Belden aşağısı

Geçen gün sinemalarımızdan birinde geçen, hayli önemlice bir müşahedem, şu satırları bir araya getirmeme sebep oldu. Aşk hislerinin iki genç aşıkın dudaklarında teksif edildiği bir sırada şeritlerin cansız hayallerine doğru bir uğultu sulu ve tükürülecek iğrençlikle karışık bir iki ses yükselince yanımdaki zat dayanamayıp birinin saçlarından yakaladı: “Sus! Allah kahretsin, sus!”.

Adam bu beklenmedik darbe karşısında sustu ama cinsi duygularına gem vuramayan haşarat her yerde fermanını yürütmekte berdevam.

“Neden, niçin bu haller önlenemiyor” diye işi bir sosyal mevzuya saptıracak değilim. Öpüşmek yerinde, maksatlı ve umumi bir kompozisyonun renk ve salçası olarak sinemada sahnede, hayatta hiç birimize yabancı değil, sempatik gelen bir olaydır. Fakat biz sade işin bu cephesi ile ilgilenen kimseler miyiz? Başka bir meşgalemiz, insan olarak ayrı vasıflarımız yok mu?

Bir ikisi müstesna, bütün sanat dergileri ya baştan başa insanlığımızı kazıyıp, şehvet tabakalarımızı, seviyelerimize göre meydana vurmamıza çalışıyor veya radyo, musiki haberlerini ve yazılarını, kısaca özlü sanat meyvalarını manasız bir apış arası fotoğrafı gerisinden sunuyor. 

Nedir bu belden aşağı edebiyat? Belden aşağı fotoğrafların dergilerimizi istilası? Sinema ve diğer umumi yerlerdeki o pis mahlukatın ne kabahatı var? Günlük gazetelerimizin bile başmakale sütunlarında bu belden aşağı resimler geçit yapıp durmaktadır. 

“Halkın hoşuna gidiyor.” Bundan gayrı bir gerekçesi yok bu işin! Peki ama halkımızın hoşuna gidenden çok, ona lazım olanı vermek vazifemiz değil mi?

Kuvvetlide zayıfı yutmak arzusu var diye dünyaya zulüm mü hakim olsun? Şeker hastasının canı çekiyor diye adamcağıza tatlı yedirip bir karaciğer afetine mi mahkum edelim?

Memlekette devirmemiz lâzım gelen bir heyula, milli bir musibet var: 

Belden aşağısı! İnsanın haykırası geliyor: 

Bizim bir de belden yukarımız vardır efendiler!


Şardağ, R. (1954, Şubat 7). Belden aşağısı. Radyo Gazetesi, s. 1, 8. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın