Basın Yayın’ın ileri kademedeki bazı müdürleri arasında son zamanlarda şahsımızla alakalı bir tayin teklifini sabote etmek gayretleri müşahede edildiğini oradaki ve buradaki dostlarımızdan duyuyoruz. Bize kızıyor sert ikazlarımıza karşı tahammülsüzlük gösterip ileri geri konuşuyorlarmış. Küçük hasetçilerin tarizlerine kulak astığımız yok ama büyüklerin hakkımızdaki korku ile karışık husumetlerine dahi kızmıyorum.
Ben diyorum ki Radyolarımızdaki türlü türlü isimler altında istihdam edilen solistleri adilane bir ücret sistemine bağlamak, radyoları, gazino patronlarına karşı reklam olsun diye kullanan şantözlerle rızkını, ümidini ve sanatını radyolara vakfetmiş olan solistleri adaletsiz bir ücret ayrılığına tabi tutmamak lazımdır.
Bu dediğim dikkate alınmasın, bana değil mevki, söz hakkı tanınmasın, razıyım.
Ben yıllarca söyledim, yine söylüyorum: Müzik şeflerinin tek başlarına musiki işlerini tedvir etmeleri hem imkansız hem mahzurludur.
Onların musiki bakımından verdiği subjektif hükümler daima tenkit ve polemiği icap ettirmektedir. Memleketin Batı ve Türk müziği alanında sırtı yere gelmez. Kıymetler çağrılsın; senede iki defa toplanarak onların vereceği kararların esasları, prensip halinde tespit edilsin. Radyo müzik şefleri bu esasları tatbik etsin ve programlasın. Evet, bu yapılsın, şu satırların naçiz sahibine bundan sonra değil mevki, kimse selam vermesin
İnsanlık ve olgunluk, hakkımızda yapılmış sert, fakat haklı tenkitlerin sahibine kızmamaktır. Fakat efendiler, bu satırların naçiz yazarı kendisine her türlü hücumun yapılmasını, bütün kapıların kapatılmasını mubah görür; ama hakikat içten içi itiraf edilmek ve ileri sürülen tenkitler dikkate alınmak şartıyla.
Şardağ, R. (1954, Temmuz 11). Kızınız, fakat dinleyiniz. Radyo Gazetesi, s. 1, 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler…

