Yerli filmlerimizden yana…

Geçen gün yerli filmlerimizden birini seyrettim. Üç senedir gittiğim de yok ya, belki bir tekâmüle ulaşmışızdır diye beslediğim ümit de havaya uçtu. Bütün yerli filmlerimize yapışan demirbaş mevzu onda da vardı: Bir köylü kızı ile, şehirli delikanlı tenhada buluşurlar. Tabii sıp diye âşık olacaklarının resmidir. Netekim böyle de olur. Amma işe bir açıklık sebebi karışmalı [...]

Köy, yine köy…

Haber aldık ve okuyoruz: Hükûmet sulama işlerine, köy yollarına harcanmak üzere ayrı bir tahsisatla faaliyete girişmiş. Terakkimiz için teşebbüslerin en isabetlisi budur bizce… Köyümüzün kaderi gerçekten alabildiğine talihsizdir. 1945 senesinde yaptığım geniş bir Anadolu seyahatinde Burdur Vilâyetine de uğramıştım. Melli nahiyesine vali ile birlikte giderken saatlerce süren bir ormanlık yerle karşılaştık ki safîha halindeki kayalardan [...]

Bir eşek var idi

Dün evden çıkıp Köprü Tramvay durağına geliyordum. İkinci Karantina caddesinin sonlarından aşağıya doğru inen bir eşeğe rastladım; Şairin: “Bir eşek var idi zaifü nizar” sözüne tıpkısı benzeyen mahzun bir eşek. Sağ ayağı, diz kapağından aksadığı için tökezleyen hayvancağızın boynundaki etler pörsümüş kalça kemikleri, hâlâ çalıştırılmasına isyan eder gibi havaya fırlamıştı. Sahibi elindeki iri kıyım bir [...]

Yaza girerken

Yaza girdiğimiz şu günlerde, kadın erkek hep birlikte, yelekten, ceketten, hatta çoraptan vaz geçeceğiz demektir. Daha kısası, kalından geçecek, incede karar kılacağız. Mevsim, huyu iktizası, bizi muz kabuklarının soyuluşundaki rahatlıkla sokarken daha şimdiden hayal yapıları aşınmamış olanlar için kapalı gözlere seyredilecek nice saltanatlar vardır. Kırmızı ve pembenin hakim olduğu renklerle desenlenmiş çeşit çeşit emprime ve [...]

Asıl baş ağrımız

Bir iki meczubun veya nankörün, gece karanlığından faydalanıp zeval bulmaz namert elleriyle Atatürk’ün heykelini kırmasına bakıp esef edilebilir. Ruh yapılarımıza ve mizaçlar arasındaki ayrılık nisbetine göre kederlenir, dövünür veya ümitsizliğe düşebiliriz. Ama aramızdan bazıları çıkıp da “tamam, işte, hükümetin aczi, Atatürk düşmanlığının bütün müsebbibi odur” derse peşin hükme kapılmaz mı? Zira ayni hükümetin, Atatürk’ün manevi [...]

Cihan şampiyonluğundan sonra

Er meydanında, rakiplerinin sırtını mukavva gibi katlayıp yere seren koca pehlivanlarımızın bir haftalık şan dolu maceraları biterken bizi ve âlemi düşündürecek bazı dikkat noktaları var olsa gerekir. Bir defa, Türk'ün maddeye, manevinin gücünü katan o ezeli cüssesi, sadece gazete sütunlarına değil, mahut düşmanın da beyn-i bâlasına geçmiş bulunuyor. Bu cihan şampiyonluğunun, sporumuzun bugünkü durum bakımından [...]

Asıl dev

Eşrefpaşa’da bir adam, eski karısıyla hiçbir suretle barışamayınca silâha sarılmış, üç kurşun darbesiyle zavallı kadını yere sermiş bulunuyor. Hemen her gün, Türkiyemizin bir köşesinde buna benzer olaylar cereyan ettiğini gazetelerden öğreniyoruz. “Sevgi için aşk uğruna” diye, başına bir de iğrenç öldürme esbabı mucibesi taktığımız bu cinayetler, aslında bütün sevgilerini yitirmiş aşağılık adamların eseridir. İnsanın, bu [...]

Son bir yazı

Radyo ve televizyonları denetleyecek kurul haklı olarak özel tevizyonları uyarıyor. Özel televizyonlardan genel ahlaka aykırı olanlara yer vermemeyi istemekte haksız mı? En ciddi haberlerin arasını bile soyunuk kızlarımız dolduruyor. Soyunmak kadın, erkek çıplaklığını sergilemek zorunlu olsa bile çoluk çocuklarımızın karşısına çıplak mı çıkarız? Ben merak ediyorum, özel televizyonlarda ciddi bir konuda çırılçıplak bir kadın ya [...]

İstanbullular uyanın

Sakın, bana, bazı, tarihini bilmezleri yaptığı gibi, “İstanbul’da, yerli İstanbullu kaldı mı?” demeye kalkmayın. 18 yaşına kadar Beylerbeyi, Üsküdar, Çamlıca’larda yaşamama karşın ben de İstanbullu değilim. Fatih dönemine kadar İstanbullu mu vardı? İstanbul Belediye Başkanı adaylarına, İstanbullu olmadıkları yolunda yapılacak sitemin bir anlamı bulunamaz. Biz buralara nerelerden geldik efendim? Rumeli’lerden, Anadolu’dan, Horasan dolaylarından ve Ada’lardan. [...]

Özal dönüyor, dönekler, dönmeler de dönüyor

Sayın Özal’ın sırtında yumurta küfesi yok ki, hep konuşuyor. Bir fikre ulaşamayarak, genel kültür ve uzmanlık aşamalarının gerektirdiğinden habersiz, düşünce üretiyorum sanısıyla dönüp duruyor. O döndükçe, günlük gazetelerimizden birinde sütun kapmış. 2. Cumhuriyetçi(!)lerimiz, ünlü döneklerimiz ve dönmelerimiz de Özal’la birlikte dönüyor… Dönüyor… Sayın Özal’ın üstü cilalı, içi karışık dünyası, yinelemeler, mevsimlik dönüşlerle dolu. Bir dönem, [...]