Atatürk Lisesi 4. sınıf öğrencilerinden Bay Üner’den bir mektup aldım. Benim okullarında klâsik Türk musikisine de hususi programlarında yer vermelerini isteyen fikirlerime muteriz. Karşıma salâhiyet sahibi kimse çıkmadığı, hocalar susarken öğrenciler konuştuğu için cevap vermeyebilirdim. Buna rağmen fikrini tasrih için alaturkanın Türk musikisindeki mevkiini tayin için yeni bir açıklamada bulunuyorum. Salâhiyetli hocalarının cevabına intizardayım:
1. Alaturka musiki piyasalık seviye taşır, klâsik musiki, haysiyet taşır.
2. Klâsik musiki düz seslerin, sadeliğin, derinliğin zaferidir; Alaturka, bayağılığın, gevşekliğin, sululuğun, yapmacığın, marizliğin toplandığı bir müziktir.
3. Klâsik Türk musikisi 19. asırda devrini tamamlar, istisnai kıymetler, eserler hariç, ondan sonra devam eder, alaturka adındaki bizi ifade etmeyen müziktir.
4. Ne Dede’nin, ne de klâsik üstatların yarattığı eserlerde gazel yoktur. Pis inmeler yoktur, aşağılık güfteler yoktur. Alaturka musikide bu saydıklarımın hepsi vardır.
5. Alaturka musiki henüz bir şarkıya damdan düşercesine girişinden laübalice marifetlerini satmasından anlaşılır. Klâsik bir eserin ise girişi, Batı’nın o derin meslerinde görülen vekar ve ağırbaşlılığı ihtiva eder.
6. Alaturka müzikten söz etmek bu piyasa musikisini övmek insan için bile kolay ve mümkündür. Klâsik Türk musikisi hakkında bir tek kelime konuşabilmekten vazgeçtik, onu anlamak Beethoven hakkında konuşmak kadar imkânsız ve zordur.
7. Meselâ bir 9. senfoniyi anlamak için ne lâzımdır? Evvelâ, Beethoven’Den önce gelen Mozart ve Haydn’ı tanımak bir evelki çağın musiki hakkında bilgi sahibi olmak, senfoninin üç kısımda toplanan şekil bünyesini bilmek, 9. senfoninin ananevi şekil dışında getirdiği geniş hürriyeti anlamak, O muhteşem koral ilâvenin hikmetini kavramak ve çok çok dinlemek, tıpkı bunun gibi, İsmail Dede’mizin bir Kâr-ı Natık’ını tanımak için de Dede’den önceki devri, kâr denen şeyin ne olduğunu Türk musikisinde makamın ne demek olduğunu, daha sonra bütün makamları tanımak en nihayet klâsik musikimizin bütün ikaları hakkında oldukça bilgiye sahip olmak lâzımdır.
8. İşte klâsik musiki, Süleymaniye Camii gibi ebedi olan musiki budur, okullara sokulamayacak olan dahi Atatürk’ün reddettiği ve okullarımıza sokamayacağımız musiki bu değil, alaturka musikidir. Ben öğrencileri tenkid değil onlara müessir olan programları tenkid ettim. Liselerin sanat tarihi derslerine Klâsik Türk musiki üstatları hakkında bilgi ilâve edilmiş ve bir adım atılmıştır. Dede’den konserler vermenin İstanbul Üniversitesi’nde olduğu gibi, bu lisede de ayıp sayılmayacağı gün elbet gelecektir. Yalnız beni üzen bir noktayı hemen işaret etmek istiyorum. Atatürk Lisesi’nin muhterem musiki hocaları için hiç mi fikrini söyleyebilecek yoktu da, bir öğrenci yavrumuza cevap yazdırıldı. Mamafih, fikirlerimi yeniden açıklamak imkânını bana verdiği ve güzel bir cesareti de bulundurduğu için Üner adlı yavruyu överim.
Şardağ, R. (1953, Mayıs 23). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / Bir öğrenciye cevabım: Alaturka ve klâsik. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

