne yazık ki, birçoklarımız için ağızımızdaki dişlerimiz [...]
Musikimizde Zurna ve Lâvta
İzmir Radyo Müzik Şefi hakkında Özbeöz Türk sazı - Avrupa'ya biz öğrettik - Narin bir saz - Okunmayan imza Matbaaya uğrayamadığım son günlerde okuyuculardan gelen iki ayrı mektup benden iki mesele üzerinde fikrimi soruyor. Bunlardan Karşıyaka'dan Lâmia imzasıyla mektup gönderen okuyucum Zurna ve Lâvta Türk musiki âletleri midir? diye soruyor ve biraz izahat istiyor. Zihnimde [...]
Bir öğrenciye cevabım: Alaturka ve klâsik
Atatürk Lisesi 4. sınıf öğrencilerinden Bay Üner'den bir mektup aldım. Benim okullarında klâsik Türk musikisine de hususi programlarında yer vermelerini isteyen fikirlerime muteriz. Karşıma salâhiyet sahibi kimse çıkmadığı, hocalar susarken öğrenciler konuştuğu için cevap vermeyebilirdim. Buna rağmen fikrini tasrih için alaturkanın Türk musikisindeki mevkiini tayin için yeni bir açıklamada bulunuyorum. Salâhiyetli hocalarının cevabına intizardayım: 1. [...]
Dönmüyor
Şimdi, yine şaka yaptığımı sanacaksınız; gerçi günler, şakasız, lâtifesiz dönmüyor. ama ben size neyin dönmediğini de merak ettirmeden açıklayacak durumdayım. Açıklamasına açıklarım ya, siz meraka düşüp, "Acaba ne dönmüyor?" diye, içinizden sual sorarsanız ne yapalım? Şimdi bu satırları okumakta olanların gözlerinde beliren sorguları, hayalimde çözer gibiyim. "Acaba" diyenleriniz var, "Her şey tekerrür edip durduğu, hep [...]
Bir şetaret şarkısı: Gül yüzlerin şevkine gel
50 liraya gam satın alınabilir mi? - "Hoppala yerim" de var - Kasabalı'nın faslı - Şerif İçli yanıldı... Türk musikisi hakkında bilgiye sahip olmayanların, sık sık tekrarladığı bir bayat hüküm de şu: Musikimiz gam ve keder musikisidir. Demek ki binlerce insan, her gün büyük şehirlerde müzikli gazinolara gidip saz dinlemeyi ve icabında bir gece de [...]
Gözlükçü Asım’ın hakkı var
Geçenlerde İzmir'in sevimli ve popüler siması, gözlükçü Asım'a kırılan gözlüğümü yenilemek için gitmiştim. Bu derin duyuşlu ve sezgili arkadaş şaka yollu "Nedir telaşın?" dedi, "Görecek o kadar mühim şey mi var dünyada?" Ben bu sözün uyarışıyla büyük âmâ şair Âşık Veysel'e uzandım. Bir gün Ankara'daki evimde onun lokmalarını doğruyor, görmeyen gözlerinden yana bir eksiklik duymamasına [...]
