İzmir Radyosu'nun radyofonik temsillerini ve bu temsillerde rol alan elemanları zaman zaman dinliyorum. Bazı eserlerin çok zayıf oluşuna rağmen çocuklarımızın büyük bir ilerleme neticesi öteki radyolardaki ağabeylerini -bazı ahvalde- geçtiklerini gördükçe sevincim artıyor. Daha dün denecek kadar yakın bir mazide idari tezebzüp (karışıklık) yüzünden daha yenisi ve iyisi kurulacağı vadiyle lağvedilen İzmir Şehir Tiyatrosu'nun çocukları [...]
Kategori: Musiki içerikli yazıları
Mümkün olmaz mı acaba?
Dr. Yavaşça'nın Ankara konserini dinlediğim günün üzerinden geçen zaman bende bir fikir uyandırdı ki itirafı zor, hem de bir hayli incitici olacak. Dr. Alâeddin Yavaşça neden bu kadar seviliyor? Bu konserinde niçin ruhları fırtınaya verdi? Hissediliyor; ama başka hisseden solistlerimiz de var. Yanık bir gönlün, Apollon'un "lir"inde gizlenmiş olan elemlere müşabih eninlerini duyuruyor. Ama bu [...]
Ucuzladı
Geçen gün bizim İstanbul'da "Dalgacı"mız üfürükçülere benzeterek radyoda, şehirde gözlerine çarpan, kulağına akseden hocalardan bahsediyordu. Bundan bir kaç gün önce hiç tanımadığım biri yanıma gelerek sesinin ifadesi ve rengiyle meşgul olmamı söyleyince söz nereden açıldı bilmiyorum; kendisine hiç kimseden ders alıp almadığını sordum: - Alıyorum efendim!- Hocanız kimdir?- ... Küçük dilimi yutacaktım. Daha bu yaz [...]
Çıkar yücelerden
Hani bir şarkı vardır, şair çıkar yücelere de haber sorar, her gün karşılaştığı kimseleri uyarmak için yükseklerden şöyle bir yere çıkıp seslenesimiz geliyor: Dostlar, musikimizde bir klasik şekil budalalığıdır tutturmuş gidiyorsunuz. Klasik dediğimiz bu leziz meyvenin sadece kabuklarıyla yetinmek neden? Bugünkü insanın dişlerine o kabuklar sert, tatsız geliyor; içe insenize! Meyvenin özündeki usareyi tatsanıza! Klasiği [...]
Musikimizin büyük otoritesi: Mesut Cemil Tel
Şehrimizin küçük radyosunda açılan imtihanlara mümeyyizlik etmek üzere gelen heyetin değerli müzisyen kadrosu içinde müstesna bir mevkii olan Mesut Cemil Bey'i gazetemiz adına muhabbetle selamlıyorum. Türkiye'de eğer bu gün hâlâ bir Türk müziği yaşamaktaysa, bunun yegâne amillerinden biri Mesut Cemil'dir. Memleketimizin resmi devlet radyolarında, bir takım batıyı bilir, bizi bilmez snoplara rağmen musikimiz ruhlarımıza gıda [...]
Ya o, ya bu!
İstanbul konservatuvarındaki Türk musiki bölümünün icra heyetini dolduran tanınmış sanatkarlar toptan istifa ettiler. Sebep şu: İcra heyetine mensup solistlerin radyo ve konservatuvardan başka hiç bir yerde (yani piyasada) çalışmamaları prensibini İstanbul Belediye Reisi ve Belediye Meclisi'nin kaldırması. Sinirlerinin çok kuvvetli olduğunu iyi bildiğimiz, zekâsındaki kıvraklığa da hayran olduğumuz İstanbul Belediye Reisi Sayın Gökay'ın musiki mevzuundaki [...]
Tiksininceye kadar…
Öyle sanıyorum ki, bundan 10 sene önce Ulus'un edebiyat sayfasında naçiz kalemimizle ortaya attığımız "Piyasa romancıları" yazısından kalan tek hatıra "Piyasa" sözü oldu. O günden beri kalem adamlarımızın dillerinde sık sık gezen kalemlerine dolanan bu sözün musikide ilk ortaya atıldığı tarih ne zamandır bilmem, fakat bütün dünyada olduğu gibi bir piyasa edebiyatı, piyasa musikisi, piyasa [...]
Tut kelin perçeminden
Ankara'da bir devlet konservatuvarı vardır. Orada, opera ve enstrüman kısımlarına devam edenlere bu musikinin nazari tarihi ve deha hatlarına ulaşmış olan kıymetleri öğretilir. Bu miyanda monofon devirlerin tok ses üstatlarına büyük yer ayrılır. Ama gelin görün ki klâsik ve halk musikimizin, yani bizim musikinin tarihi ve dahileri öğretilmez. Bu ne acı tezattır? "Efendim, klâsik Türk [...]
Hasretimiz
Garp musikisi hayatı, dinamizmi, histen ziyade aklın hükmü altında bulunan zevkleri, renk, nağme ve türlü yaşama sevinç ve hüzünlerini ifade eder. Çokseslidir. Bir anda yani lahzada bahar bahçelerinde şakıyan bin çeşit kuş misali terennümlere başlar. İnsanın iç, fakat daha ziyade dış; fert, fakat daha ziyade cemiyet halindeki dalgalanışını hikâye eder. Bu tekniği bilen, onun derinliğine [...]
Ankara’da Kozanoğlu ile barış
En acı tenkitlerimi kendisine tevcih ederken bile sazındaki icra kabiliyetini taktirle andığım Kozanoğlu'ndan bu seferki Ankara seyahatimde bir barış ve dostluk havası içinde ayrıldım. Çok sert ve doz bakımından çok acı olan bu yazılarda bütün hedefim, mazide iyi günler görmüş olan Ankara Radyosu'nu son yıllarda içine düştüğü perişanlıktan kurtulmuş görmekten ibaretti. Hele bu şerefli mazide [...]
