Bu kadar yazı yazılır, neşriyat yapılır, ikaz, işaret nafile, nafile! Şu turizmi bir türlü teşvik edemez, yabancı turistlerle meşgul olamayız. Niçin? Beceriksizliğimiz mi var? Bilgimiz mi kıt? Paramız mı yok? Allah aklımızı almış da para çıkarılacak kaynağı, madeni mi keşfedemiyoruz. Belki bunların ayrı ayrı hisse ve tesirleri de yok değildir. Ama bana öyle geliyor ki [...]
Kategori: Yaşam
Ne zaman affedeceksin?
Uzaktan pek çipil bir bakışın vardı. Acaba kötü bir tecessüs adamı mı idin? Bir gün pek de istemeye istemeye yanıma yaklaştın. Bana soracakların vardı. Asıl maksadın beni tanımaktı ya; her ne ise tanıdın mı bilmiyorum. Gerçi pek kısa sürdü yakınlığımız. Ama diyeceksin ki seçmesini, deşmesini ve hele ölçüp biçmesini bilen göz için zamana ihtiyaç mı [...]
Margaret’in arayıp da bulamayacağı
Bir sürü işgüzar ve ukalâ yüzünden Margaret'le İngiliz hava albayının evlenemeyecekleri anlaşılıyor. Bu işin olacağı olsaydı, dakika beklemez, vuslat tutuşmasına hazır olan iki gönül, bir küçük kibritle parlayıverir, "onlar ermiş muradına..." faslı nihayet bulurdu. Prensesin kız kardeşi olan kraliçe, aynı zamanda kilisenin manevi reisi imiş. Kilise geleneklerine göre albay, ilk karısından, ancak toprağın altında kurtlara [...]
Kızlar üzülmesin
Dün bir İzmir gazetesi yazıyordu: "On binlerce genç kız koca bulamamak yüzünden evlerinde bekliyor" diye. Gazetenin, erkeklerin evlenmeyişlerine mazeret arayan tahlilciliğini bir yana bırakıp işi başka bir zaviyeden ele alalım. Ayrı puntolarla kızlarımıza acıyan bu satırlar ne beyhude bir çırpınıştır. Sokakta caddede gönlünü değiş, derisini sürten bekâr erkek, er geç o kuytu ve sokaklarda lekesiz [...]
Yerli Sanayi
Türkiye hükümetine geniş çapta yapılan yardımların dahi, günlük siyaset kavgalarına nafaka teşkil ettiği bir sırada, küçük bir hatırlatmamız olacak. Yerli sanayinin korunması, geniş yatırımlarla girişilen büyük çapta taahhütler, dışarıya döviz sızdırma imkânımızı kısınca veya daha tutumlu davranma zoru baş gösterince yerli sanayinin birden bire mantar gibi fışkırışına şahit olduk. Avrupa ve Amerika'daki benzerlerine eş vasıfta [...]
Edebiyata geçmemiş mi, geç!
Bizim kadar okumuş, bizim kadar yazmış olanlardan, kısaca bizim kadar mürekkep yalamışlardan üstün olabilmemiz, şüphe yok ki bir kültür davasıdır. Kültür ise okumakla elde edilir. Ne okuyacağız? İşte bütün mesele buraya dayanıyor. Benim değerli okurum diyor ki: "Hemen her çıkan mecmuayı okuyorum. Telif, tercüme yüzlerce eser okudum." yine de üstün yazı yazma ve konuşabilme kabiliyetinden [...]
Bir okuyucuma
Hatay caddesinden mektup gönderen bir bayan okuyucum, (kendisine ayrıca mektup yazacağım), enstitüyü bitirmiş, nefes almadan kitap okuyormuş. Kültürse kültür, tahsilse tahsil; bir türlü ne güzel konuşabiliyor, ne de güzel yazabiliyormuş. Bana diyor ki: "Mümtaz konuşmadıktan sonra hiç konuşmamayı tercih ediyorum." İlâve ediyor: "Ne tavsiye edersiniz?" Bestelerimin, yazılarımın, tenkitlerimin kendisinde bıraktığı derin tesiri eskilerin dediği gibi [...]
Kep gününde
İzmir Hemşire Okulu’nun namzet talebeleri bugün altı aylarını doldurdukları için kep giyecekler. Kısa zamanda sürgün veren bu merhamet fidanları, bu gece saat 21:00’de, insanlığın ilk hemşiresi fedakâr Florans Nightingale’in yaktığı ateşten nasip alıp yanacaklar. Mevki, sınıf, zengin, fakir, genç, ihtiyar ve kadın erkek, hepimizi korku ve aczin baskısı altında bir hizaya getiren hastanelerde tek teselli [...]
Oldu, bitti
Dün İnönü İlkokulu'nun müsameresinde idim; senelerdir ilk defa müsamere nedir, bunu kavramış bir mekteple karşılaşmak içime huzur verdi. Bir defa her sınıftan en az üçte bir, hatta iki nisbetinde çocuk, türlü vesilelerle sahneye çıkarılmıştı. Öte taraftan, bir koro veya rond münasebeti ile de, bazen bütün bir sınıf karşımızda mevki alıyordu. Neden bizde bu hal bir [...]
Hans’ın gırtlağı
Zavallı gemicinin hikâyesini biliyorsunuz. Adamcağız ekmek parası kazanmak için diyar diyar dolaşan bir gemi ile İzmir'e kadar geliyor. Bir lokantada iki defa parasını ödeyerek içki içiyor. Anlaşılan bu Türk lokantasını sevmiş olmalı ki üçüncü defa yine oraya geliyor. Bu sefer hizmetkar Türk çocuğunu da beraberine alarak dostça içiyorlar. Ama parası bitmiştir ve cebinde metelik yoktur. [...]
