Gene gel

On günde beş büyük konser

Hey gidi hey! Zekâîzade Ahmet Bey‘in yanında diz vurup sanat çilesi çeken küçük Münir’in, yarım asra yaklaşan hayatında bu ne nefes bereketidir! On gündür, şehrimize taşıdığı ne cuşiştir bu! İki gece Elhamra’da, bir gece Karşıyaka’da, iki gece üst üste futbol sahası gibi büyük alâmet bir binada ağzına kadar dolu bulunan İzmirlilere alkış tufanları, taktir ve hayranlık fırtınaları içinde beş büyük konser verdi. Bu ne demektir?

Bir ay öncesinden yapılan sokak afişleri ve türlü reklâmlara rağmen ikinci konserlerini zararla kapayan türlü organizatörlerin idaresindeki solistleri düşündükçe, ömrünün bir hayli merhalesini aşan büyük üstada gıpta etmemek mümkün değildir. Bence bunun iki manası olabilir: Birincisi ve en ehemmiyetlisi şüphe yok ki kıymettar solistin sesinde bir zerre eksilmeden yaşatageldiği hayatiyettir. İkinci sebep de İzmir’imizin onu sık sık bağrına basmak isteyişi ve kendisine karşı beslediği sevgidir. 

Üç sazende

Münir’in konseri vesilesiyle şehrimiz üç saz icracısını tanımak, sanatlarını alkışlamak talihine ermiştir. Kanuni Ahmet Varol -ki hakkında müstakil bir yazı yazmıştım- tek başına orkestral bir kuvvete sahip olan, bize ilk defa şaşırtıcı bir kudretle yeni bir tavırda kanun dinleten gençlerimizdendir. Cüneyt Orhon ve Halil Aksoy‘la beraber son yıllarda yetişmiş üç irfanlı gençten biri olan Necdet, keza yine bu yıl kemençesi ile üstada refakat eden Cüneyt neden Münir tarafından tutulmuşlardır? Mukaddema isim yapmış sanatkarlardan daha fazla dikkatini çekmişlerdir? Bunun sebebini, İzmirliler, bu gençlerin soliste iştirak kabiliyetlerinden, kulak terbiyelerinin hassasiyetlerinden, Münir gibi, büyük tenörlük hassalarına da sahip olan dev cüsseli sese intibak maharetlerinden, yepyeni eserleri çalışlarından ve gibilerinden anlamış bulunuyorlar. 

Emin Ongan

Şehrimiz, bir kaç seneden beri, Münir’le birlikte gelerek ona, ince duygulu ve tabir caizse, şirin yayı ile refakat eden Kemanî Emin Ongan‘ı da bu vesile ile tanımak fırsatını bulmuştur. İstanbul Radyosu’nda on beş günde bir icra edilen Üsküdar Musiki Cemiyeti klâsik konserlerini büyük bir liyakatle idare eden bu değerli ve bilgin dostumun hele bu sene İzmir’imize getirdiği ve Münir’in öğrencilerine de nüansiyö bir şekilde geçmiş olduğu Suzinak bestesi hemşehrim ve dostum Ongan için bir irtifa delili olmuştur.

“Hasretle yanan kalbime yetmez gibi derdim, 
Bir ömrü senin uğruna rüya gibi verdim
Aşk olmasa kalbimde tahammül mü ederdim?”

diye devan eden Suzinak şarkı ne kadar hoş.. Bizde Suzinak makamı, piyasanın kolaycı ve düzme bestecileri tarafından iyice aşındırılmıştır. Onu, hele “Rüya gibi verdim”i mükemmel melodik buluşlarla süsleyerek bize yeniden sevdirebilmek Emin Ongan kardeşime nasip olmuştur. Ondan gitgide tekâmül eden besteler bekleyebiliriz. 

Üç öğrencisi

Münir’en üç kız öğrencisinde bir senelik tekâmülü, görmemeye imkân yok. Şayeste’de kuvvetini göğsünden alan dolu bir ses, Ayten’de ruhunun girdaplı uçurumlarından gelir gibi pek alışık olmadığımız çeşnide, fakat müthiş orijinalite taşıyan bir ses, Nevin’de ise hocasına daha fazla yaklaşmış, pürüzsüz bir ses dikkati çekmede. Bunlar henüz açık Türkçe telâffuz etmek ve tabii okumak egzersizindeler. Hoca dizinde bir müddet daha kalmalarına ve pişmelerine şahit olabilenler, her üçünü de birer sayılı sanatkar olarak alkışlayacaklardır. Tabii, sabır ve tahammül!…

Ahmet Paşa’nın ruhu

Bursalı Ahmet Paşa’nın hani mübalağalı şiirler yazmakla suçlandırılan Ahmet Paşa’nın beş yüz sene evvel yazdığı haşmetli bir şetaret havasını ifade eden şiirini; fethin 500. dönüm yılı dolayısıyla besteleyen Münir’i dinleyenler, ölümsüz Dedemizin besteleri çapında sonsuzluğa devredilecek yeni bir beste kazanmış olduğumuzu itiraf ediyorlar. Türkiye’de kuvveti sade gırtlak ve hançeresinden değil, daha çok göğsünden alan bu yegane üstat solistin her gelişinde bize taşıdığı besteler, onun neoklasik besteler devrini de açmış olduğunu bize öğretmiş bulunuyor. Bu beste ve Hicaz “Unutulur” eseri, gelecek yemişlerin müjdeci tomurcuklarıdır. 

İzmir Türk ve Batı musikisinden hiç bir ses veya saz icrakarına bu çapta bir ilgi göstermemiştir. Bu mazhariyetten sade sanatkara, kardeşim Münir’e değil, şehrimize de bir hisse düşmüyor mu? Gönlümüz onunla beraber, seslenir gibiyiz. 

Ey klasik Türk müziğini ihya eden, sanatımızın seviyesini daima yüksek tutan ve ey altı yüz senelik bir atalar imparatorluğunun musikisiz, yani duygusuz olamayacağını yar ve ağyara ispat eden! Unutma bizi; gene gel!…


Şardağ, R. (1953, Kasım 24). Gene gel/On günde beş büyük konser. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın