Suzan Yaman’ın güzel programı

Bugün radyomuzda saat 18.15'de okuyacak olan Suzan Yaman, son günlerde alâkamı ısrarla üzerinde toplayan bir okuyucumuzdur. Bandırma'nın bu kabiliyetli kızını, İzmir Radyosu'na ikinci defa getirildiğim zaman ses bakımından kazanılmış bir kıymet olarak tanıdım. Zeka ve kabiliyetinin ayrıca o ipek yumuşaklığındaki hançeri süslemesi de dikkatimden kaçmamıştı. Zamanımda, bütün çırpınmalarım, onların durmadan repertuvarlarını zenginleştirmeleri esasında toplanmıştı. Nitekim [...]

Hayalden sünnetli

Dün Konak'ta, ayakkabılarımı boyatırken bir yandan da iki nasipzedenin konuşmalarına istemeyerek kulak misafiri oldum:  - Bir kafile daha gelecekmiş ben iki çakmak, bir halı alabilirsem... - Artık gelmeyecek ki.. Sonuncusu geldi.  - Var ben biliyorum, bir ufak kafile daha var! Geçen kafile ile epi kârlıyım. Bu sefer dediğim gibi, bir hayli koparırsam yarım ton kok [...]

Radyolarımızda soliste refakat meselesi

Bütün saz çalanlar okusun Bugün, devlet radyolarında ses solistlerimize refakat etmekte olan sazların durumu üzerinde biraz durmak istedik. Devlet radyolarının en ehemmiyetlilerinden olan Ankara Radyosu'nda, ehemmiyet sırasıyla Cevdet Kozanoğlu, Halil Aksoy, Zeki Duygulu gibi üç udi, şimdi İzmir'e gelmiş bulunan genç kemençe icracısı Cüneyt Orhun, Kanuni Nuri Şenneyli, Necdet Varol, Saffet Gündeğer ve daha bazı [...]

Eski bir hatıra

Mikrofon ortaya çıkıncaya kadar; "Ben hanendeyim!" diyebilmek için her şeyden evvel bol ve gümrah bir sese sahip olmak lazımdı. Hafız Sami, Hafız Yaşar, Hafız Osman, Hanende Şahap, Hanende Nedim Bey'ler böyle muhteşem sese sahip en az yirmi, otuz fasıldan okumasını bilen, eline def'i aldıkları zaman bir fasıl takımını idare edecek vasıfta kimselerdi. Yirmi beş sene [...]

Gurbete düştüm yine…

Bu akşam Ankara Radyosu'ndan Nevin Demirdöven'i dinleyeceksiniz. Okuyuclarım iyi hatırlarlar: Tanınmış ses sanatkârlarının konserleri vesilesiyle kaleme aldığım fikirlerimi bu sütunlara geçirirken çoğu vakit onların sanatını tahlile çalışır ve bir de sıfat veririm, meselâ Sabite Tur için, "Cambaz sesli sanatkâr" dediğimi, Mefharet Yıldırım'a "Ceylân sesli" sıfatını taktığımı, Dr. Alâeddin Yavaşça için de "Bilâl-i Habeşî'den daha müesssir [...]

Suzan Yaman’a hatırlatma

Böyle cavalaciroz program olur mu? Bugün radyomuzda tam 16.00'da dinleyeceğiniz Suzan Yaman kızımızın şarkı programı önümde. Bakıyorum, bakıyorum da radyo müdürlüğüm zamanından bu tarafa repertuar bakımından bir türlü tekâmül edilemediğine yanıyorum. Şerif İçli'nin Hüzzam makamından Katakofti usûlü ile bestelediği ilk eser hariç söylene söylene artık dinleyicilere gık dedirten şarkılarla dolan şu programa bakıyorum da sesini [...]

Güler ne yapıyor?

Özgeçit kızımız tehlikeli bir yoldadır Bir haftadan beri bizim iyi okuyan Güler Özgeçit kızımıza bir hal oldu. Onu dinlerken bir zamanlar en büyük zevki duyan ben, son günlerde radyomun düğmesini kapayacak kadar sinirleniyorum. Yerinden, transpoze, birden bire iki oktav yukarısından okumak her babayiğitin kârı değilken, bu hünerlerde muvaffak oluyor diye kendisini nasıl övdüğümü, tuttuğumu okuyucularım [...]

İstemiyoruz, çalmayın

Bu Pazar günü, Ankara Radyosu'nu dinlemişseniz, şu "İsteyin, çalalım" saatine de belki şahit olmuşsunuzdur. Radyolarımız, şüphe yok ki halkın arzularını ifa eden müesseselerdir. Bu sebeple onlarda zaman zaman gördüğümüz yenilikler, buluşlar, umumi isteği çeşitli anketlerle yoklama neticesi gerçekleştirilen saatler hepimizi memnun eder. Ama bu arada bir noktayı nasıl unutabiliriz: Radyolarımız her şeyden önce devlet radyosu [...]

Solistlerimiz soruyor…

Ankara'yı görmüyor musunuz?Cevabım: İstanbul'u görmüyor musunuz? Geçen gün beni ziyarete gelen üç radyo sanatkârı belli belirsiz sitem ettiler: "Bizi fazla iğneliyorsunuz; Ankara'yı görmüyor musunuz? Vallahi öyleleri okuyor ki.." diye, onları ikna ettim ama, onlar gibi düşünen diğer çocuklarımızı da hakkımda yanlış düşünmek gibi bir ihtimalden kurtarmak isterim.  Bir defa benim yaptığım şey iğnelemek maksadına dayanmıyor. Gayesiz [...]

Gelberi

Dün, bir dostla beraber fuarın Alsancak kapısından çıkmıştık. Arkadaşım hususi arabasını tretuara yığılmış olan diğer otomobillerin arasından kurtarmak üzere geri manevra yaparken, derhal bir ses peydah oluyor:  - Gel, gel! Beri gel! Gel beri! Gel beri! Sonra aynı ses devam ediyor:  - Dur! Az daha gel! Gel! Gel beri! Tamam! Koluna kırmızı bir de pazubant [...]