Kavala ile hasbıhal
Bizim gazetede, radyo sütununda, bir müjde haberi gibi Fahri Kavala‘nın bir beyanatını okudum: “Ben Zeki Müren‘i değil, Zeki Müren beni taklit ediyor”, böyle diyor, bizi çocuğumuz. Ne yapsa, ne etse, ben bu okuyucumuzu severim. Sesinde gerçekten bir acılık ver ki insanın içinde dokunuyor. Yani Kavala bir takım duygularını ve melodilere gömdüğü iç hüzünlerini his antenlerimizden rahatça girebiliyor. Ama bu beyanla -henüz vermemiş, haftaya verecekmiş- neden lüzum gördü? Ben, bu sütunlarda, onun bugün için Zeki’yi hatırlatmakta olduğunu, böyle bir ithamdan kurtulması için bazı çalışmalara girişmek mecburiyetinde olduğunu yazmıştım. Bu arada kendisi beni geldi, buldu.
Söylenenlere aldırmadım, onu hoş ve iyi bir genç olarak tanıdım ve sevdim. Hatta bir aralık bir hamle yaptığına, kendi hususiyetini bulur gibi olduğuna da yine burada memnuniyetle işaret ettim. Ama şimdi vereceği beyanata sebep nedir, bunu anlamış değilim. Haydi diyelim ki o kesin surette Zeki Müren‘i taklit etmiyor. Peki bu kadarına razı olalım. Ya Zeki Müren‘in onu taklit etmesine ne diyelim? Sevgili okurlarım, bir gün bizim sanatkârımızı taklit eden veya ona benzeyen başka meşhur bir ses bulunduğunu öğrensem hemen alkışlarım, buna inanın. Gelgelelim, ne Zeki Müren, ne bizim Kavala’mız birbirlerini taklit etmiyorlar. Fakat bir tarafta, meydanı tutmuş, Türkiye ufuklarına sanat bayrağını dikmiş olan bir Zeki bir tarafta da henüz şöhretini yapmaya çalışan bir kabiliyetimiz var. Zeki Müren nasıl Kavala’yı taklit eder ki, onda musikimizin düz ve alabildiğine uzun, çok hafif dalgalı seslerle karakterini değiştiren bir kuvvet var. Kavala bunu iddia edebilir mi? Müren, onun nasıl taklit eder ki tanburda tek mızrabın bazen yarattığı tınnet ve devam hissi onun sesinde sık sık açan yedi veren gülü gibi renk veriyor. Kavala’mız nasıl böyle bir iddiaya girişebilir?
Zeki Müren, bayağı ağzı, büzük ağzı musikimizden kaldırmıştır. Kavala bu hizmeti daha önceleri mi ifa etti? Zeki Müren, Türk musikisinde tek sanatkârdır ki Türk dilini en temiz, İstanbul şivesi ve hançeresi içinde, fonetik yapısına uygun olarak terennüm ediyor. Kavala’mız böyle bir iddiada bulunabilir mi? Bir sanatkârı en yüksek merhaleleler bile ulaştıracak olan tevazudur. Hali, tavrı pek halim olan, duyduklarımın aksine, nazik bir genç olan Fahri Kavala, bence geçen zamanda faydalanmasını bile bilmelidir. Meselâ, radyomuzda, üst oktavlara yükselmesi imkânsız, sık sık transpoze çalarak solistlere refakat etmek zorunda kalam kemençeyi şaşılacak bir ustalıkla ve rahatlıkla konuşturan Cüneyt Orhon‘un yanında gördüğümüz mızraplı sazların en geniş imkânlar içinde dahi, tel ve oktav imkânlarına rağmen bocalamaları, zamandan faydalanamamaları ne kadar hazin ise, Kavala‘nın Zeki Müren‘i sanat ufkuna yükselten alimleri tanıması ve şahsiyetini bulması mümkün iken “Zeki Müren beni taklit ediyor” yollu büyük lâflar etmesi de o kadar hakin, faydasız ve gülünçtür.
Bu yazımı erken yazmamın sebebi, belki Kavala‘ya bir hizmetim dokunur diyedir. Olur ki yazımı samimi ve haklı bulur ve böyle bir iddiadan vazgeçer diye düşündüm. Mamafih yine kendisi bilir.
Şardağ, R. (1953, Ağustos 25). Kim kimi taklit ediyor, Kavala ile hasbıhal. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

