O kadın okusun

- Dur canım, yavaş ol, ayağım gitti. - Görmedik a beyim! Ne yapalım?! Şu Güzelyalı tramvayında galiba artık seyahat imkânı kalmadı. Hele akşamları tıkış tıkış! Önümde duran hatun ise terbiye sınırından geçmiş değil. Tramvayın ne meşin halkalarını tutmuş, ne de başka bir yere istinat ediyor. Arabanın her sarsıntısında, bir iki yaylanıp üzerime çullanıyor. Ayağımın nasırında canım [...]

Aşkın posası

Kafası kızdı diye karısını doğrayan, boğazlayan canavarlar da var ya; bunların içinde, bir bedbaht hızını yenememiş, ekmek bıçağı ile doğradığı sevgilisinin kanlı vücudu defnedilmeden, adliye koridorlarında bir nutuk atmış, "Seviyordum, aşıktım, bir gün gülmedim, kavuşamadık birbirimize; hep acı çektim." Şu budala ne sanıyordu acep? Hem aşık olacak, hem de sevincinden göbek mi atacaktı? Vah gidi [...]

İskemle ile konuştum

O bahçeyi ben her zaman görürüm ya, hiç bir zaman bu türlü sakin rastlamamışım. Geçen gün öğle sıcağında uğrarayım dedim. Bir de ne göreyim? Benden başka kimse yok. Ha unutuyordum: Bir de iskemle var. Şimdi gel de iskemle beğen bakalım:  -"Garson, yavrum şunu siliver." Hayır hayır şuraya oturacağım. Ne o, orası daha mı iyi; yok [...]

Öp arslanım öp

Gazetelerde, İstanbul'a gelen Kore gazisinin, vapurdan iner inmez vatan toprağını öpüşünü gördünüz mü? "Ana Vatan" sözündeki hikmet, şimdi ne güzel ayan oldu, değil mi? Doğduğumuz günden bu tarafa bizim, geçmiş asırlardan bu yana ise milletimizin, kucağında dinlendiği bu toprakta, bizi çeken şey nedir? Bunun yüzde yüz izahını yapamazsınız ki. Vatan bu! Hastalık gibi, elektrik gibi, [...]

Sıra bize mi gelirdi?

Bugün de, asrımızda her an biraz daha azalan, dudaklarda yalnız adı kalan ve içli insanları derde salan "vefa"dan söz açmak istiyorum.  Artık gönüllerde yaşayan bir hatıradan ibaret bulunan "vefa"yı nasıl dile getirelim bilmem ki?... Dostumuz bizi unutuyor. Arkadaşımız bizi unutuyor. Sevgilimiz bizi unutuyor ve biraz garip olacak ama, zaman zaman biz bile kendi kendimizi unutuyoruz.  [...]

Bir gazete ve bir zihniyet

Şimdi siz söyleyin okuyucularım; hak verin bana: Bir adam çıkar da herkesin gözünün önünde açılmış duran bir kapıyı, tokmağından yakalayarak zorla ve zaten açık olduğunu bilmezlikten gelerek "açtım, açıyorum işte" diye beyhude gayretler sarfedersen bu adama ne dersiniz? Bir misafirliğe gitmişsiniz. Faraza, sizin tıka basa yediğinizi tuzlu ve tatlısını da midenize indirdiğinizi gördüğü halde bir [...]

Sevmek

Şimdiye kadar "sevgi"nin tarifleri yapılmıştır. Şiirde, heykelde, nesirde ve tabloda çeşitli ifadesini bulan bu tariflerin hepsi, makbul ve muteberdir şüphesiz… Bilindiği gibi "sevmek", bir varlığa bütün heyecanımızla bağlanmaktır. Kalbinde bu ateşin kıvılcımlarını taşımayan insan, bedbaht insandır. Zira hayatı güzelleştiren bu fani dünyaya renk ve manâ veren şey, "aşk"dan başka nedir?.. Cihan'ı aydınlatan, "güneş"se; beşer ruhunu [...]

Bütün müfteriler okusun

Dün bir dost geldi. "Yahu" dedi, "Her gün bir radyo sütun idare etmek ne demek? Ben bunu iyi bilirim. Şu radyoya geçen himmetlerin yetmezmiş gibi bugün de bütün kabiliyetleri gâh tenkit ederek, gâh takdir ederek uyandırmaya çalışıyorsun. Ama gel gelelim, daha düne kadar sana yakınlık gösterenlerden, çok şeylerini sana borçlu olanlardan bir kısmı bugün hakkında [...]

Tavır meselesi

Birisini kızan dostum, dün birkaç arkadaşımın beraber bulunduğu mecliste dudağını kıvırdı, yüzünü buruş durdu: "Efendim" dedi. "Adamın bir bozuk tarafı var ama, neresi anlayamadım". Sonra ilave etti:  - Tamam, tamam, tavrı bozuk! Bozulan şeye taktığı ismi hayran olmamak mümkün değildi. Dikkatle bakılırsa eğer, cemiyetimizde büyük acısını çektiğimiz meselelerden biri de tavırdır. Bir mecliste kalkar, lâf [...]

Bir hayır kurumu için

Bugün Buca Çocuk Esirgeme Kurumu'nun fakir çocuklar için tertup ettiği bir sünnet düğünü var. Beni davet edenlere teşekkür ederim. Bu sütunlarda bir defasında belirtmiştim: Bizde hayır maksadıyla kurulan derneklerin sayısı seksen altıdır ve yıllardan beri bir ikisi müstesna, bu derneklerin çoğu hayra mı, şerre mi alet oldu pek bilmem ama, bildiğim tek şey, içtimaî adalet [...]